Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2009/11912 E. 2010/7562 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/11912
- Karar No
- 2010/7562
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 27.12.2007 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 25.02.2009 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş; yerel mahkemece süresinde olmadığı gerekçesiyle temyiz istemi ek karar ile reddedilmiştir. Davacı vekilinin ev adresine yapılan tebligatın süresinde olduğu kabul edilerek temyiz isteminin süre yönünden reddine ilişkin 01.07.2009 günlü ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur. Davacı, hakkında 2003 yılı sicil raporu düzenleyen davalının o dönemde 1. sicil üstü olduğunu, kişisel düşüncelerle öznel (sübjektif) davranarak olumsuz sicil düzenlediğini; sicil raporu, takdir edilen sicil notları ve sicil raporunda yazılan bilgilerin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu belirterek, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir. Davalı ise, Anayasa’nın 129/5 maddesi uyarınca kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, sicil raporunun iptali amacıyla idare hakkında idari yargı yerinde dava açılıp iptal ettirilmeden tazminat davasının açılamayacağını ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel Mahkeme, davacı hakkında düzenlenen sicil raporu iptal edilmediğinden manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile istemin reddine karar verilmiştir. Kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat davası açılması, idari yargı yerinde dava açılarak sicilin iptal ettirilmiş olması koşuluna bağlı olmadığından işin esasına girilerek, tarafların iddia ve savunmaları incelendikten sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine gününde 22/06/2010 oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Dava, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken (görevlerini yaparken) kusurları sonucu şahıslara zarar vermelerinden kaynaklanan ve zarar gören şahısların kamu görevlileri aleyhine adli yargıda açtıkları tazminat davasıdır. Anayasa’nın 129/5. maddesindeki “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan ... tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabilir” hükmü ile buna paralel olarak düzenlenmiş olan 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13. maddesi hükmünün açık, net ve amir olması, bu düzenlemeler gereğince kamu görevinden dolayı zarar gören kişilerin ancak idare aleyhine idari yargıda dava açabileceği, kamu görevlisi aleyhine adli yargıda dava açılmasının ve açılacak bu davalarda kamu görevlisinin kişisel kast veya kusurunun araştırılmasının mümkün olmaması, yasa hükümlerine aykırı yorum ve uygulama yapılamayacağı, idari yargının görevine giren davaların kamu düzenine aykırı sonuç doğuracak şekilde adli yargıda görülemeyeceği, kamu görevlileri hakkında adli yargıda kişiler tarafından açılan tazminat davalarının kast ve kusur araştırması yapılmaksızın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. 22/06/2010