Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2024/9276 E. 2025/3061 K. – Hakaret
Konu: Hakaret
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/9276
- Karar No
- 2025/3061
- Karar Tarihi
- Konu
- Hakaret
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/3387 Değişik iş ŞÜPHELİ : ... SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, şüpheli tarafından yapılan yorumdaki ifadelerin duraksamaya yol açmayacak şekilde şikayetçinin şahsına yönelik olduğunun anlaşılamaması nedeniyle matufiyet şartının gerçekleşmediğinden bahisle Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 06/07/2023 tarihli ve 2023/10543 soruşturma, 2023/4876 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın süre yönünden reddine ilişkin mercii Trabzon 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 09/10/2023 tarihli ve 2023/3387 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2024 gün ve 2024/96329 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin 1. fıkrasında, suçtan zarar görenin, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebileceği, aynı Kanunun “Adlî tatil” başlıklı 331. maddesinde ceza mahkemelerinde her yıl 20 Temmuzdan 31 Ağustosa kadar çalışmaya ara verileceği, adli tatile rastlayan sürelerin işlemeyeceği, bu sürelerin adlî tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılacağının belirtilmiş olması karşısında, somut olayda müşteki vekiline 17/07/2023 tarihinde tebliğ edilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı, müşteki vekilinin 31/07/2023 tarihinde Uyap aracılığı ile itiraz dilekçesini gönderdiği, anılan hakimlikçe itiraz dilekçesinin 11/08/2023 tarihinde havale edilerek 15 günlük yasal itiraz süresinin geçtiğinden bahisle itirazın süre yönünden reddine karar verilmesine karşın, müşteki vekilince anılan kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yasal süre içerisinde itiraz ettiği gibi itirazın havale tarihi esas alındığında dahi itirazın adli tatil içerisinde gönderildiği ve itirazın süresinde verildiğinin kabulü gerektiği anlaşılmakla, itiraz üzerine işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 Sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." ikinci fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." 172 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinde ise; "(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.” hükümleri yer almaktadır. Aynı Kanun'un 331/4. maddesinde "Adli tatile rastlayan süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır." düzenlemesi bulunmaktadır. Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 16.09.2014 tarihli 2013/4-544 Esas, 2014/385 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere CMK'nun 331. maddesinde yapılan değişiklikler göz önüne alındığında, adlî tatilin; 01.01.2005 tarihine kadar 20 Temmuz - 5 Eylül, 01.01.2005 ile 01.01.2012 tarihleri arasında 1 Ağustos - 5 Eylül, 01.01.2012 tarihinden itibaren ise 20 Temmuz - 31 Ağustos tarihleri arasında olduğu görülmektedir. Aynı maddenin 2. fıkrasında, anılan makam ve mahkemelerin bu süre içinde, sadece soruşturmaları, tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaları ve ivedi sayılacak diğer hususları yerine getirecekleri belirtilmiş, 3. fıkrasında Yargıtayın, yalnız tutuklu hükümlere ilişkin veya 5320 sayılı Kanunun 18. maddesi ile 1 Haziran 2005 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılan Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu gereğince görülen işlerin incelemelerini yapacağı, 4. fıkrasında ise, adlî tatile rastlayan sürelerin işlemeyeceği, bu sürelerin tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemelere göre, adlî tatil içinde görülebilen işler yönünden 4. fıkra hükmü uygulanmayacak, bu tür dava ve işlerle ilgili süreler adlî tatil içinde de işleyecektir. Sürenin uzaması kuralının uygulanabilmesi için, adlî tatil içinde görülemeyen dava ve işlerle ilgili kararın tebliğinin tatilden önce gerçekleştirilmesi, işlemeye başlayan sürenin adlî tatil içinde sona ermesi gerekir. Bu takdirde tatilden önce işleyen kısma bakılmaksızın, süre, adlî tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzayacaktır. Öte yandan 14.02.1934 sayı gün ve 47/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre de; adlî tatilde görülemeyen davalarla ilgili kararların, adlî tatile rastlayan dönemde tebliği geçerli olmakla birlikte, tatilde süre işlemeyeceği için, bu durumda mehil adlî tatilin bitiminden itibaren başlayacaktır. İncelenen dosyada; kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın şikayetçiye 17.07.2023 tarihinde tebliğ edildiği ve şikayetçi vekilinin adli tatil içerisinde 11.08.2023 havale tarihli dilekçe ile itiraz isteminde bulunduğu, yukarıda açıklanan düzenlemeler karşısında, şikayetçi vekilinin itirazen inceleme isteğinin süresi içinde olduğu halde işin esasının incelenmesi gerekirken, süre yönünden reddine dair mercii kararı Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Trabzon 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 09.10.2023 tarihli ve 2023/3387 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.02.2024 tarihinde karar verildi.