Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2024/11975 E. 2026/11818 K. – Göçmen Kaçakçıl

Konu: Göçmen Kaçakçılığı

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2024/11975
Karar No
2026/11818
Karar Tarihi
Konu
Göçmen Kaçakçılığı

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1417 E. 2024/1009 K. SUÇ : Göçmen kaçakçılığı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde, sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde yapıldığı, temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik olarak, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği özetle; yardım amacıyla arabasına aldığı göçmenlerden maddi kazanç sağlamadığına, delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak, Hükmün 2. bendinde '6 yıl hapis ve 600 gün adli para' cezasına hükmedildikten sonra, hükmün 3. ve 4. bentlerinde TCK'nın 62. maddesinin ve başkaca artırım ve indirim nedeninin uygulanmadığının belirtildiği, hapis cezası üzerinde de hiç bir değişiklik yapılmamasına rağmen, hükmün 7. bendinde lüzumsuz tekrar yapılarak: 'neticeten 3 yıl 6 ay hapis ve 12.000,00 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına...' denilmek suretiyle, hapis cezası yönünden, hükmün 2. bendi ile 7. bendi arasında çelişkiye düşülerek, hapis cezanın ne kadar olduğu hususunda tereddüt oluşturulmuş ve hüküm karıştırılmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 29.11.2016 tarihli, 2016/1013 E. ve 2016/460 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere; yargısal kararın önemi ve belirliliği, Anayasa ile güvence altına alınan kişi hürriyeti ve hukukî güvenliğinin korunması ilkeleri ile birlikte değerlendirildiğinde, tefhim olunan sonuç cezanın mahkemenin gerçek iradesini yansıttığının kabul edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla hükmün yalnız sanık tarafından istinaf edildiği, aleyhe istinaf bulunmadığı dikkate alındığında, sanık hakkındaki hürriyeti bağlayıcı sonuç cezanın 3 yıl 6 ay yerine 6 yıl olarak belirlenmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Altınözü 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2024/11975, K. 2026/11818, T. 22.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2024-11975-e-2026-11818-k-fd574b79af46