Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2023/3314 E. 2025/9714 K. – Cumhurbaşkanına

Konu: Cumhurbaşkanına Hakaret

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2023/3314
Karar No
2025/9714
Karar Tarihi
Konu
Cumhurbaşkanına Hakaret

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/570 E., 2022/385 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik olarak, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; tanık beyanlarına itibar edilmemesinin hatalı olduğuna, paylaşımın sanığın kardeşi tarafından yapıldığına ve eleştiri sınırında kaldığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; İnsanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi ve yayabilmesi olarak kabul edilen, ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Anayasa'nın 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bunun yanında, bu hak, birçok uluslararası belgeye ve mahkeme kararına da konu olmuştur. Türkiye'nin de yargılama yetkisini kabul ettiği AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinin 2. paragrafı saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen "bilgi" ve "fikirler" için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM'e göre ifade özgürlüğü, yokluğu halinde "demokratik bir toplum"dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir. Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslararası mevzuatlarda yer almaktadır. Nitekim Anayasa'nın 26. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürüğü, aynı maddenin 2. fıkrasında belirtilen sebeplerle sınırlandırılabilir. Dolayısıyla anılan madde ile Anayasa'nın 13. maddesine göre, ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz. Açıklamalar ışığında, somut olayda; sanığın paylaşımında yer alan sözlerin duraksanmayacak şekilde katılanın şahsına yönelik olduğunun anlaşılamadığı gibi matufiyet kabul edilse dahi suça konu paylaşımın tüm içeriği gözetildiğinde siyasi ve ağır eleştiri niteliğinde olduğu dolayısıyla Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı düşünülmeden, sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi, 2-Kabule göre; a)Suç tarihinin "16.03.2016"yerine "15.03.2016" olarak gösterilmesi, b)Sanığın adli sicil kaydındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın suç tarihinden sonra kesinleşen sanık hakkında "Sanığın daha önceden açıklanması geri bırakılmış olsa da göz önüne alındığında takdiren ve yasal engel nedeniyle sanık hakkında kurulan hükmün CMK 231/6. maddesi uyarınca açıklamasının geri bırakılmasına karar verilmesine yer olmadığına, " şeklindeki dosya kapsamıyla uygun olmayan gerekçeyle 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca ... 6. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2023/3314, K. 2025/9714, T. 22.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2023-3314-e-2025-9714-k-234c7b2f2377