Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2022/8957 E. 2025/686 K. – Fuhuş
Konu: Fuhuş
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/8957
- Karar No
- 2025/686
- Karar Tarihi
- Konu
- Fuhuş
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/153 E., 2021/207 K. SUÇ : Fuhuş HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, Dairemizin önceki bozma kararında belirtildiği üzere, suç tarihi itibariyle henüz 18 yaşını bitirmeyen katılanı, fuhuş yaptırmak amacıyla tedarik eden, bir yerden diğer bir yere götüren ve barındıran sanığın, suça ait araç fiillerden hiçbirine başvurmamış olsa dahi, eyleminin ayrıca TCK’nın 80/1. maddesinde düzenlenen “insan ticareti” suçunu da oluşturabileceği, bu durumda TCK'nın 44. maddesi uyarınca fikri içtimadan söz edilemeyeceğinden, mahkeme tarafından dava zamanaşımı süresinde “insan ticareti” suçundan “suç duyurusunda” bulunulabileceği, Tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Bozma sonrası sanık hakkında fuhuş suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine, eksik inceleme ve gerekçeyle verilen kararın bozulmasına ilişkindir. Katılan ... Özer vekilinin temyiz istemi özetle; sanık hakkında fuhuş suçundan teşdiden ceza tayin edilmesi ve kararın sanık aleyhine bozulması gerektiğine dairdir. Katılan kurum vekilinin temyiz istemi özetle; somut olayın özelliklerine göre sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak teşdiden ceza verilmesi gerektiğine, katılan Bakanlık lehine vekalet ücreti tayin edilmediğine yöneliktir. III. GEREKÇE Sanığa yükletilen fuhuş eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu, Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı, Anayasa’nın 41. maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu, aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20/2. maddesi gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği, ancak Bakanlığın davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, 5271 sayılı Kanun'un 237. ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetildiğinde vekalet ücretine hükmedilmemesinin yerinde olduğu, Anlaşıldığından, yapılan incelemede isabetsizlik görülmemiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin kararında, sanık müdafii ile katılanlar vekilleri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından, temyiz sebeplerinin reddiyle HÜKMÜN, tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.01.2025 tarihinde karar verildi.