Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2022/6585 E. 2025/5302 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/6585
- Karar No
- 2025/5302
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Göçmen kaçakçılığı, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı ve sanık ... müdafiinin sanık hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyizini vekâlet ücretine hasren ileri sürdüğü tespit edilip, sanıklar ... ve ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 1412 sayılı Kanun'un 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıklar hakkında göçmen kaçakçılığı suçundan, mahkûmiyet hükümleri kurulduğu, sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan ise beraat kararı verildiği anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin "27.06.2007" olarak gösterilmemesinin mahallinde düzeltilebilecek maddi hata niteliğinde olduğu belirlenmiştir. A. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ... ve ... Hakkında Göçmen Kaçakçılığı Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümleri ile Sanık ... Hakkında Suç İşlemek Amacıyla Kurulan Örgüte Üye Olma Suçundan Verilen Beraat Hükmü Yönünden 1. Yargılandığı aynı davada sanık ... hakkında göçmen kaçakçılığı suçundan mahkûmiyet hükmü verilmiş olması karşısında, sanık müdafii tarafından sunulan avukatlık hizmetinin bölünmesi mümkün olmadığından, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan verilen beraat kararı nedeniyle vekâlet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Sanıklara yükletilen göçmen kaçakçılığı eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu ögelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı, Sanık ...'in adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan ilamın kesinleşme tarihinin suç tarihinden sonra olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin uygulanmasına esas teşkil etmemesi karşısında, sanığın tekerrüre esas başkaca sabıkasının da bulunup bulunmadığı belirlenip sonucuna göre mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilebileceği, Anlaşıldığından, yapılan incelemede isabetsizlik görülmemiştir. B. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1.UYAP sistemi üzerinden yapılan araştırmada, sanık ... hakkında, suç tarihi "25.06.2007" olan göçmen kaçakçılığı suçundan Yayladağı Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/121 Esas, 2008/66 Karar sayılı dosyası kapsamında ve sanık ... hakkında suç tarihi "11.06.2007" olan göçmen kaçakçılığı suçundan Hatay 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/524 Esas, 2009/310 Karar sayılı dosyası kapsamında yapılan yargılamalar sonucunda mahkûmiyet hükümleri kurulduğu ve bu kararların kesinleştiği anlaşılmakla, mükerrer cezalandırılmanın önlenmesi amacıyla, ilgili dava dosyaları getirtilip, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesinden sonra sonucuna göre sanık ... ve ...'in hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2.Ceza infaz kurumunda bulunan sanık ...'ın duruşmadan bağışık tutulma talebinin olmaması karşısında, yargı çevresi dikkate alınarak hazır edilmesi gerektiği gözetilmeden, yokluğunda hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 193 ve 196. maddelerine aykırı şekilde savunma hakkının kısıtlanması, 3.Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi uyarınca, sanığın üzerine atılı suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olaylar ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti yargılama aşamasında toplanan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Bu açıklamalar ışığında somut olayda, sanıklar ... ve ...'ın atılı suçlamayı kabul etmemesi ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, sanıkların göçmen kaçakçılığı suçunu işlediğine veya diğer sanıkların eylemlerine iştirak ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, cezalandırılmalarına yeter, kesin bir delilin bulunmadığı gözetilmeden, sanıklar hakkında mahkûmiyet hükümleri kurulması, 4.Atılı suçlamayı kabul etmeyen sanık ...'ın, tape kayıtlarında "Antik" olarak belirtilen şahıs olduğu ve 0539 666 .. 19 nolu telefon hattını kullandığı kanaatine ne şekilde varıldığı açıklanıp tartışılmadan, yetersiz gerekçeyle sanık ... hakkında hükümlülük kararı verilmesi, 5.Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre, sanık ...'ın 08.01.2016, sanıklar ..., ... ve ...'in 06.02.2023 tarihinde vefat ettiklerinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun'un 64/1. maddesi uyarınca sanıklar hakkında açılan kamu davalarının düşmesine karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 6.Kabule göre de; Sanık ...'in minibüsüne aldığı göçmenlerle seyir halinde olduğu sırada yakalanması şeklinde gelişen eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeden, sanık hakkında TCK’nın 35. maddesinin uygulanmaması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi, Bozmayı gerektirmiştir. III. KARAR A. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ... ve ... Hakkında Göçmen Kaçakçılığı Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümleri ile Sanık ... Hakkında Suç İşlemek Amacıyla Kurulan Örgüte Üye Olma Suçundan Verilen Beraat Hükmü Yönünden Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin kararında, sanıklar ..., ... ve ... müdafii, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... müdafii, sanık ... ve müdafii ile sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, temyiz sebeplerinin reddiyle HÜKÜMLERİN, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın müdafileri, sanıklar ..., ... ve ... ile sanık ... ve müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden, HÜKÜMLERİN, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,19.03.2025 tarihinde karar verildi.