Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/28240 E. 2023/15819 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2020/28240
Karar No
2023/15819
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Kasten yaralama, tehdit Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı ve sanık ... hakkında, katılan ...'e yönelik hakaret suçundan kurulan beraat hükmünün temyiz edilmediği yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile 1. Sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat, 2. Sanık ... hakkında kasten yaralama ve hakaret suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat, 3. Sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat, Kararı verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; sanıklar hakkında mahkumiyet hükümleri kurulmasına, vesaire ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Suç tarihinde taraflar arasında çıkan tartışmada sanıkların katılanı basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde kasten yaraladıkları, sanık ...'un, katılana hitaben "S... gidin, a... koyduğumun çocukları." diyerek hakarette bulunduğu iddia edildiği olayda; 1. Sanıkların suçlamaları kabul etmediği, 2. Tanık delilin dosyada mevcut olmadığı, 3. Dosya kapsamından taraflar arasında husumet bulunduğu, 4. Katılan hakkında 25.01.2015 tarihinde düzenlenen adli muayene raporunda meydana gelen yaralanmaların basit tıbbi müdahale ile giderilebileceğinin belirtildiği, 5. ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/110 Esas, 2015/150 Karar sayılı kararı ile aynı olay nedeniyle suça sürüklenen çocuk ... hakkında katılana yönelik kasten yaralama suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, Tespit edilmiştir. 6. Yerel Mahkemece, " ... sanıkların hazırlık aşamasında ve yargılama aşamasındaki savunmalarında üzerilerine atılı suçları işlemediklerini, diğer sanıkların kendilerine hakaret ettiği, yaralamaya çalıştığını içeren savunmalarda bulundukları, görülmüş olup, müştekiler dışında olaya dair bilgisi ve görgüsü olan tanığın bulunmadığı, nitekim ... dışındaki müşteki sanıkların adli raporlarında darp cebir izine rastlanmadığının tespit edildiği, müdahil sanık ...'e yönelik basit yaralama suçundan ise dava dışı sanık ...'nin ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/110-159 E-K sayılı ilamı ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanık ...'ın hazırlık aşamasında alınan beyanında ...'nin kendisine kürek ile vurduğunu beyan ettiği, sanık ...'ın diğer sanıkların kendisine vurduğunu iddia etmesi karşısında aralarında husumet bulunması nedeni ile böyle bir isnatta bulunmuş olabileceği kanaatine varılmış ve sanıkların üzerilerine atılı tüm suçlar yönünden müsnet suçları işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı somut delil elde edilemediği." şeklindeki gerekçeyle beraat hükümleri kurulmuştur. IV. GEREKÇE A. Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanıkların istikrarlı savunmalarında suçlamaları kabul etmemeleri, tarafsız tanığın bulunmaması ve taraflar arasında husumet bulunması karşısında; sanıklar hakkında atılı suçlardan beraat hükümleri kurulmasında hukuka aykırılık görülmemiştir. B. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.03.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2020/28240, K. 2023/15819, T. 08.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2020-28240-e-2023-15819-k-c2367ea55b58