Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2012/31572 E. 2013/26511 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2012/31572
Karar No
2013/26511
Karar Tarihi

Görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 26/12/2007 ... ve 2007/68 esas, 2007/922 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 20/06/2012 ... ve 2010/14656 esas, 2012/15085 sayılı kararıyla; "Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Sanığın, olay sırasında yanında ... ... ve ... ... isimli şahısların bulunduğunu, görevliler tarafından dövüldüğünü ve buna ilişkin doktor raporu olduğunu savunması karşısında isimlerini bildirdiği kişiler tanık olarak dinlenip, suçun oluştuğunun kabulü durumunda tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı da tartışılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulması, 2- Mahkemenin kabulüne göre, a- Görevliye hakaret suçunda sonuç cezanın 1 yıl 2 ay 17 ... yerine 14 ay 7 ... olarak eksik belirlenmesi, b- Görevi yaptırmamak suçunun birden fazla görevliye karşı gerçekleştiği ve TCY'nın 43/2. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, Yasaya aykırı ve sanık ...'ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKÜMLERİN BOZULMASINA," karar verilmiştir. I-İTİRAZ NEDENLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/09/2012 ... ve 2008/182699 sayılı yazısı ile; "1)Görevliye hakaret suçunda sonuç cezanın 1 yıl 2 ay 17 ... yerine 14 ay 7 ... olarak eksik belirlenmesi ve görevi yaptırmamak suçunun birden fazla görevliye karşı gerçekleştiği halde ve TCK 'nın 43/2. maddesinin uygulanmaması suretiyle sanık hakkında eksik cezaya hükmolunması karşı temyiz bulunmadığından ayrıca bozma nedeni olarak değerlendirilmemelidir. Esasen ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.11.1998 ... 282-348, 23.03.2004 ... 41-70 ve 04.03.2008 ... 47-43 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, sanığın; yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkan hafif sonuç cezadan, ikinci kez mahkûmiyetin sonuçlarını da kapsayacak şekilde yararlandırılmasını sağlayacak, hakkaniyete aykırı sonuçların doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açacak bir durum da somut olayda bulunmamaktadır. 2)Somut Olayda TCK’nın 29. maddesinde tanımlı haksız tahrikin koşulları geçekleşmemiştir. ….Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; görevlilere direnme ve sövme suçunun tüm kurucu unsurlarının somut olayda gerçekleştiği tartışmasızdır.Tartışılması gereken husus cezaya etki eden bir neden olarak tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağıdır. Soruşturma evresinde sanık hakkında tanzim edilen, 01/08/2006 tarihli ve 30367 Protokol numaralı adli raporda özetle, “…Genel durumu iyi…180 promil alkol, dirsekte hafif ödem, göğüs ve sırtta hafif ekimozlar mevcut. Dengesiz konuşma ve davranışları abartılı boyutta olan kişinin ... tehlikesi yoktur…”

hususlarına yer verilmiştir. Olay sonrası kolluk görevlilerince tutulan 01/08/2006 tarihli tutanakta sanığın aracı kaçırmak istemesi üzerine durdurulduğu, bu sırada sanığın direndiği ve hakaret ettiği belirtilmiştir. Kovuşturma evresinde dinlenen tutanak düzenleyici kolluk memurlarının anlatımında; “sanığın araçtan inmemek için direndiği,kendisini yere attığı, hastanede ise kendisini duvarlara çarptığı” İfade edilmiştir. Dosya kapsamına, doktor raporu ve tutanak düzenleyicilerin anlatımlarına göre, sanığın kolluk görevlilerince dövülmediği, vücut üzerindeki ekimozların hangi sebepten kaynaklandığı açık değildir. Esasen mevzuat hükümlerine müsteniden kolluk görevlilerince orantısız güç kullandığına matuf dosyada mevcut bir kanıt da bulunmamaktadır. Aksi durumun kabulü halinde bu nevi suçların işleniş şekilleri de nazara alındığında sanıkların mesnedsiz ve bir delile de dayanmayan soyut savunmalarına itibar edilmesi halinde kolluk görevlilerinin kanundan kaynaklanan görevlerinin yerine getirilmesinde bir zaafiyet olması sonucu doğabilecek, bundan da kamu düzeni ve otoritesi zarar görecektir. 3)Savunma tanıklarının dinlenilmesi talebi oluşa göre savunma hakkının suistimali kapsamında değerlendirilmelidir. Sanığın soruşturma evresindeki 01/08/2006 tarihli savcılık ifadesinde, alkollü olduğunu, kimseden şikayetçi olmadığını belirtmiş olmasına karşın savunma tanığı olarak bir isim zikretmemiştir. Öte yandan kovuşturma evresinde sanığın savunmasında belirttiği ... ... ve ... ... isimli şahısların ... anlamda var olup olmadıkları belirgin olmadığı gibi sanığa atılı suçun nesnel kurucu unsurlarının sübutu bakımında da maddi gerçekliğin ortaya çıkartılması bakımından sonuca etkili olmadığı değerlendirilmektedir. Esasen sanığın olayın başından beri hiç belirtmediği halde savunma aşamasında bu isimlere yer verilmesi yargılama sürecinin uzatılmasına matuf savunma hakkının suiistimali kapsamında değerlendirilebilecek bir yaklaşımdır. Sonuç ve istem: 1)Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 20/06/2012 ... ve 2010/14656 Esas, 2012/15085 Karar sayılı Bozma Kararının kaldırılarak, Yerel Mahkeme hükmünün ONANMASI, 2)İtirazın Yüksek Dairenizce yerinde görülmemesi halinde dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİ, itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü: II- KARAR İncelenen dosyada, ... ... isimli kişinin yetersiz ehliyetle otoban turnikelerinde polis tarafından yakalanarak yasal işlem yapılması üzerine, sanık ...’ın yanında birkaç arkadaşı olduğu halde olay yerine gittiği, burada polis ve ... görevlileri ile aralarında çıkan tartışma sırasında direnme ve hakaret suçlarının işlendiği, sanık savcılık ve mahkeme ifadelerinde, şoför olan ... ...’ın yetersiz ehliyetle yakalanması üzerine, yanına şoför de alarak olay yerine gittiğinde, görevliler tarafından darp edildiğini, bu hususta raporunun bulunduğunu, ... ... ve ... ... Köyünden ... ... isimli kişinin yanında olduğunu belirttiği, mağdurlar da ifadelerinde ... ...’ın yetersiz ehliyetle yakalanması üzerine sanığın yanında 4 kişi ile olay yerine geldiğini ifade ettikleri, dolayısıyla itiraz yazısında belirtildiği üzere bozma kararında isimleri yer ... tanıkların hayali olmadıkları, hatta ... ...’ın hakkında idari yaptırım uygulanan kişi olduğu ancak bu kişilerin mahkemece dinlenmeyerek eksik kovuşturma yapılıp savunma hakkının kısıtlandığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 28.05.2013 tarih ve 2013/167-262 sayılı ve benzeri kararlarında belirtildiği üzere aleyhe temyiz bulunmayan davada, başka bozma nedenlerinin varlığı halinde, cezanın aleyhe değiştirilmesi yasağına değinilerek aleyhe olan hususların da bozma konusu yapılacağı,

Temyiz incelemesinde Yargıtay’ın en ... görevinin gerekçe denetimi oluşu gözetildiğinde, sanığın haksız tahrik altında hareket ettiğine işaret eden savunmasına karşın, bu hususun mahkeme kararında tartışılmaması ve bozma kararında belirtilen diğer eksiklikler nedeniyle, Dairemizin 20/06/2012 ... ve 2010/14656 esas, 2012/15085 sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazları yerinde görülmediğinden, itirazın reddine, 6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanunun 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 24.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2012/31572, K. 2013/26511, T. 24.10.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2012-31572-e-2013-26511-k-497b836ae51d