Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2012/28188 E. 2013/16897 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/28188
- Karar No
- 2013/16897
- Karar Tarihi
İnfaz kurumuna yasak eşya sokma suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Devrek Asliye Ceza Mahkemesince verilen 21/05/2008 tarihli ve 2006/180 esas, 2008/289 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 08/02/2012 gün ve 2010/25765 esas, 2012/2322 sayılı kararıyla; "Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede ; 5237 Sayılı TCY.nın 58.maddesinin uygulanmasında eski hükümlülüklerinden en fazla ceza içeren kararın infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görülmüştür. Yargılama ve olayın kanıtlanmasına ilişkin gerekçe: Sanığa yükletilen infaz kurumuna yasak eşya sokmak eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; böylece olaylara ilişkin sorunlarda gerekçenin yeterli bulunduğu, Hukuksal tanı: Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tiplerine uyduğu, Yaptırım: Cezaların yasal bağlamda uygulandığı, Anlaşıldığından sanık ...'un ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA" karar verilmiştir. I-İTİRAZ NEDENLERİ Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02/04/2012 gün ve 2008/270675 sayılı yazısı ile; "Çözümlenmesi gereken sorun 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 58/6. maddesi uyarınca sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilirken tekerrüre esas alınan ilamın karar yerinde gösterilmesinin zorunlu olup olmadığına ilişkindir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun "SUÇTA TEKERRÜR VE ÖZEL TEHLİKELİ SUÇLULAR " başlıklı 58.maddesinde tekerrür şu şekilde düzenlenmiştir: "(1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi hâlinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez. (2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı; a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl, b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl, Geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz. (3) Tekerrür hâlinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur. (4) Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz. Kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya kıymetli damgada sahtecilik suçları hariç olmak üzere; yabancı ülke mahkemelerinden verilen hükümler tekerrüre esas olmaz. (5) Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz. (6) Tekerrür hâlinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. (7) Mahkûmiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilir. (8) Mükerrirlerin mahkûm olduğu cezanın infazı ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması, kanunda gösterilen şekilde yapılır. (9) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir. " 5275 sayılı 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Yasanın 108. maddesinde ise mükerrirlere özgü infaz rejimi; “(1)Tekerrür hâlinde işlenen suçtan dolayı mahkûm olunan; a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının otuzdokuz yılının, b) Müebbet hapis cezasının otuzüç yılının, c) Süreli hapis cezasının dörtte üçünün, İnfaz kurumunda iyi hâlli olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanılabilir. (2) Tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrürüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz. (3) İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez. (4) Hâkim, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler. (5) Tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde, koşullu salıverilmeye ilişkin hükümler uygulanır. (6) Hâkim, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar verebilir. Denetim süresi en fazla beş yıla kadar uzatılabilir” şeklinde yer almıştır. Buna göre; önceden işlenen suçtan dolayı verilen hükmün kesinleşmesinden sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanacaktır. Tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki hükmün kesinleşmesi ve ikinci suçun kesinleşmeden sonra işlenmesi yeterli olup, cezanın infaz edilmiş olmasına gerek bulunmamaktadır. Ancak yasa koyucu tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki cezanın infaz edilmesi koşulunu aramadığı halde, infazdan sonra belirli bir sürenin geçmesi halinde tekerrür hükümlerinin uygulanmayacağını hüküm altına almıştır. Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl, beş yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına mahkûmiyet halinde ise cezanın infaz tarihinden itibaren üç yıl geçmekle tekerrür hükümleri uygulanmayacaktır. Ceza Genel Kurulunun 06/04/2010 tarih 2010/6-48 esas 2010/74 karar sayılı ilamında bu konu tartışılmış ve şu şekilde sonuca bağlanmıştır: "Yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; 5237 sayılı TCY’nın 58. maddesinde düzenlenmiş bulunan ve güvenlik tedbirlerine ilişkin bölümde yer alan ""tekerrür müessesinin” infaz hukukundan daha çok maddi ceza hukukuna ilişkin bir “kurum” olduğu görülmektedir. Hükümlülüğün yasal sonucu olmaması nedeniyle 5275 sayılı TCY’nın 98 ve devamı maddeleri uyarınca infaz aşamasında bu konuda karar alınması mümkün değildir. Hangi mahkûmiyetin tekerrüre esas alındığı, tekerrür koşullarının bulunup bulunmadığı, hükümlü hakkında kaçıncı kez tekerrür hükümlerinin uygulandığı ve tekerrür nedeniyle hükümlünün ceza evinde kalacağı süreye eklenecek sürenin belirlenmesi için mahkûmiyet hükmünde açıkça hangi hüküm nedeniyle kişinin mükerrir sayıldığı ve hangi mahkûmiyetin tekerrüre esas alındığının belirtilmesi gerekmektedir. Nitekim, 5237 sayılı Yasanın 58. maddesinin 6 ve 7. fıkralarında da bu husus açıkça belirtilmiş olup; şu halde, “tekerrür" hükümlerinin uygulanmasına karar verilmediği” ahvalde, “aleyhe değiştirememe ilkesi”nin gözetilmesi gerektiği kabul edilmelidir." "5237 sayılı Yasanın 58. maddesinde düzenlenmiş bulunan tekerrür, güvenlik tedbirlerine ilişkin bölümde yer almakta ise de, anılan düzenleme maddi ceza hukukuna ilişkindir. Hükümlülüğün yasal sonucu olmaması nedeniyle 5275 sayılı Yasanın 98 vd. maddeleri uyarınca infaz aşamasında bu konuda karar alınması mümkün değildir. Hangi mahkûmiyetin tekerrüre esas alındığı, tekerrür koşullarının bulunup bulunmadığı ve hükümlü hakkında kaçıncı kez tekerrür hükümlerinin uygulandığı ve tekerrür nedeniyle hükümlünün cezaevinde kalacağı süreye eklenecek sürenin belirlenmesi için mahkûmiyet hükmünde açıkça hangi hüküm nedeniyle kişinin mükerrir sayıldığı ve hangi mahkûmiyetin tekerrüre esas alındığının belirtilmesi gerekmektedir." Bu durumda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 58.maddesinde düzenlenmiş bulunan ve güvenlik tedbirlerine ilişkin bölümde yer alan tekerrür müessesi infaz hukukundan daha çok maddi ceza hukukuna ilişkin bir kurumdur ve hükümlülüğün yasal sonucu olmaması nedeniyle 5275 sayılı Yasanın 98 ve devamı maddeleri uyarınca infaz aşamasında bu konuda karar alınması mümkün değildir. Tekerrür koşullarının bulunup bulunmadığı, hükümlü hakkında kaçıncı kez tekerrür hükümlerinin uygulandığı ve tekerrür nedeniyle hükümlünün cezaevinde kalacağı süreye eklenecek sürenin belirlenmesi için mahkûmiyet hükmünde hangi hükümlülüğün tekerrüre esas alındığının belirtilmesi zorunludur. Aksi takdirde mahkumiyet hükmünde, mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmemiş olması, kazanılmış hak oluşturur. Mahkemece öncelikle 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 58. maddesinin uygulanmasına dayanak oluşturan ilamın tekerrüre esas olup olmayacağı ile mevcut olduğu takdirde sanık hakkındaki diğer ilam ya da ilamların tekerrüre esas alınabilecek nitelikte olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Somut olayda mahkemece, adli sicil kaydında birden fazla hükümlülüğü bulunan sanığın, tekerrürüre esas olabilecek eski hükümlülüğüne ilişkin ilam tekerrür koşullarının belirlenmesi için inceleme yapılmak üzere getirtilmesine rağmen, kararda denetim olanağı sağlayacak şekilde, tekerrüre esas alınan hükümlülük ile kaçıncı kez tekerrür hükümlerinin uygulandığı belirtilmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle özel Dairenin "5237 Sayılı TCY.nın 58.maddesinin uygulanmasında eski hükümlülüklerinden en fazla ceza içeren kararın infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı" bulunduğunu vurgulayarak hükmü onamasında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 58. maddesinin aleyhe değiştirme yasağına konu olabilmesi bakımından isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle itirazın kabulü ile Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 08/02/2012 tarihli ve 2010/25765-2012/2322 sayılı onama kararı kaldırılarak, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322 nci maddesi uyarınca, hükümde yer alan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 58/6-7. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün “Sanığın Zonguldak 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/09/2002 gün ve 2001/510 esas-2002/547 karar sayılı hükmü ile mükerrir olduğu anlaşıldığından 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 58/6-7. maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" şeklinde değiştirilerek hükmün DÜZELTİLMEK suretiyle ONANMASI, İtirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü: II- KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri suç vasfına yönelik uygulama hatası nedeniyle yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. Maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. Maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE, Dairemizce verilen 08/02/2012 gün ve 2010/25765 esas, 2012/2322 karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, 21/10/2011 tarih ve 28091 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 07/07/2011 tarih ve 2010/69 esas, 2011/116 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 297/2. maddesinin iptaline karar verilmiş olduğu belirlenerek, Devrek Asliye Ceza Mahkemesince verilen 21/05/2008 tarihli ve 2006/180 esas, 2008/289 sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Sim kartın cep telefonunun ayrılmaz bir parçası olduğu ve eylemin TCK'nın 297/1 maddesi kapsamında kaldığı gözetilmeden, suç vasfına yönelik yanlış değerlendirmeyle TCK'nın 297/2. maddesi uyarınca hüküm kurulması, 2- 5275 sayılı Kanun'un 108/2. maddesinin uygulanmasına esas olmak üzere, tekerrüre esas alınan ilamın hükümde gösterilmemesi, Kanuna aykırı ve sanık ...'un temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken aleyhe temyiz olmadığından 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 23.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.