Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2012/28155 E. 2013/14229 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/28155
- Karar No
- 2013/14229
- Karar Tarihi
İnfaz kurumuna yasak eşya sokmaya teşebbüs suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 27/11/2007 tarihli ve 2006/238 esas, 2007/397 karar sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 21/12/2011 gün ve 2010/2850 esas, 2011/24893 sayılı kararıyla; "08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve TCY.nın 7/2 madde ve fıkrası uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Yasanın 562.maddesinin 1.fıkrası ile CYY.nın 231/5 madde ve fıkrasında öngörülen, hükmolunan cezanın geri bırakılması sınırının iki yıla çıkarılması ve söz konusu 562.maddesinin 2.fıkrası ile de CYY.nın 231/14 madde ve fıkrasındaki, suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması koşulunun kaldırılması karşısında, sanığın adli sicil kaydında gözüken mahkumiyet ilamı getirtilip, ceza kararnamesi ile verilmiş olması halinde, CMK'nın 231/5. maddesi uygulamasına engel olmayacağı da gözetilerek, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılması zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN başkaca yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA," karar verilmiştir. I-İTİRAZ NEDENLERİ Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08/02/2012 gün ve 2008/60820 sayılı yazısı ile; "Çözümlenmesi gereken sorun kasten işlenen suça ilişkin olarak verilen ceza kararnamesiyle hükmedilen cezaların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231.maddesinin uygulanmasına engel oluşturup oluşturmayacağıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231.maddesinin 5. fıkrasında "sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir..." şeklinde düzenlenmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesinin koşulları ise aynı Kanun maddesinin 6. fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre; "a)Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması gerekir. Mahkumiyetin kesinleşmiş olması gerekir, b)Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaate varılması gerekir. c)Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesi gerekir." Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01/02/2011 tarihli kararında da belirtildiği gibi "5560, 5728, 5739 ve 6008 sayılı Yasalar ile 5271 sayılı CYY’nın 231. maddesinde gerçekleştirilen değişiklikler göz önüne alındığında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının koşullarını şu şekilde belirlemek mümkündür: 1) Suça ilişkin koşullar; a- Yapılan yargılama sonucu hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası olması, b- Suçun, Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alınan İnkılâp Yasalarında yer alan suçlardan bulunmaması, 2) Sanığa ilişkin koşullar; a- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması, b- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi, c- Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması, d- Sanığın açıkça bu kurumun uygulanmasını kabul etmeme yönünde irade beyan etmemesi gerekmektedir. Tüm bu koşulların bulunması halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve sanık beş yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulacaktır. " Ceza kararnamesine 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununu sisteminde yer verilmiş ve sulh hakimine sulh mahkemelerinin görevine giren suçlarada, duruşma yapmaksızın karar verme hususunda takdir hakkı tanınmıştır.Madde metnine bakıldığında ; "DURUŞMASIZ CEZA KARARNAMELERİ Madde 386 Sulh mahkemelerinin görevi içinde bulunan suçlara sulh hakimi, duruşma yapmaksızın bir ceza kararnamesi ile karar verebilir. Bu ceza kararnamesi ile ancak hafif veya ağır para cezasına veya nihayet üç aya kadar hafif hapis veya bir meslek ve sanatın icrasının tatiline veya müsadereye yahut bunlardan bir kaçına veya hepsine hükmedilebilir. Ceza kararnamesiyle hükmedilecek hafif hapis cezası yerine "Cezaların İnfazı Hakkında Kanun""gereğince para cezası da hükmolunabilir." şeklindedir. Ceza kararnamesiyle verilmiş kararlara karşı kanun yolu ise aynı Kanunun 390. maddesinde düzenlenmiştir. "CEZA KARARNAMESİNE İTİRAZ Madde 390 -Ceza kararnamesi ile hafif hapis cezasına hükmedilmişse itiraz üzerine duruşma yapılır. Şu kadar ki, sanık duruşmadan evvel itirazından vazgeçerse duruşmaya mahal kalmaz. Duruşmada sanığı müdafii temsil edebilir. Hakim itiraz üzerine vereceği hükümde evvelki karar ile bağlı değildir." İtiraz üzerine red kararı verilmesi yada itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleşen ceza karanamesine konu kararlar, infazı kabil hale gelip, hükmün bütün sonuçlarını doğurabilecektir. Söz konusu kararlar temyiz edilebilir nitelikte olmadıklarından, 1412 sayılı Yasanın halen yürlükte olan 305 maddesi gereğince tekerrüre esas alınamayacaklardır. Ancak daha önce de belirtildiği gibi çözümlenmesi gereken konu tekerrürre esas alınmamakla birlikte 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231.gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil edip etmeyeceğidir. Yukarıda da izah edildiği gibi anılan madde metninde hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşulları açıkça belirtilmiş ve -tekerrür koşullarına değinmesizin-kasıtlı bir suçtan kesinleşmiş mahkumiyetin bulunmaması öngörülmüştür. Kaldı ki ceza kararnamesi düzenlemek veya duruşma açmak hakimin takdirine bırakıldığından, aynı fiili işleyenler açısından söz konusu takdire dayalı olarak verilen kararlardan birinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına esas alınması, diğerinin ise alınmaması eşitlik ilkesine aykırı olacaktır. Somut olayda, sanığın adli sicil kaydında yer alan ve infaz edildiği anlaşılan kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlülüğü nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulama şartları gerçekleşmediğinden, bahsi geçen hükümlülüğünün ceza kararnamesiyle verilmiş olma ihtimaline dayalı olarak özel Dairece bu konunun bozma nedeni yapılmasında isabet görülmemiştir. Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle itirazın kabulü ile Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 21/12/2011 gün ve 2010/2850- 2011/24893 sayılı bozma kararının kaldırılarak, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/11/2011 tarihli ve 2006/238 -2007/397 sayılı kararının ONANMASI, İtirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü: II- KARAR Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 28.02.2012 gün ve 4/522-71 sayılı kararı uyarınca, ceza kararnamesi ile verilen mahkumiyetler hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bakımından engel sabıka olarak gözetilmeyecek ise de, Dairemiz kararında sair temyiz nedenleri incelenmediği anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçeleri açıklanan nedenle yerinde görülmekle İTİRAZIN KABULÜNE, Dairemizce verilen 21/12/2011 gün ve 2010/2850 esas, 2011/24893 sayılı Bozma kararının KALDIRILMASINA, Zamanaşımının son kesme nedeni olan 27/11/2007 günlü hükümlülük tarihine göre, temyiz süreci içinde sanık yararına olan 765 sayılı TCK'nın 102/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık asli dava zamanaşımının gerçekleştiği anlaşıldığından, sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde bulunmakla, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak KAMU DAVASININ DÜŞMESİNE, 09.05.2013 günü oybirliğiyle karar verildi.