Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2012/28139 E. 2013/15951 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/28139
- Karar No
- 2013/15951
- Karar Tarihi
Başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 09/07/2007 tarih ve 2007/458 esas, 2007/603 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 20/02/2012 tarih ve 2009/29580 esas, 2012/3213 sayılı kararıyla; "Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Birden fazla sabıka kaydı bulunan sanığın, hangi eski hükümlülük kararının ve hangi cezasının tekerrüre esas teşkil ettiğinin Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde hükümde gösterilmemiş ise de en ağır olanın infaz aşamasında tekerrüre esas alınması mümkün görülmüştür. Sanığa yükletilen iftira eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tipine uyduğu, Cezanın yasal bağlamda uygulandığı, Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır. Ancak ; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108.maddesi uyarınca denetim süresini belirleme ve gerektiğini de uzatma görevi, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan mahkemeye ait olacağı gözetilmeden; mahkumiyet hükmünde mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 58/7.maddesi gereğince "mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesi, Yasaya aykırı, sanık ...'nun temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye aykırı olarak hüküm fıkrasının tekerrüre ilişkin kısmında yer alan "takdiren 1 yıl denetim süresi belirlenmesine ve" ibaresinin çıkartılması, biçiminde DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri Yasaya uygun bulunan hüküm, bu bağlamda ONANMASINA" karar verilmiştir. I-İTİRAZ NEDENLERİ Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24/04/2012 gün ve 2007/275433 sayılı yazısı ile; "Yerel mahkeme sanık hakkında iftira suçundan mahkumiyet hükmü kurmuş ve eylemine uyan yasa maddeleri ile cezalandırılmasına, hakkında tekerrür koşulları oluştuğundan 5237 Sayılı TCK nun 58/6. maddesi uyarınca hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ayrıca mükerrir hakkında cezanın infazından sonra başlamak üzere takdiren 1 yıl denetim süresi belirlenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar vermiş, hangi ilamın tekerrür uygulamasına esas alınacağı, gerek kısa kararda gerekse gerekçeli kararda gösterilememiştir. Sanığın üzerine atılı suçun tarihi 03.05.2007 olup, sanığın adli sicil kaydında tekerrür koşulları taşıyan iki ilam bulunmaktadır. Birinci ilam, sanığın 765 sayılı TCY’nın 503/1, 522, 59/2 maddeleri uyarınca 3 ay 10 gün hapis ve 92. Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Bağcılar 2 Asliye Ceza Mahkemesinin 07/07/2005 tarihinde yerine getirilen 30.06.2004 gün ve 2003/9-2004/1629 sayılı ilamı, Diğeri ise; sanığın 765 sayılı TCY’nın 491/2, 62, 522, 647/4. maddesi uyarınca 416.-YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Sarıyer 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 06/01/2006 tarihinde yerine getirilen 26.10.2005 gün ve 197-670 sayılı ilamıdır. Somut olayda çözülmesi gereken husus, hükmün sadece sanık tarafından temyiz edilmesi nedeniyle, Yargıtay ilamında, sanık hakkında tekerür hükümleri uygulayan mahkeme kararının infazı sırasında en ağır olan ilamın mı yoksa en hafif ilamın mı uygulanması gerektiğine işaret edilmesi gerektiğidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17/04/2007 tarih 71/98, 06/0472010 tarih 48/74 ve 07/06/2011 tarih 88/116 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCY’nın 58. maddesinde düzenlenmiş bulunan ve güvenlik tedbirlerine ilişkin bölümde yer alan “tekerrür müessesinin” infaz hukukundan daha çok maddi ceza hukukuna ilişkin bir kurum olup, hükümlülüğün yasal sonucu olmaması nedeniyle 5275 sayılı TCY’nın 98 vd. maddeleri uyarınca infaz aşamasında bu konuda karar alınması mümkün değildir. Tekerrür koşullarının bulunup bulunmadığı, hükümlü hakkında kaçıncı kez tekerrür hükümlerinin uygulandığı ve tekerrür nedeniyle hükümlünün cezaevinde kalacağı süreye eklenecek sürenin belirlenmesi için mahkûmiyet hükmünde açıkça hangi hüküm nedeniyle kişinin mükerrir sayıldığının yani hangi mahkûmiyetin tekerrüre esas alındığının belirtilmesi zorunludur. Mükerrirlere özgü infaz rejimi ise, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Yasada düzenlenmiş olup; “Mükerrirlere Özgü İnfaz Rejimi ve Denetimli Serbestlik Tedbiri” başlıklı 108. maddesinin 2. fıkrasında “Tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz” hükmüne yer verilmiş ve 1. fıkrasının (c) bendine göre ise mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilenler hakkında infaz koşulları ağırlaştırılarak koşullu salıverilme süresi, süreli hapis cezasında cezanın dörtte üçü olarak belirlenmiştir. Açıklanan düzenleme nedeniyle birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması ve tekerrüre esas alınanın hükümde açıkça gösterilmesi gerekmektedir. “Reformatio in pejus” olarak adlandırılan ve doktrinde “cezayı aleyhedeğiştirmeme ilkesi” veya “aleyhte düzeltme yasağı” gibi kavramlarla ifade edilen ilkenin amacı; hükmün aleyhe de bozulabileceğini düşünen sanığın, bazı olaylarda Yargıtay’a başvurmaktan çekinmesinin önüne geçmek, yasa yoluna başvurma hakkını daha özgürce kullanabilmesini sağlamaktır. Bu kural, 5252 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlüğünü koruyan 1412 sayılı CYUY’nın 326. maddesinin son fıkrasında “Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291. maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz” şeklinde ifade edilmiştir. 5237 sayılı TCY’nın 58. ve 5275 sayılı CGTİY’nın 108. maddesi birlikte değerlendirildiğinde tekerrür uygulama esas alınan ilam hangisi ise koşullu salıvermeden yararlanan hükümlünün koşullu salıverilmesine eklenecek miktar da buna göre belirlenecektir. Bu durumda, 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYUY’nın 326/son maddesinde belirtilen, lehe temyiz davası üzerine cezanın aleyhe değiştirilmemesi kuralı uyarınca, sanık hakkında birden fazla tekerrür uygulamasına esas alınabilecek ilam var ve yerel mahkeme hangi ilamın tekerrüre esas alındığını kararda göstermemişse, 5275 sayılı Yasanın 108/2. maddesi uyarınca infaza eklenecek süre yönünden sanığın kazanılmış hakkının oluşacağı ve artık adli sicil kaydında yer alan en ağır ilamın değil adli sicil kaydında yer alan en hafif ilamın tekerrür uygulamasına esas alınması gerekecektir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu da 07/06/2011 tarih 88/116 sayılı kararında adli sicil kaydında birden fazla ilamı bulunan sanık hakkında yanılgılı uygulama ile aslında tekerrüre esas alınamayan kesin nitelikteki ilamı TCK nun 58. maddesinin uygulanmasına esas alan mahkeme kararının, yanılgı nedeniyle hükümde gösterilen ve tekerrüre esas olmayan ilam hükümden çıkartılıp, yerine tekerrüre esas nitelikte diğer ilam yazılmak suretiyle hükmün düzeltilmesine, ancak yanılgılı uygulamanın 5275 sayılı Yasanın 108/2 maddesindeki infaza eklenecek süre yönünden aleyhe değiştirmeme ilkesinin gözetilmesi gerektiğine işaret ederek, koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın kesin nitelikte verilip tekerrüre esas alınan miktar üzerinden belirlenmesi suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Tartışılması gereken bir başka husus, yerel mahkeme kararında tekerrür uygulamasına esas alınan ilamın gösterilmemesi halinde, temyiz incelemesi sonucunda bu hususa kararda işaret edilmesi ile yetinilip yetinilemeyeceği konusudur. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin itiraz konusu edilen kararında, tekerrür uygulamasına esas alınan ilamın kararda gösterilmemesi hususu bozma nedeni olarak kabul edilmemiş, " Birden fazla sabıka kaydı bulunan sanığın, hangi eski hükümlülük kararının ve hangi cezasının tekerrüre esas teşkil ettiğinin Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde hükümde gösterilmemiş ise de en ağır olanın infaz aşamasında tekerrüre esas alınmasının mümkün görüldüğü" ifade edilmiştir. Yapılan bu uygulamanın da yerinde olmadığı değerlendirilmektedir. Zira, tekerrür kurumu, Türk Ceza Kanunun güvenlik tedbirlerine ilişkin bölümünde düzenlenmesine karşın içeriği itibariyle infaz hukukundan çok maddi ceza hukuku ile ilgilidir. Yukarıda da belirtildiği gibi 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Yasa'nın 108. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenleme nedeniyle birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde tekerrüre esas alınanın hükümde açıkça gösterilmesi bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla tekerrür uygulamasına esas alınan ilamın hükümde gösterilmemesi, bir bozma nedeni olup, yerel mahkeme kararının bu noktadan da bozulmasına karar verilmesi ve hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi halinde ise, tekerrür uygulamasına esas alınacak ilamın hüküm fıkrasının mahsus bölümüne eklenmesine karar verilmesi gerekmektedir. Anılan değerlendirmelerin ışığında, yerel mahkeme kararının “Birden fazla sabıka kaydı bulunan sanığın, hangi eski hükümlülük kararının ve hangi cezasının tekerrüre esas teşkil ettiğinin Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde hükümde gösterilmemiş ise de en ağır olanın infaz aşamasında tekerrüre esas alınması mümkün görüldüğüne” işaret edilerek, 1 yıl denetim süresi belirlenmesine ilişkin ibarenin hüküm fıkrasından çıkartılmasına karar verilmek suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar veren Yargıtay Yüksek 4. Ceza Dairesi ilamında, yerel mahkeme kararının " tekerrür uygulamasına esas alınan ilamın hükümde gösterilmemesi isabetsizliğinden bozulması ve sanığın adli sicil kaydında yer alan en hafif ilamın tekerrür uygulanmasına esas alınacağının belirtilmesi gerekirken, bu konuda bir bozma yapılmaksızın en ağır ilamın esas alınacağının belirtilmesinde isabet bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, İTİRAZIN KABULÜ ile Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 20/02/2012 tarih ve 2009/29580 Esas- 2012/3213 Karar sayılı ilâmı ile verilen “DÜZELTİLEREK ONAMA” kararının kaldırılarak, Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 09/07/2007 tarih ve 2007/458 esas 2007/603 karar sayılı hükmünün; 1)-Sanık hakkında tekerrür uygulamasına esas alınan ilamın karar yerinde gösterilmemesi, 2)-5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108.maddesi uyarınca denetim süresini belirleme ve gerektiğini de uzatma görevi, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan mahkemeye ait olacağı gözetilmeden; mahkumiyet hükmünde mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 58/7. maddesi gereğince "mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesi, hususları yasaya aykırı olduğundan CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASI, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı kanunun 322. maddesi uyarınca, hüküm fıkrasının tekerrür uygulaması ile ilgili paragrafının, " Tekerrür koşulları oluştuğundan 5237 sayılı TCK nun 58/6. maddesi uyarınca hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine" ibaresinden sonra gelmek üzere, "sanığın adli sicil kaydında yer alan ve ilamların en hafifi olan Sarıyer 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 26.10.2005 gün ve 197-670 sayılı ilamının tekerrür uygulamasına esas alınmasına" cümlesinin hüküm fıkrasına eklenmesine ve yine aynı paragrafta yer alan "takdiren 1 yıl denetim süresi belirlenmesine ve" ibaresinin hükümden çıkartılmasına karar verilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASI, İtirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü: II- KARAR Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/01/2013 gün ve 2012/1431 esas, 2013/18 sayılı kararında da belirtildiği üzere, tekerrüre esas alınan ilamın mahkeme kararında gösterilmesinin zorunlu olmadığı, hangi ilamın tekerrüre esas alınması gerektiğinin infaz aşamasında değerlendirilebileceği anlaşıldığından, Dairemizin 20/02/2012 tarih ve 2009/29580 esas, 2012/3213 sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazları yerinde görülmediğinden, 6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanunun 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 23.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.