Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2010/16881 E. 2012/15307 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/16881
- Karar No
- 2012/15307
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret, zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması HÜKÜM : Hükümlülük, Ret Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre katılan sanıklar müdafiinin CMUK'nın 305/2. maddesini kapsayan Anayasaya aykırılık iddiasında da bulunmuş ise de, aynı hükmün iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 23.07.2009 tarih ve 2006/65 esas-2009/114 sayılı kararı karşısında talebin konusuz kalması ve Anayasanın "iptal kararlarının geriye yürümeyeceğine" ilişkin 153/5. maddesi uyarınca, temyiz edilebilirlik şartlarının değerlendirildiği hüküm tarihi itibariyle hükmün kesin nitelikte bulunduğu gözetilerek yapılan incelemede; 1-) Sanıklar ..., ... ve ... hakkında zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılmasına dair hükümlerin, temyiz edilemez olması nedeniyle Yerel Mahkemenin temyiz isteğinin reddine ilişkin kararına karşı yapılan itirazın, tebliğnameye uygun olarak REDDİNE, yerel mahkemenin redde ilişkin kararının ONANMASINA, 2-) Sanık ... hakkında kurulan hükümlere gelince; Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; böylece olaylara ilişkin sorunlarda gerekçenin yeterli bulunduğu, Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tiplerine uyduğu, Görevi yaptırmamak için direnme suçunda birden fazla mağdurun bulunması karşısında, TCK'nın 43/2. maddesinin uygulanması gerekiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olamadığından bozma sebebi yapılamayacağı, Cezaların eleştiri dışında yasal bağlamda uygulandığı, Anlaşıldığından sanık ...'un ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 20.06 .2012 tarihinde (1) nolu onama yönünden oyçokluğuyla, (2) nolu onama yönünden oybirliğiyle karar verildi. KARŞI OY: Esas mahkemesince sanıklar ..., ... ve ... haklarında TCY'nın 256/1 nci maddesinin yollamasıyla TCY'nın 86/2, 86/3-d, 29, 62 ve 52/4 ncü maddelerinin uygulanması sonucu hükmolunan sonuç 1.500.00 TL adli para cezası, sanıklar müdaffi tarafından temyiz edilmiş ve temyiz istemi 5271 sayılı Ceza Yargılama Yasası'nın 272/3-a (1412, m.305) maddesi gereğince esas mahkemesince reddedilmiş ve sanıklar müdafii, bu ret kararını temyiz ederken, temyiz edilemezlik sınırı bakımından konunun anayasaya aykırılığı iddiasında bulunmuştur. Temyiz incelemesi sırasında aynı konuda Anayasa Mahkemesince, davaya uygulanacak olan 1412 sayılı CYY'nın 305'nci (5271, m.272) maddesinin Anayasaya aykırılığı nedeniyle Anayasaya aykırılık kararı verilmiştir. Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal kararı Resmi gazetede yayımlandıktan sonra, 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu iptal kararının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren temyizi kabil olmayan hüküm kalmamıştır. Ancak, 07.10.2010 ile 14.04.2011 tarihleri arasında 1412 sayılı CYY'nın 305'nci maddesindeki temyizi engelleyen düzenleme olmadığından, tüm hükümler temyizi kabil hale gelmiştir. Fakat daha sonra çıkarılan ve 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı yasayla 5320 sayılı Yasaya geçici madde 2 ile şu ekleme yapılmıştır: "Bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar hapis cezasından çevrilenler hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı temyiz yoluna başvurulamaz". Getirilen bu düzenleme karşısında, 14.04.2011 tarihinden itibaren verilecek hükümlerde hapis cezasından çevrilen adli para cezaları miktarına bakılmaksızın temyizi kabil hale getirilmiştir. Ancak doğrudan para cezalarının temyiz sınırı 3000 liranın üzeri olarak kabul edilmiştir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, usul yasalarındaki değişikliklerin derhal uygulanması söz konusu olmakla beraber, bu somut olayda, temyiz davasına uygulanacak yasa maddesinin anayasaya aykırılığı iddiasında bulunulması nedeniyle, öncelikle anayasaya aykırılık sorununun çözümlenmesi gerekir. Anayasanın 152'nci maddesinin 1'nci fıkrasındaki düzenleme, "bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır" şeklindedir. Sanıklar müdafıinin Anayasaya aykırılık iddiası, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra, daha da ciddi olup, konunun Anayasa Mahkemesi önüne götürülmesi gerekmekle beraber, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı karşısında, yeniden somut norm denetimi yapılması yerine, Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda uygulama yapılması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal kararı karşısında, gerçekte, özellikle hapis cezasından çevrilen adli para cezasına karşı temyiz yolunun kapalılığının kabul edilmesi olanaksızdır. Kaldı ki, yasama organı da Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda yeni bir düzenleme getirerek (6217 sayılı Yasayla 5320 sayılı yasaya geçici madde 2 eklenmesi), özgürlüğü bağlayıcı cezadan dönüştürülen adli para cezaları için miktar sınırlaması getirmeksizin temyiz yolunu tümden açık hale getirmiştir. Temyiz istemi sırasında, temyiz hakkının önündeki engelin kaldırılmasının istenmesi dikkate alındığında, temyiz istemi tarihinde konu incelenmiş olsaydı, bu istemin ciddiliği dikkate alınarak temyize engel getiren 1412 sayılı CYY'nın 305'nci maddesinin iptali sağlanmış ve sanıkların temyiz istemleri değerlendirilmiş olacaktı. Bu durumda, temyiz tarihindeki yasa hükmünün değil, anayasaya aykırılık iddiasının ciddiliği ile Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda temyiz isteminin yerinde olduğunun kabulü gerekir. Tüm bunlar dikkate alındığında, temyiz davasına, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrudan uygulanarak, temyiz engelinin kalmadığı gerekçesiyle, esas mahkemesinin temyiz isteminin reddine ilişkin kararı kaldırılarak, bu sanıklar bakımından hükmolunan adli para cezalarına ilişkin hükümlerin temyiz incelemelerinin yapılması gerektiği görüşüyle, yüksek çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir. 20.06.2012