Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2010/12168 E. 2010/12351 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2010/12168
Karar No
2010/12351
Karar Tarihi

Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10/12/2009 tarihli ve 2009/27336 soruşturma, 2009/8832 esas, 2009/2705 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı Kanun'un 174. maddesi gereğince iadesine dair Diyarbakır 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 15/12/2009 tarihli ve 2009/1366 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/12/2009 tarihli ve 2009/340 değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 11.04.2010 gün ve 22550 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.04.2010 gün ve 95541 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi: Tebliğnamede “Dosya kapsamına göre, Diyarbakır 2. Sulh Ceza Mahkemesince kamu görevlisi olan şüpheli hakkında 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun gereği izin alınmaması iddianamenin iadesi sebebi olarak gösterilmiş ise de, 5271 sayıh Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun'un 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, 5271 sayılı Kanun'un 170/2. maddesinde yer alan "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler." hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek diğer deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verileceği, şüphelinin Cumhuriyet savcısı emrinde çalıştığı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 161/2. maddesine aykırı davrandığı durumda aynı madde 5. fıkra gereğince doğrudan soruşturma açılacağı düzenlemesi dikkate alınarak, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir. Gereği görüşüldü: İncelenen dosyada, cinayet büro amiri olan şüphelinin ... ... adlı maktulün öldürülmesi olayını öğrenip, gereken soruşturma işlemlerini başlattığı halde nöbetçi C. savcısına bilgi vermeyerek CYY.nın 161/2. Maddesine aykırı davrandığı ve TCY.nın 279/2. Maddesinde yazılı kamu görevlisinin suçu bildirmeme suçunu işlediği iddiasıyla yürütülen soruşturma sonucunda Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianameyi değerlendiren 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 15.12.2009 tarihli kararı ile, kamu görevlisi olan sanık hakkında 4483 sayılı yasa uyarınca soruşturma izni alınmadığı gerekçesiyle iddianamenin iadesine karar verildiği, C. savcısının itirazını inceleyen merci 2. Asliye Ceza Mahkemesinin de aynı görüşle itirazın reddine karar verdiği anlaşılmaktadır. 4483 sayılı Yasa ve benzeri özel soruşturma usulünü düzenleyen diğer yasalar gereğince, ilgili idari merci tarafından soruşturma ve/veya kovuşturma izni verilmeksizin ceza soruşturması yürütülemeyeceğinden, Ceza Yargılama Yasasının 174. Maddesinde açıkça belirtilmemekle birlikte, iddianamenin iadesi kurumuna ilişkin yasal düzenlemenin amacı gözetildiğinde soruşturma ve kovuşturma şartı niteliğinde bulunması nedeniyle, 4483 sayılı Yasa uyarınca soruşturma izni alınmamasının da iddianamenin iadesi nedeni olarak kabul edilmesi bir zorunluluk olarak kabul edilmelidir. Ancak, incelenen dosyadaki hukuki sorunun çözümlenebilmesi için öncelikle, şüpheli hakkında 4483 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı konusunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. 5271 sayılı CYY.nın 161. maddesinin 2 ve 3. fıkralarında şu hükümler yer almaktadır : “(2) Adli kolluk görevlileri, el koydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhal bildirmek ve bu Cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür. (5) Kanun tarafından kendilerine verilen veya kanun dairesinde kendilerinden istenen adliye ile ilgili görev veya işlerde kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kamu görevlileri ile C. savcılarının sözlü veya yazılı istem ve emirlerini yapmakta kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kolluk amir ve memurları hakkında Cumhuriyet savcılarınca doğrudan doğruya soruşturma yapılır. Vali ve kaymakamlar hakkında 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri, en üst dereceli kolluk amirleri hakkında ise, hakimlerin görevlerinden dolayı tabi oldukları yargılama usulü uygulanır.” CYY.nın açıklanan hükmü uyarınca, kamu görevlilerinin gerek kanundan ... adliye le ilgili görev ve işlerde ve gerekse adli makamların yasal sözlü veya yazılı emirlerini yapmak dolayısıyla özel veya genel görevi kötüye kullanma ya da ihmalde bulunma eylemlerinin soruşturulması ve kovuşturulmasında (vali, kaymakam ve en üst dereceli kolluk amirleri hariç) 4483 sayılı Yasa hükümleri uygulanamamaktadır. Nitekim 5271 sayılı CYY.nın 161/5. maddesinin karşılığını oluşturan, 1412 sayılı CYY.nın 154/4. maddesinde de benzer bir düzenleme yer almış ve 4483 sayılı yasanın 2. maddesinde değişiklik yapan, 2.3.2003 tarihli ve 4778 sayılı Yasanın 33. maddesi uyarınca, 1412 sayılı CYY.nın 154/4. maddesindeki suçların soruşturulması ve kovuşturulmasında 4483 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanamayacağı hususu açıkça belirtilmiştir. Açıklanan yasal gerekler karşısında, Diyarbakır 2. Sulh Ceza Mahkemesinin iddianamenin iadesi kararının yasaya aykırı bulunması nedeniyle, itirazı inceleyen merci 2. Asliye Ceza Mahkemesinin itirazın kabulü yerine reddine karar vermiş bulunması yasaya aykırı görüldüğünden, 5271 sayılı CYY’nın 309/4-a maddesi uyarınca; DİYARBAKIR 2. ASLİYE CEZA MAHKEMESİNİN 18.12.2009 tarih ve 340 değişik iş sayılı kararının YASA YARARINA BOZULMASINA, bozma nedenleri uyarınca yeniden karar verilmek üzere müteakip işlemlerin merci mahkemesince yerine getirilmesine, 23.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2010/12168, K. 2010/12351, T. 23.06.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2010-12168-e-2010-12351-k-b5e2c1ad2d16