Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2009/28216 E. 2010/1240 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2009/28216
Karar No
2010/1240
Karar Tarihi

Görevi yaptırmamak için direnme suçundan sanık ...’ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 265/1, 43/2, 62. maddeleri gereğince 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 51. maddesi uyarınca cezasının ertelenmesine dair ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2008 tarihli ve 2006/7 esas, 2008/82 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 09.11.2009 gün ve 63022 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.12.2009 gün ve 259610 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi: Tebliğnamede “Dosya kapsamına göre, aynı zamanda ve aynı nedenle birden fazla görevliye direnmenin tek suç oluşturduğu gözetilmeden, zincirleme suç hükümleri uygulanarak fazla ceza tayininde isabet görülmemiştir” denilmektedir. Gereği görüşüldü; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 1.fıkrasında “Hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.” hükmü yer almaktadır. Belirtilen maddede düzenlenen olağanüstü yasa yoluna başvurunun ilk koşulu hakim veya mahkeme tarafından verilen karar veya hükmün kesinleşmiş olmasıdır. Henüz kesinleşmemiş karar veya hükümler için bu yasa yoluna başvurulamaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 tarih ve 2007/1 62-177 sayılı kararında “ Karar ve hükümlerde yer alan yasa yolu açıklamalarının, bu yola başvuru hakkı olan kişilere tam bir açıklıkla ifade edilmesi ve yanılgılara sebebiyet verilmemesi yasal zorunluluktur. Anayasanın 4709 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 03.10.2001 tarihinde değiştirilen 40.maddesinin 2. fıkrasındaki; “devlet işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” 5271 sayılı C.Y.Y.’nın 232. maddesinin 6. fıkrasındaki; “hüküm fıkrasında kanun yollarına başvurma ve tazminat istemi olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir. 5271 sayılı C.Y.Y.’nın “eski hale getirme” başlıklı 40. maddesinin 2. fıkrasındaki; “kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de kişi kusursuz sayılır.” hükmü birlikte değerlendirildiğinde, Yasa koyucunun, hak sahibi olanlar yönünden yasa yolunun mercii, biçimi ve süresi bakımından hükmün yeterli olması ve keza her türlü yanıltıcı ifadeden uzak bulunması keyfiyetini önemsediği ortaya çıkmaktadır Yapılacak işlem; yasa yolu açıklamasını, her türlü kuşkuyu kaldıracak ifadeyle sanığa duyuran yasa yolu mercii, süresi ve yöntemini tam bir netlikle ifade eden yeni bir bildirimin, yöntemine uygun meşruhatlı tebligatla gerçekleştirilmesinin sağlanması, gerekmektedir.” denilerek yasa yoluna başvuru hakkının kullanılabilmesini sağlayacak tebligatın İçeriği ve yöntemi açıklığa kavuşturulmuştur. İncelenen somut olayda, mahkemece verilen mahkumiyet kararının hüküm fıkrasında yasa yolu başvurusunun türü, süresi, mercii ve başvuru süresinin ne zaman başlayacağı gösterilmiş ise de başvurunun yalnızca temyiz dilekçesi verilmesi suretiyle yapılabileceği belirtilip yasada öngörülen zabıt katibine sözlü başvuru şekli açıklanmamıştır. Hükmü temyiz hakkı olup son oturumda hazır bulunmayan sanık açısından başvuru şeklinin tereddüde yol açmayacak biçimde gösterilmemesi nedeniyle sanık ...’a yapılan yanıltıcı nitelikteki 20.5.2008 tarihli bildirimin hukuken geçersiz olduğu anlaşılmaktadır. Yasal düzenlemeler ve Y.C.G.K.’nun içtihadı birlikte değerlendirildiğinde, sanığa, mahkumiyet kararına karşı başvurabileceği yasa yolunun şeklini, türünü, süresini ve sürenin ne zaman başlayacağını açıkça belirten yeni bir tebligat çıkarılarak, katılan ve sanığın, yasa yoluna başvuru hakkını kullanmasına olanak sağlanması gerektiği sonucuna ulaşılacağı kuşkusuzdur. Yapılan açıklamalara göre, sanık ... hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği ileri sürülemeyeceğinden yasa yararına bozmaya konu olabilecek nitelikte bir hüküm de bulunmamaktadır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yukarıda belirtilen nedenlerle yerinde görülmediğinden, yasa yararına bozma isteğinin REDDINE, 03.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2009/28216, K. 2010/1240, T. 03.02.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2009-28216-e-2010-1240-k-9d82d4fb7c5f