Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/1670 E. 2026/1847 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1670
- Karar No
- 2026/1847
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/22 E., 2025/36 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı arasında 05.06.2013 tarihinde patates üretimine ilişkin tarımsal üretim sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye istinaden müvekkili şirketin, patates üretilmek üzere davalı şahsa patates tohumları teslim ettiğini ve davalıya nakit avans verdiğini, teslim edilen tohumlara ilişkin fatura ve sevk irsaliyeleri ile davalıya banka aracılığıyla gönderilen nakit avansa ilişkin dekontları da sunduklarını, müvekkili şirketin sözleşme gereği üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, davalının ise müvekkili şirkete teslim etmesi gereken patatesleri teslim etmediğini, müvekkili şirketin davalı borçludan 310.004,98 TL alacağı olduğunu, bu nedenle borçlu aleyhine icra takibi başlattıklarını, takibe haksız şekilde itiraz edildiğini ileri sürerek; itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; sözleşme içeriğine ve sözleşmedeki imzaya itiraz ettiklerini, müvekkili ile davacı arasında herhangi bir üretim anlaşması olmadığını, müvekkilinin okuma yazmayı dahi zor becerebilen ev hanımı olduğunu ve bu miktarda ticaret yapabilme kabiliyetinin olmadığını, müvekkiline teslim edilmiş patates tohumları ya da davacı tarafça teslim edilmiş herhangi bir malzeme ya da başka bir eşya olmadığını, müvekkilinin hesabına gönderildiği iddia edilen 30.400,00 TL'lik ödemenin müvekkilinin alacağına ilişkin bir ödeme olabileceğini, müvekkiline bir iş yaptırılmış ise emek ve mesaisinin karşılığı bir ödeme olmasının muhtemel olduğunu, davacının dava dilekçesinde belirttiği faturaların hiçbirinde müvekkilinin imzasının bulunmadığını, borç ve rehin sözleşmesinde patates üretimine ilişkin herhangi bir açıklama olmadığını, söz konusu rehnin dava dilekçesinde belirtilen husular ile bir ilgisi bulunmadığını savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.02.2023 tarihli kararıyla; temel ticari ilişkiye dair tarımsal sözleşmede yer alan davalı imzası dışındaki sair belgelerdeki imzaların davalıya ait olup olmadığı hususunda araştırma yapılması için taraflara ilgili belgeleri sunmak üzere kesin süre verildiği, sunulan belgelerin imza incelemesi için Adli Tıp Kuruluna gönderildiği, alınan Kurul raporunda imza incelemesi sonucunda belgelerdeki imzanın davalı eli ürünü olduğu hususunda kesin net bir tanıya varılamadığının belirtildiği, yemin delilinin hatırlatılması için davacı vekiline süre verildiği, davacı vekili tarafından yemin deliline dayanmaktan vazgeçtiğini belirtir 03.02.2023 tarihli dilekçesinin sunulduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 18.05.2023 tarihli kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Dairece verilen 24.10.2024 tarihli ilamla; davalı tarafça davacı şirkete keşide edilen ihtarnamede, davacı şirketin 05.06.2013 tarihli sözleşme ile ilgili taahhütlerini yerine getirmediğinden aleyhine dava açacaklarına ilişkin olduğu, böylece davacının 05.06.2013 tarihli sözleşmeden kaynaklı hukuki ilişkiyi ispat ettiği, imza incelemesine tabi tutulan bir kısım imzanın davalı adına dava dışı eşi tarafından atıldığının sabit olduğundan davacının davasını ispat ettiği kabul edilerek sonucu dairesinde hüküm tesisi gerektiği gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2.Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı tarafça davacı şirkete keşide edilen 12.11.2013 tarihli ihtarnamede 05.06.2013 tarihli sözleşme ile ilgili davacı şirketin taahhütlerini yerine getirmediğinden aleyhine dava açacaklarının ihtar edildiği, taraflar arasında 05.06.2013 tarihli sözleşmeden kaynaklı hukuki ilişki olduğunun ispat edildiği, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulü ile, davaya konu icra takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın likit ve muayyen olduğundan 62.000,99 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; icra takibinde ve ödeme emrinde takip dayanağı olarak gösterilen cari hesap ekstresine konu alacak miktarının itirazın iptali davasında ispat edilemediğini, davacı alacaklı takip talebinde alacağın senede veya belgeye bağlı olduğunu bildirmediğini, davacı belge sunamadığı gibi belgeler deki imzaların da davalıya ait olduğunu ispat edemediğini, davacı şirketin defterlerinin cd olarak incelendiğini, defter asıllarının incelenmediğini, cd den ticari defterlerin incelenemeyeceğini, davacının ticari defterlerinin davacı lehine delil olmaması gerektiğini, fatura ve irsaliye ile de defterlerinin desteklenmediğini, davacı taraf, defter tutma yükümünü hiç veya gereği gibi yerine getirmediğini, ev hanımı olan davalının fatura ve irsaliyelerde imzasının olmadığını, mal teslimi almadığını, ödeme emri ekinde cari hesap ekstresi sunulmadığından alacağını ispat edilemediğini savunarak, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece; uyulan bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verildiği, önceki karar ve bozma ilamı ile kazanılmış hak durumu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine imkan bulunmadığı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesinin yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekili vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.