Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/134 E. 2026/3282 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/134
- Karar No
- 2026/3282
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/190 E., 2025/2782 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/292 E., 2024/614 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin emlak komisyoncusu olduğunu, dava dışı ... adlı müşterisi için davalı tarafın hissedarı olduğu 6 77... parsel sayılı taşınmazını 90.000,00 TL bedelle satışı konusunda davalının vekili olan Avukat ... ile anlaştıklarını, buna istinaden müvekkilinin davalının adı geçen vekilinin hesabına 15.01.2015 tarihinde 90.000,00 TL havale yaptığını, ancak davalının tapuyu 3.kişiye devrettiğini, bunun üzerine müvekkilinin noter vasıtasıyla 23.06.2020 tarihinde paranın iadesini veya tapunun devrini talep ettiğini, davalının cevabında parayı aldığını kabul ettiğini, davalının parayı iade etmemesi nedeniyle hakkında takip başlattıklarını ancak haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek; takibe vaki itirazın iptaline, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin ikamet adresinin ... olduğunu, ... icra daireleri ile mahkemelerinin yetkili olmasına rağmen davacının yetkisiz İstanbul icra dairesinde takip başlattığını ve yetkisiz mahkemede dava açtığını, müvekkilinin davacının ihtarına verdiği cevapta da belirttiği üzere davacının talebi üzerine taşınmazın dava dışı ...’ye satıldığını, satış bedelinden Avukat ... hesabına gönderilen 90.000,00 TL’nin düşüldüğünü, bu nedenle davacının paranın iadesini veya tapuyu isteyemeyeceğini, davacının kötüniyetli olarak satış tarihinden 3 yıl sonra talepte bulunduğunu, bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; davacının emlak işleri ile uğraştığı, davalı tarafın hissedar olduğu ... İli, ... İlçesi, ... mahallesi 6 77... parsel sayılı taşınmazın satışı için davacının ... adına, davalı ile taşınmazın devri için anlaşma sağladığı ve bunun üzerine davacının davalıya 90.000,00 TL'yi arsa satış bedeli açıklaması yapılarak banka yolu ile davalının avukatı ...'e gönderdiği, ancak taşınmaz devri yapılmadığı için gönderilen paranın iadesi için icra takibine başlandığı, taşınmazın ... isimli dava dışı bir kişiye devredildiği, davalı tarafın taşınmazın ...'ye devrinin davacının isteği ile olduğunu ve 90.000,00 TL'nin satış bedelinden düşüldüğünü savunduğu, ancak bu savunmasını yazılı bir delil ile ispat edemediği, davacı tarafın usulüne uygun olarak duruşmada yemin etmiş bulunduğundan davalının sebepsiz zenginleşmiş olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle; dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın 90.000,00 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyada davalının avukatı olduğu kabul edilen ...'e davacı tarafından arsa satış bedelidir açıklaması ile 30.000,00 TL gönderildiği banka cevabı ile ortaya konulmuşsa da, davacının iddia ettiği miktarın 90.000,00 TL olması karşısında Mahkemenin tespitinin hatalı olduğu, ancak dosya içerisindeki ihtarnameye cevap yazısı, davalının sunmuş olduğu cevap dilekçesi ve istinaf dilekçesi dikkate alındığında, davalının açıkça "taşınmaz ...'ye satılmış ve satış bedelinden, 2015 yılında Av. ... hesabına ödenen 90.000TL davacının talebi üzerine düşülmüştür" şeklindeki beyanları nazara alındığında ödemeye ilişkin davacı iddiasının davalı tarafından ikrar edildiği anlaşıldığından bu durumun kaldırma sebebi yapılmadığı, ödemeye yönelik ikrarın ardından ispat yükünün davalıya geçtiği, yemin deliline dayandığı gözetilerek mahsuba ilişkin davacıya yemin teklif edildiği, akabinde eda edilen usule uygun yemininde davacının mahsubu kabul etmediği, sonuç olarak, davalının ispat yükü kendisinde olan mahsup ilişkisini ispatlayamamakla, ödendiğini kabul ettiği miktarı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade ile yükümlü olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; yetki itirazının değerlendirilmediğini, ödemelerin 2015 yılında yapıldığını, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin hesabına ödeme gelmediğini, taşınmazın satışına dair davacı tarafın her hangi bir yazılı belge sunmadığını, müvekkilinin vekili adına gönderildiği iddia edilen ödemelerin varlığının ispatlanmadığını, müvekkilinin davacının iddialarına yönelik hiçbir ikrarı bulunmadığını, taşınmaz üzerinde çok sayıda hissedar olduğunu, davacının ... adlı kişinin emlak komisyoncusu olarak hareket ettiğine dair daha önce davalıya iletilmiş herhangi bir bilginin bulunmadığını, Mahkemece öncelikli olarak bu hususun incelenmesi gerekirken ispat yükünün müvekkiline bırakılmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin ikrarı olmamasına rağmen varmış gibi ispat yükünün üstüne bırakıldığını, taşınmaz simsarlık sözleşmesinin yazılı olmasının geçerlilik şartı olduğunu, davacının talebi üzerine taşınmazın ...'ye satıldığını ve gönderilen 90.000,00 TL'nin satış bedelinden düşüldüğünü belirterek, kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sebepsiz zenginleşme iddiasına dayanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı emlakçının, ... adındaki müşterisine davalıya ait taşınmazın satılacağı konusunda davalı vekili ile sözleşme yaptıklarını bu nedenle vekilinin hesabına 90.000,00 TL havale yaptığını ancak davalının taşınmazını başka birine sattığını ileri sürerek sebepsiz zenginleşme nedeniyle ödediği paranın faiziyle ödenmesini talep ettiği, davalının ise taşınmazın anlaşma doğrultusunda dava dışı ...'ye satıldığını paranın satış bedelinden mahsup edildiğini ileri sürdüğü dosya kapsamı ile sabittir. Bilindiği üzere vasıflı ikrarda ikrar eden karşı tarafın ileri sürdüğü vakıanın doğru olduğunu kabul etmekle birlikte hukuki sebebinin iddia edilenden farklı olduğunu ifade eder. Türk hukuk öğretisinde ve uygulamada vasıflı ikrarın bölünemeyeceği, diğer bir ifadeyle ikrar eden aleyhine delil teşkil etmeyeceği, ispat yükünün vakıayı ileri süren kişide olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle vasıflı ikrar, gerekçeli inkar olarak da tanımlanmaktadır. Bileşik ikrarda ise ikrarda bulunan, ileri sürülen vakıayı kabul etmekle birlikte bu vakıadan çıkan hukuki sonucu hükümden düşüren başka bir vakıa ileri sürer. Somut olayda; davalı paranın gönderildiğini kabul etmekteyse de, aralarındaki sözleşmenin taşınmazın ...'e değil ...'e satılması konusunda yapıldığını, paranın da ... adına gönderildiğini, dolayısıyla taşınmazın ...'e satılarak, gönderilen paranın satış bedeline sayıldığını ileri sürdüğüne göre, davalının ikrarı vasıflı ikrar niteliğinde olup, ispat yükü hala sözleşmenin ... adına yapıldığını paranın onun adına gönderildiğini iddia eden davacıya aittir. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; davalının vasıflı ikrarda bulunduğunu ve ispat yükünün davacıya ait olduğu gözetilerek, tarafların delillerinin değerlendirilmesi ve ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, ispat yükünün davalıya ait olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.