Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/683 E. 2025/4396 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/683
- Karar No
- 2025/4396
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2578 E., 2024/2431 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/1048 E., 2023/1054 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; müteveffa ...'ın yanlış teşhis ve tedavi sonucu bağırsak zarı kanseri ve gelişen komplikasyonlarının doğru yönetilememesi ve görevi ihmal nedeniyle vefat ettiğini, tıbbi hata söz konusu olduğunu, müvekkillerince ... ve Araştırma Hastanesinde tedavi görmekte olan müteveffanın daha iyi tedavi ve bakım hizmeti alacağı inancı ile davalı ... Hastanesine getirildiğini, burada Kartal'daki tedavinin hatalı olduğunu, farklı bir tedavi uygulanacağı söylenerek tedaviye başlandığını, ancak yapılan tedavi sonucunda müteveffanın böbreklerinin iflas ettiğini ve diyalize girmesi gerektiğini, ölümün gerçekleştiği günden bir gün önce müteveffanın tedavi gördüğü ...Şubesinde hastaya acil müdahale edilecek teknik cihaz ve ekipmanların olmaması nedeniyle “kırmızı alan kodu” ile ambulansla ... Hastanesine sevkinin yapıldığını, burada gerekli tedavi uygulandıktan sonra davalıların muhasebe yapılarının farklı olduğu söylenerek aynı gün diğer davalı ...'ya müteveffanın geri gönderildiğini, ertesi gün aynı nedenle hastaya acil müdahale edilmesinin gerektiğini ve fakat hastanede bu yapılamadığı için diğer davalı ... Hastanesine ambulansla sevk edildiğini, ... Hastanesi kırmızı alan kodu ile acil müdahale edilmesi gereken mütevaffayı sadece hastadan hizmet bedeli talep edebilmek amacıyla normal servise çıkarttığını, nöbetçi hekimin olay anında hastanede bulunmaması nedeniyle hastaya yetkisiz hemşire ve hasta bakıcılar tarafından diyaliz işlemleri ve sonrasında acil tıbbi müdahalelerin yapılmaya çalışılmasının ve yanlış ilaç verilmesinin sonucu hastanın yaşamını yitirdiğini, acil servisten elektro şok ve sair gerekli ekipman uzun süre gelemediğini, asansörler sürekli meşgul olduğundan acil müdahalenin çok geç yapılabildiğini, hastane içinde 13 dakika müdahale edilmemesinin ağır ihmal olduğunu, Adli Tıp Kurumu komplikasyon sonucu ölüm olduğunu belirtmişse de söz konusu komplikasyonun ilgili hastane ve hekimlerce doğru yönetilememesinin, görevlerini ifa etmemelerinin, yataklı hastanede acil müdahale için gerekli ekipmanın bulunmamasının, sevk edilen hastanede nöbetçi hekimin bulunmamasının, hastaya yetkisiz hemşire ve hastabakıcılarca tıbbi müdahale yapılmaya çalışılmasının ve onun da hatalı yapılması sonucunda ölümün gerçekleştiğini, hayati tehlikesi olan hastaya diyaliz işleminin serviste değil de yoğun bakımda yapılması gerektiğini, müvekkillerinin çok derin bir üzüntü yaşadıklarını ileri sürerek; müvekkilleri lehine her biri için ayrı ayrı 250.000,00 TL olmak üzere toplam 1.250.000,00 TL manevi tazminata, müvekkili ... lehine şimdilik 50.000,00 TL olmak üzere bilirkişice hesaplanacak değere göre arttırma hakları saklı kalmak kaydı ile destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesine, tazminatların ölüm tarihinden itibaren yasal faizi ile ödenmesine, hastanenin SUT yönetmeliğine aykırı olarak gerek acil serviste gerekse tedavi sırasında fazladan tahsil ettiği ücretlerin tespiti ile şimdilik 500,00 TL'nin iadesine, bu ücretlerin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ...Ş. vekili; görev ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, müteveffaya uygulanan tüm tedavi ve işlemlerin tıp standartlarına uygun şekilde gerçekleştirildiğini, hastanenin tabii olduğu mevzuata uygun şekilde gerekli tüm teknik cihaz ve ekipmanlar ile ilaçları bünyesinde bulundurduğunu, müteveffaya verilen ilaçların komplikasyonları ve diyaliz hakkında ilgili hekimce bilgilendirme yapılmadığını bu itibarla müteveffanın rızasının geçerli olmadığı iddia edilmekte ise de işbu iddiaların da diğer iddialar gibi gerçeği yansıtmadığını, müdahalelerin zamanında yapıldığını, yapılan soruşturma kapsamında alınan Adli Tıp Raporu ile de ortada bir ihmal veyahut kusurun bulunmadığının tespit olunduğunu, müteveffadan tahsil edilen ücretlerin mevzuat hükümlerine uygun olarak tahsil edildiğini, savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;bilirkişi raporlarında işlemlerin yapılmasından önce müteveffa ve yakınlarından usulüne uygun şekilde aydınlatılmış onam formlarının alındığı, takip eden süreçte müteveffaya yapılan işlemlerin yerinde ve doğru olduğu ancak buna rağmen müteveffanın çoklu organ yetmezliği sebebi ile vefat ettiği, yapılan teşhis ve tedavi sürecinde hastanın takip ve tedavisine katılan hekimlerin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, bu haliyle de davalı hastaneye ve davalı hekime kusur atfedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, müteveffanın neden hastaneler arasında gidip geldiğini, eksik ekipmanların ölüme etkisinin hiçbir surette değerlendirilmediğini, davalı hastanede uygulanan tedavi nedeniyle müteveffanın böbreklerinin iflas ettiğini ve diyalize girmek zorunda kaldığını, acil müdahalenin geç yapıldığını, hastanede hastaya acil olarak müdahale edecek görevli hekim bulunmadığından organizasyon hatasının olduğunu, komplikasyonun doğru yönetilmediğini, hekimin komplikasyon ve olası yan etkiler konusunda gerekli aydınlatmayı yapmadığını, hastanın yanlış bilgilendirmeye dayalı rızası geçerli olmadığını, taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı özel sağlık kuruluşu ve davalı doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranıldığı iddiası maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyiz dilekçesinde belirtilen sebepler gözetilerek yapılan incelemede; dosya kapsamında alınan raporlarda ve karara esas alınan bilirkişi raporunda; davacıların murisinin ölümünün peritonitis karsinomotoza (karın zarı kanseri) ve buna bağlı gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu, tedavisine katılan sağlık personeline ve tedavi hizmetini sağlık çalışanları vasıtası ile yürüten hastane idaresine tıbbi hata atfedilemeyeceğinin belirtildiği maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için kusur, zarar ve illiyet bağının bir arada olması gerektiği, müteveffada ortaya çıkan durumun karın zarı kanseri ve buna bağlı gelişen komplikasyon olarak nitelendirilmekle ortada kusur bulunmadığının açık olduğu anlaşılmakla davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.