Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/651 E. 2025/4047 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/651
Karar No
2025/4047
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/953 E., 2024/425 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/767 E., 2022/268 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkiline, 15.02.2014 tarihinde davalı hastanede yapılan iğne sonucunda müvekkilinin sağ ayağını hissedemez olduğunu, bu durumun tedavisi için şikayetçi olmama karşılığında bir müddet fizik tedavi uygulandığını, ancak bu tedavinin fayda sağlamadığını, akabinde de yine davalı hastane tarafından davacıya sağ ayağının iyileşemez olduğuna ve yürüyemeyeceğine dair rapor verildiğini, müvekkilinin sakat kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla davacının geçici işgöremezlik nedeniyle şimdilik 500,00 TL, sürekli işgöremezlik nedeniyle şimdilik 500,00 TL tazminat ile sakat kalmasından dolayı uğradığı manevi zararın tazmini için 50.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının 15.02.2014 tarihinde müvekkili hastanenin acil servisine iğne yapıldıktan sonra sağ bacakta ağrı hassasiyeti ve şişlik şikayeti ile başvurduğunu, belirtilen tarihte müvekkili hastanede davacıya iğne yapıldığına ilişkin kayda rastlanılmadığı gibi dava konusuna ilişkin şikayetin de iletilmediğini, davacının bu iğneyi nerede yaptırdığının bilinmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan ATK raporlarında enjekte edilen ilaçların doku içi yayılımı ile nadir de olsa sinir hasarına neden olabildiklerinin tıbben bilindiği, bu durumun enjeksiyonların tekniğine uygun olarak yapılması durumunda da her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilen komplikasyon olarak nitelendirildiği, ancak dava konusu enjeksiyonu uygulayan sağlık personeli, enjeksiyonun yapılış tekniği ile uygulanan bölge hakkında bilgi ya da belge bulunmadığı, dolayısı ile dava konusu olayda davalı hastaneye atfedilecek tıbbi hata bulunup bulunmadığı hususunda görüş bildirilemeyeceği yönünde görüş bildirildiği, İl Sağlık Müdürlüğünce, uygulamanın büyük cerrahi işlem olmadığından bahisle yazılı onam alınması zorunluluğu bulunmadığı, hastaların sözel olarak bilgilendirilmesinin gerekli ve yeterli olduğu, Enjeksiyon Uygulamaları Hakkında 2019/11 sayılı genelge kapsamında “büyük cerrahi işlem olmayan hastalarda sözlü bilgilendirmenin yeterli görüleceği ve yazılı onam alınmasının zorunlu olmadığı” belirtilmiş olduğunun bildirildiği, davacının enjeksiyon uygulaması neticesinde davalı tarafından zarara uğratıldığının dosya kapsamında ispat edemediği, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıya 15.02.2014 tarihinde uygulanan enjeksiyon sonrası bacakta ağrı geliştiği, söz konusu uygulamaya ait tıbbi belge bulunmadığı, ancak dinlenen tanık beyanları dikkate alındığında enjeksiyonun davalı hastanede yapıldığı kanaatine varıldığı, dosya kapsamında enjeksiyonun uygun olmayan bir bölgeye yapıldığına dair destekleyici bir kanıtın bulunmadığının ATK ile sabit olduğu gerekçesiyle, başvurunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; ATK raporlarına karşı itirazları değerlendirilmeden ve raporlarda belirtilen eksiklikler giderilmeden karar verildiğini, davacıdan usulüne uygun aydınlatılmış onam alınıp alınmadığına dair bir tespit yapılmadığını, bu hususta İl Sağlık Müdürlüğünün yazı cevabında yapılan işlemde yazılı onam alınması zorunluluğu bulunmadığı, hastaların sözlü olarak bilgilendirilmesinin gerekli ve yeterli olduğu şeklindeki görüşe üstünlük tanınmasının hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hatalı iğne uygulandığı iddiasına dayalı uğranılan maddi ve manevi zararın vekâlet ilişkisi kapsamında tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece aldırılan ATK raporlarında gelişen durumun, enjeksiyonun tekniğine uygun olarak yapılması durumunda da her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilen komplikasyon olarak nitelendirildiği, dava konusu enjeksiyonu uygulayan sağlık personeli, enjeksiyonun yapılış tekniği ile uygulanan bölge hakkında bilgi ya da belge bulunmadığı, dolayısı ile dava konusu olayda davalı ... personeline atfedilecek tıbbi hata bulunup bulunmadığı hususunda görüş bildirilemeyeceğinin mütalaa edildiği, raporların Yargıtay, taraf ve Mahkeme denetimine açık, denetlenebilir olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/651, K. 2025/4047, T. 15.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-651-e-2025-4047-k-ffe150e5d780