Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/6088 E. 2026/3995 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6088
- Karar No
- 2026/3995
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1259 E., 2025/1736 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Yalova 1. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi SAYISI : 2024/284 E., 2025/243 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 31.03.20davalı doktor... arasında yapılan mail yazışmalarında ameliyat esnasında müvekkilinin toplardamarının yanlışlıkla kesildiğinin belirtildiğini, müvekkilinin davalı doktorun yanlış müdahalesi sonucu böbrek fonksiyonlarını ciddi oranda yitirdiğini, haftanın 3 günü diyalize girmek zorunda kaldığını, tansiyon hastalığının ortaya çıktığını ileri sürerek, fazlaya dair hakları sakla kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ... A.Ş. vekili; davacıya diğer davalı doktor... tarafından yapılan tahlil ve teşhis sonucunda ameliyat olması gerektiği söylendiğini, ameliyatın olumlu ve olumsuz yönlerinin davacıya anlatıldığını, davacının ameliyat formlarını okuyarak imzaladığını, bunun üzerine ameliyata alındığını, ameliyat esnasında davacının toplardamarının kesildiğini, derhal genel cerrah, kalp damar cerrahisi doktorlarının müdahalede bulunmak için ameliyata çağrıldığını, kalp damar cerrahının damar onarılamayacağı için damara doğrudan bağlantıyı yaptığını ve hastanın hayati riskini ortadan kaldırdığını, bu durumun kalça ameliyatında çok olası olmayan bir yaralanma olduğunu, yaralanan damarın normalde cerrahi sınırların uzağında olduğunu, beklenmeyen bir yaralanma gerçekleştiğini, davacının damar yaralanması sebebiyle daha ileri bir tetkik ve tedavi merkezi olduğu için diğer davalı hastaneye yönlendirildiğini, davacının böbrek yetmezliğinden oluşan rahatsızlığının ameliyattan bağımsız bir rahatsızlık olduğunu düşündüklerini, müvekkili hastanenin üzerine düşen tüm edimleri eksiksiz yerine getirdiğini, uygulanan tedavide hata yapılmadığını, talep edilen manevi tazminatın çok yüksek olduğunu, hastanenin mesleki sorumluluk sigorta poliçesi bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... Hizmeteri A.Ş. vekili; davacının diğer davalı şirkete ait hastanede ameliyat olduğunu, ameliyatın müvekkili hastane hekimleri ile bir bağlantısının bulunmadığını, davacının 10.04.2014 - 24.04.2014 tarihleri arasında böbrek yetmezliği nedeniyle diğer davalı hastanede tedavi olduğunu, davacının durumunun kötüye gitmesi nedeniyle 24.04.2014 tarihinde akut böbrek yetmezliğinden kaynaklı yoğun bakım ihtiyacı ve hemodiaflitrasyon için müvekkili hastaneye sevk edildiğini, yapılan tedavi sonrası hemodiaflitrasyon ihtiyacının hemodiyalize dönüştüğünü, müvekkili hastanede hemodiyaliz uygulanamadığından hasta yakınlarına bilgilendirme yapılarak davacının .....Devlet Hastanesi'ne sevkinin yapıldığını, davacının iddialarının tıbbi bilimsellikten uzak olduğunu, müvekkili ile diğer davalılar arasında müteselsil sorumluluk bulunmadığını, müvekkili hastanenin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. 3. Davalı doktor ... vekili; müvekkilinin diğer davalı..... A.Ş.ye ait hastanede ortopedi ve travmatoloji uzmanı olarak çalıştığını, davacının böbrek yetmezliği ve böbrek fonksiyonlarının yitimi sorununun müvekkilinin yaptığı ameliyatla bir ilgisi olmadığını, müvekkilinin ameliyat konusunda davacıyı bilgilendirdiğini, ameliyat sırasında öngörülemeyen toplardamar yaralanması ile karşılaşıldığını, kanama odağının kontrol altına alınarak total kalça protezi ameliyatının tamamlandığını, müvekkilinin hatalı olarak femoral ven hasarına neden olmadığını, davacının daha önce aynı bölgede yaşadığı kırık ve ameliyat sonucu oluşan yapışıklıkların etkisiyle normalde ameliyat sahası dışında olması gereken femoral vendeki anatomik bozukluk sonucu olayın yaşandığını, bu durumun öngörülebilmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 15.09.2020 tarihli kararıyla; alınan Adli Tıp Kurumu (ATK) raporuna göre, davacıya yapılan operasyon sonucu akut böbrek yetmezliğinin kronik böbrek yetmezliği haline gelerek rutin diyalize girmesinin söz konusu klinik tablonun gelişebilecek olası sonuçlarından olduğunun tıbben bilindiği, operasyonu gerçekleştiren ve operasyon sonrası takiplerini yapan sağlık görevlilerinin eylemlerinin tıbbın güncel ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası tespit edilmediği, davalılara atfedilebilecek kusur bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin 26.10.2023 tarihli kararıyla; davanın tüketici mahkemesi sıfatıyla görülmesi gerektiği, ameliyat sonrasında ortaya çıkan akut böbrek yetmezliğini kronik böbrek yetmezliği haline gelerek davacının rutin diyalize girmesi ile sonuçlanan klinik tabloda davalı ortapedi uzmanının yapmış olduğu işlem ve ameliyat ile ortaya çıkan akut böbrek yetmezliği ve sonrasında oluşan kronik böbrek yetmezliği arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı, doktor tedavi nedeniyle yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan sorumlu olduğundan, ameliyat sırasında sağ femoral vende gelişen yaralanmaya ilişkin doktorun beyanında, davacının daha önce aynı bölgede yaşadığı kırık ve ameliyat sonucu oluşan yapışıklıkların etkisiyle normalde ameliyat sahası dışında olması gereken femoral vendeki anatomik bozukluk sonucu olayın yaşandığının belirtildiğinden bu durum öngörülebilir olup olmadığı, davalı doktorun gereken özeni gösterip göstermediği ve ayrıca davacının diğer davalı ... Hizmeteri A.Ş.ye ait hastaneden hemodiyaliz yapılmak üzere 29.04.2014 tarihinde ambulans ve medikal ekip eşliğinde .... Devlet Hastanesine sevk edilmesi planlandığı, ancak takiplerinin .....Fakültesi Hastanesinde devam edildiği, ATK raporunda hastanın sevkini sağlayan nakil ambulansının kayıtlarının ve hastanın taburculuğu ile ilgili onay formunun dosyada olmadığı belirtildiği, hastaneden nakil ambulas kayıtları ile onay formunun getirtilerek sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatasının olup olmadığına yönelik davacı tarafın itirazlarının değerlendirilmek üzere bir ortopedi, bir kalp damar cerrahi ve bir nefroloji uzmanı öğretim görevlisi bilirkişi heyeti oluşturularak, davalı doktor ile davalı hastanelerin sahibi şirketlerin kusur durumlarını, davalı ortapedi uzmanının yapmış olduğu işlem ve ameliyat ile ortaya çıkan akut böbrek yetmezliği ve sonrasında oluşan kronik böbrek yetmezliği arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı, davacının önceki böbrek rahatsızlığı var ise meydana gelen olayla arasındaki bağlantı ve etkisi, yine doktor tedavi nedeniyle yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan sorumlu olduğundan, ameliyat sırasında sağ femoral vende gelişen yaralanmaya ilişkin doktorun beyanında, davacının daha önce aynı bölgede yaşadığı kırık ve ameliyat sonucu oluşan yapışıklıkların etkisiyle normalde ameliyat sahası dışında olması gereken femoral vendeki anatomik bozukluk sonucu olayın yaşandığının belirtildiğinden bu durum öngörülebilir olup olmadığı, davalı doktorun gereken özeni gösterip göstermediği, davalı hastanelerin organizasyon hatasına yönelik davacı tarafın itirazlarının değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesinin 04.06.2024 tarihli kararıyla; tüketici mahkemesi sıfatıyla görülen davada kaldırma kararının ardından alınan bilirkişi heyeti raporunda, dava konusu operasyonu gerçekleştiren ve operasyon sonrası takip ve tedavisini yapan doktorun eylemlerinin tıbbın güncel ilke ve kurallarına uygun olduğu, davalı doktor ve diğer davalı hastanelerin herhangi bir kusur, ihmal ve özensizliğinin olmadığı kanaatinin bildirildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 4. Bölge Adliye Mahkemesinin 10.10.2024 tarihli kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm vermeye yeterli açıklamaları ve kaldırma kararında belirtilen hususları içermediği gibi davacının kalça ameliyatı onam formları dosya arasına alınmadan rapor hazırlandığı, davacı tarafın itirazları değerlendirilmek üzere ek rapor dahi alınmadan karar verildiği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kaldırma kararının ardından alınan ek raporla, ameliyatın doğru bir endikasyon ve tekniğinin tıbbi kurallara uygun olarak yapıldığı, hastanın aydınlatılmış onam formlarının yeterli ve gerekli açıklamaları içerdiği, idarenin organizasyon etkinliği ve sevk zincirinin doğru ve uygun olduğu, sağ femoral vende gelişen yaralanmanın ameliyat sırasında gelişebilecek bir komplikasyon olarak değerlendirilebileceği, bu süre zarfında gelişen komplikasyon yönetiminin doğru ve tıbbi kurallara uygun olarak yapıldığı, femoral vende saptanan tromboz nedeniyle verilen heparin tedavisinin tıbben doğru olduğu, yapılan ameliyat ile gelişen böbrek yetmezliği arasında illiyet bulunduğu, fakat bunun bir komplikasyon olduğu, komplikasyona yönelik tedaviler tıbben doğru ve zamanında yapıldığı, gelişen akut tubuler nekroz ve sonrasında gelişen kronik böbrek yetmezliği sürecinde yapılan uygulamalar ve takipler yeterli ve uygun olduğu, gereken her türlü müdahalenin zamanında yapıldığı ve tıbben hata olmadığı, operasyonu gerçekleştiren ve operasyon sonrası takiplerini yapan sağlık görevlilerinin eylemlerinin tıbbın güncel ilke ve kurallarına uygun olduğu kanaatinin bildirildiği, raporun dosya kapsamına ve denetime elverişli olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; derece Mahkemelerindeki beyanlarını tekrarla, hükme esas alınan bilirkişi raporunun kaldırma kararlarında belirtilen hususları karşılamadığı gibi itirazlarını da değerlendirmediğini, raporda müvekkilinin uğradığı zarar ile davalıların davranışları arasında illiyet bağı olduğunun tespit edildiğini, ancak müvekkilinin toplardamarının yanlışlıkla kesildiği hususuna ve davalı tarafın bu eyleminin etkilerine değinilmediğini, raporun yanlı oluşturulduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı özel sağlık kuruluşları ile davalı doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davrandığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle hükme esas alınan ATK ve bilirkişi heyeti raporlarının birbirleriyle uyumlu, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, ek raporlar ile kaldırma kararında belirtilen hususların ve davacı tarafın itirazlarının karşılandığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.