Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5647 E. 2026/2551 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5647
Karar No
2026/2551
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2136 E., 2025/976 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/15 E., 2021/139 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılardan İdare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; davalı İdare tarafından müvekkili şirketin aktif olmayan e-posta adresine e-tebligat yöntemi ile 26.06.2019 tarihinde gönderilen 14.06.2019 tarihli haciz bildirisi ile diğer davalı şirketin müvekkili şirkette hak edişi olması halinde vergi dairesine ödeme yapılmasının talep edildiğini, ancak e-tebligatın aktif olarak kullanılmayan e-posta adresine gönderildiğinden haciz bildirisinden haberdar olmayan müvekkili şirketin bildiriye itiraz edemediğini, ardından davalı İdare tarafından başlatılan icra takibi ile 25.07.2019 düzenleme tarihli ödeme emrini müvekkilinin kullanmadığı e-posta adresine e-tebligat ile gönderdiğini, bu nedenle ödeme emrine de süresi içerisinde itiraz edilemediğini, müvekkili şirketin davalı şirkete borcu olmadığını, davalı şirket ile müvekkili arasında 1.089,965,41 TL değerinde bir ticaret gerçekleşmediğini, cari hesaplarda davalı şirketin müvekkili şirkete borcu olduğunun tespit edildiğini, davalı İdare tarafından müvekkiline gönderilen haciz bildirisi ve ödeme emrinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; müvekkilinin davalı İdareye borçlu olmadığının tespitine, ödeme emrinin ve haciz işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir. 2. Davalı İdare vekili; müvekkili İdare tarafından yapılan haciz bildirisi ve ödeme emrinin usulüne uygun olarak yapıldığını, haciz bildirisinin 01.07.2019 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, davacının 7 gün içerisinde itirazda bulunmadığını, bunun üzerine haciz işlemine geçildiğini, işlemlerde herhangi bir kanuna aykırılık bulunmadığını savunarak, davanın reddine ve davacı aleyhine inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının asıl talebinin gönderilen haciz bildirisi ve ardından başlatılan icra işlem dosyasında davalı İdareye borçlu olunmadığının tespitine ilişkin olduğu, davacı tarafın talebi ile bu ilgisi olmayan davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceği, davanın bir senelik hak düşürücü sürede açıldığı, davacının davalı İdarece, usulüne uygun olarak düzenlenip kendisine tebliğ edilen haciz bildirisine süresi içerisinde itiraz etmeyerek kanun hükmü gereği borcun yedinde sayılmasına sebebiyet verdiği, bu durumda davalı İdare aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti yüklenemeyeceği, dava dilekçesinde belirtildiği üzere haciz bildirisinin şirketin kullanmadığı e-posta adresine gönderildiği, davacı şirketin aktif olarak kullandığı başka bir e-posta adresinin bulunduğu, alınan bilirkişi raporuna göre; davalı İdarenin savunmasının aksine, davacı şirketin davalı şirketten 1.755,58 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı İdare tarafından konulan haciz miktarının ise 1.089.965,41 TL olduğu, davalı İdare tarafından yapılan işlemin hukuka uygun olmadığı, davacı tarafın davasını ispatladığı gerekçesiyle; davanın davalı İdare yönünden kabulüne, davacının takip dosyasında davalı İdareye borçlu olmadığının tespitine, davanın diğer davalı şirket yönünden pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı İdare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; haciz bildirisinin tebliğ tarihinden itibaren bir yıllık süre içerisinde işbu davanın açıldığı, davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle düzenlenen 20.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacının ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğunun ve davacı lehine delil kuvvetine haiz olduğunun, 2017 yılı itibariyle diğer davalı ... borçlusu şirketin davacı şirketten alacağı bulunmadığının tespit edildiği, davalı İdare tarafından bilirkişi raporunun ve davacının iddialarının aksinin ispat edilemediği, kararın niteliğine göre davalı İdare aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı İdare vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı İdare vekili; amme borçlusu diğer davalı şirketin 2017 dönemi BS formunun incelenmesinden davacı şirkete 115.753.00 TL'lik satışta bulunduğunun tespit edilmesi üzerine haciz bildirisi gönderildiğini, davacının haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmediği, böylece haciz bildirisindeki borç miktarının zimmetinde sayıldığı, müvekkili İdarece yapılan işlemlerde hukuka aykırılık olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 79. maddesi kapsamında açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Temyiz edenin sıfatına, temyiz edilen karardaki gerekçeye, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan inceleme sonucunda davacının davalı şirkete borçlu olmadığının tespit edildiğinin anlaşılmasına göre, davalı İdare vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan kararının onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5647, K. 2026/2551, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-5647-e-2026-2551-k-cd9c965809f3