Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5464 E. 2026/2513 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5464
- Karar No
- 2026/2513
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1536 E., 2025/1383 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/219 E., 2023/387 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; taraflar arasında uzun yıllar boyunca çeşitli kavanoz alım – satımı işi yapıldığını, davalının konserve imalatı, ticareti yapmakta iken, müvekkilinin davalıya kavanoz sattığını, buna ilişkin davalı tarafın peşin ödeyemediği, bakiye borcuna karşılık belge imzalayarak verdiğini, davalının bu belgeye göre 110.679,00 TL borcu bulunduğunu, borcun ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, davalının borca haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; davanın kabulü ile davalı-borçlunun icra dosyasına yaptığı itirazının iptaline ve takibin devamına, takip konusu alacağın %20 oranında icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; ortağı olduğu dava dışı ... Ltd. Şti. ile davacı arasında kavanoz alışverişi olduğunu, ancak davacı ile arasında hiçbir zaman ticari bir faaliyet olmadığını, davacının icra takibine konu ettiği belgenin borç ilişkisinin varlığını gösteren bir belge niteliği bulunmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; icra takibinin dayanağı olan 10.07.2012 tarihli belge altındaki imzanın davalının el ürünü olduğunun bilirkişi tarafından tespit edildiği, bu nedenle davacının sunmuş olduğu belge mahkemece yazılı delil başlangıcı olarak kabul edildiği, davalı her ne kadar belirtilen borcun, davalının temsilcisi olduğu şirkete ait olduğunu belirtmiş ise de, davalı belgeyi imzalarken bu durumu belirtmemiş olduğundan, davalının kendi adına imzaladığı ve borcun da kendi borcu olduğunun kabul edildiği, tanık beyanlarına göre davalı ile davacı arasında ticari ilişki olduğunun belirlendiği, davalının borcu ödediğine ilişkin herhangi bir belge de sunmadığı, davalının cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmadığı da dikkate alınarak davacının davasının birikmiş faiz dışındaki kısmı yönünden kabulüne karar verildiği, birikmiş faiz yönünden ise takipten önce davacının davalıya temerrüde düşürmemesi nedeniyle faiz isteyemeyeceği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüyle, asıl alacak olan 110.679,00 TL'nin takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ve isabet eden takip giderleri ile davalıdan alınıp davacıya verilmek üzere borçlu davalının icra dosyasında borca itirazının kısmen iptaline, takibin belirlenen şekilde devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit olduğundan asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davacı tarafından delil başlangıcı olduğu iddiasıyla ibraz edilen evrakın delil başlangıcı niteliği bulunmadığını, hükme esas alınan tanık beyanlarının iddia olunan kavanoz ticaretinden kaynaklanan borcun varlığını ispat noktasında yetersiz kaldığını, yazılı delil başlangıcı olarak nitelendirilen belgenin içerisinde iddia olunan kavanoz ticaretinin dışında başkaca borç ilişkilerinin de olduğunu, taraflar arasında ticari ilişki olduğunun ispat edilemediğini, hukuki ilişkinin tarafı olmayan müvekkil yönünden hüküm tesis edilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, yazı ve imza incelemesi neticesinde tam ve kuşkuya yer verilmeyecek şekilde kesin bir kanaat oluşmadığını, yeniden bilirkişi incelemesi yapılmadan verilen kararın hatalı olduğunu belirterek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, belirtilen gerekçeye, özellikle icra takibine dayanak teşkil eden davalının el yazısı ile oluşturulan belgenin yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilerek dinlenen tanık beyanlarına göre borcun varlığının ispat edildiği ve davalı tarafça ödemeye ilişkin delil sunulmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin temyiz itirazının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.