Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3211 E. 2026/558 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3211
Karar No
2026/558
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/978 E., 2025/646 K. DAVALI / BİRLEŞEN DAVADA DAVA TARİHİ : 20.04.2018, 17.07.2019 İLK DERECE MAHKEMESİ : Gölbaşı (Ankara) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/184 E., 2024/205 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı birleşen davada davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı birleşen davada davalı vekili Avukat .. ile davalı birleşen davada davacı vekili Avukat ...'nun sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili; müvekkilinin Ankara İli, .... İlçesinde bir kaç taşınmazın maliki olduğunu, davalılardan ...'a verilen 31.03.2014 tarihli vekaletname ile hem kendi nam ve hesabına hem de vekilin nam ve hesabına kredi almaya, kredi karşılığında borçlanmaya, kredi ile ilgili sözleşmeleri imzalamaya ve bu kredi ve borçlara ilişkin olarak ipotek tesis ettirmeye yetkili kılındığını, davalı ...'ın üçüncü kişiler lehine ipotek tesis etme yetkisinin bulunmadığını ancak, Gölbaşı Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından düzenlenen 02.04.2014 tarihli ipotek belgesi ve resmi senet incelendiğinde ilgili vekaletname ile adına kayıtlı taşınmazların davalılardan ... E-İş Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.nin diğer davalı ...den aldığı kredi ve bilcümle borçlu hesaplar yönünden teminat teşkil etmesi için... T.A.Ş. lehine davalı ... tarafından ipotek edildiğinin görüldüğünü, davalılardan... T.A.Ş. tarafından ... E-İş Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve ... aleyhine, İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2016/4352 E. sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibinde maliki olduğu ipotekli taşınmazların satıldığını, hem elindeki taşınmazları kaybettiğini, bu nedenle tüm davalıların kusur ve sorumluluklarının bulunduğunu belirterek, şimdilik ipotek bedeli olan 4.848.000,00 TL'nin haksız olarak ipoteğin tesis edildiği 02.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleşen davada davacı vekili; taraflar arasındaki 05.10.2013 tarihli inanç sözleşmesi kapsamında dava konusu taşınmazların tapu kaydının davalı adına kaydedildiğini, taşınmazların ileride değerlendirilmesi sonucu anapara düşüldükten sonra elde edilecek kar bedelinin %20'sinin davalıya ödeneceğinin kararlaştırıldığını, taşınmazların dava dışı ... A.Ş. isimli şirketin Şekerbanktan alacağı gösterildiğini teminattan tarafların haberdar olduğunu, bu şirketin kredi ödemelerini yapmaması üzerine taşınmazların icradan satılarak paraya çevrildiğini, icradan arta kalan bakiye 330.653,15 TL bedelin müvekkile ait olması gerekirken davalıya ödendiğini belirterek, bu tutarın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili; davanın husumet ve zamanaşımı nedeni ile reddini, taşınmazların usulsüz satışına esas teşkil ettiği iddia edilen İslanbul 10. İcra Dairesinin 2016/4352 E. sayılı dosyasında davacının da borçlu olduğunu, takibin başlamasından sonlanmasına kadar satış işlemlerinden davacının da haberinin olduğunu, davacının iyi niyetli olmadığını, Devletin kusursuz sorumluluğu şartlarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili; dava konusu işlemin davacının bilgisi, talimatı ve verdiği vekaletname dahilinde yapıldığını, davacının söz konusu vekaletnameleri münhasıran dava konusu ipotek işlemi için verdiğini, bu vekaletlerin başka bir işlem için kullanıldığına dair bir iddiasının bulunmadığını, davaya konu vekaletleri münhasıran yapılan işlem için çıkardığı halde şimdi dayanaksız surette inkar ettiğini, tüm işlemlerin davacının bilgisi dahilinde olduğunun İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1456 E. sayılı dosyası (yetkisizlikle Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/249 E., sayılı dosyası), açılan ipoteğin kaldırılması davası, İstanbul 12. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/728 E., Gölbaşı İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/147 E. sayılı dosyaları ve İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2016/4352 E. sayılı dosyasının incelenmesi ile anlaşılabileceğini, vekaletname dahil tüm belgelerin ipotek işlemi öncesinde tapu memuru ve tapu müdürü tarafından incelendikten sonra işleme alındığını, savunarak, davanın reddini istemiştir. 3. Davalı banka vekili; banka ile davalı ...E-iş Sistemleri San. ve Tic. A.Ş. arasında imzalanan kredi sözleşmlerinin teminatı olarak davaya konu taşınmazlar üzerine ipotek tesis ettirdiğini, kredilerin kat edilmesi üzerine, borçlu firma ve kefilleri aleyhine, İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2016/23712 E. sayılı icra takibi ve davaya konu taşınmazların satışı için İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2016/4352 E. sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, bu takiplerin dayanağı olan davacı yana taşınmazların satışına gidileceğinin ... Noterliğinin 27 Temmuz 2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ihtar edildiğini, ihtar ve yapılan takip işlemlerine karşı davaya konu iddiaların hiçbir aşamada davacı yanca ileri sürülmediğini, ihalenin feshi davası açılmadığından, ihalelerin kesinleşdiğini ve tescil işlemleri yapıldığını, davacıya kıymet takdir raporları ve satış ilanlarının tebliğ olduğunu, her aşamada çeşitli sebeplerle ipotek borçlusu davacı tarafından itirazlarda bulunulduğunu, kıymet takdirine dahi itiraz edildiğini, ancak huzurdaki davaya esas iddialarda bulunulmadığını, bu hususun davacının kötü niyetinin açık kanıtı olduğunu, İstanbul 12. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/728 E. sayılı ipotek takibinin iptali, Gölbaşı (Ankara) İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/10 E. sayılı satışın durdurulması, Gölbaşı (Ankara) İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/147 E. sayılı kıymet takdirine itiraz dosyaların celbi halinde davacı yanın tüm aşamalarda krediden, kredi teminatı ipotekli taşınmazlar kaydındaki borçtan, taşınmazların satış işlemlerinin yapılmakta olduğundan haberdar olduğunun ve ipotek vermek saikiyle hareket ettiğinin anlaşılacağını, bankanın sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 4. Davalı şirket vekili; davacının diğer davalı ...'ın eski ortağı olduğunu, ...'ın şirket yetkilisi ...'ın hissedarı olduğu ... A.Ş.ye davacının bilgisi dahilinde ortak olduğunu, her ikisinin de kötü niyetli olduğunu, davalı ...'ın şirkete olan borçlarını ödemediğini, ortağı olduğunu beyan ettiği davacının Ankara'da bulunan arsalarını kredi için ipotek vermek üzere yönlendirdiğini, sonrasında dava konusu vekaletle ipotek verildiğini, davacı ... eski ortağı diğer davalının dürüstlük kurallarına aykırı davrandığını, davacının bilgisi ve isteği ile işlemlerin yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 5. Birleşen davada davalı ... vekili; tutanak başlıklı belgenin inanç sözleşmesi olarak nitelendirmesinin mümkün olmadığını, imza itirazı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "Tutanak" başlıklı belge içeriğine göre taraflar arasında inançlı işlem yapıldığı, bu sözleşmeye göre davalı/karşı davacı ... inanan ve davacı/karşı davalı ... ise inanılan durumunda olup, tapuda malik görünen ...'in taşınmazın maliki olmadığı sözleşmeye göre anlaşılmış, kayden malik olmasından dolayı aradaki ticari faaliyet ve güven dolayısıyla vekaletnameler kapsamında vekil olan kişinin ... olduğu, bu vekaletin anılan güven ve yapılan faaliyetler kapsamında sayılması gerektiği, bu manada aslında tarafların ortak irade ile bu ipotek ilişkisini kurmak konsusunda hem fikir oldukları, asıl dava yönünden davacı ...'in taşınmazların maliki olmadığının inanç sözleşmesine göre kabulü gerektiğinden davacının malik olmamasından kaynaklı olarak ipotek bedelini talep etme hakkı bulunmadığı, birleşen davada inanç sözleşmesine göre malik ...'ın olduğunun kabulü doğrultusunda ipotek işlemi sonrasında satılan taşınmaz malların bedelinden arta kalan ve kayden malik olan ...'e ödenen miktarın birleşen davada davacıya iadesi gerektiği, birleşen dosya yönünden davacı vekilinin sair talep olarak belirttiği kısım ile ilgili duruşmada alınan beyanında bir talepte bulunmadığı, tüm davalılar yönünden esastan ret verilmesi nedeniyle davalılar yararına tek vekalet ücretine hükmedilerek, asıl davanın reddine, birleşen dava yönünden davanın kabulü ile, 330.653,15 TL'nin 14.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, tahsiline, birleşen dosya yönünden davacı vekilinin sair talep olarak belirttiği kısım ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı - birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli, denetime ve somut olayın özelliklerine uygun olması, asıl dosyada ipotek konusu edilen taşınmazların tamamına yönelik birleşen davada 05.10.2013 tarihli belgeye dayalı inançlı işlem iddiasında bulunulması, anılan belgede yer alan bir kısım imzanın inkar edilmesine karşın Adli Tıp Kurumunda yaptırılan incelemede imzaların davacı-birleşen dosya davalısına ait olduğunun anlaşılması, gerek 05.10.2013 tarihli imzalı belge gerekse de imza incelemesine göre birleşen dosya yönünden inançlı işlem iddiasının ispat edilmiş olması, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla satılan taşınmazların bedelinden borcun ödenmesi ile kalan ve icra yoluyla davacı-birleşen dosya davalısına ödenen kısmın davalı-birleşen dosya davacısına ait olduğunun tespit edilmesi, 05.10.2013 tarihli belgede yer alan “kârın %20’sinin davacı-birleşen dosya davalısına ait olacağına” ilişkin hükme yönelik yargılama esnasında usul ve yasaya uygun bir talebin ileri sürülmemesi, bu yöndeki talep için ayrı bir dava açılabilecek olması, birleşen dosyadaki talebin zamanaşımına uğramaması ve hüküm altına alınan tutarın dosya kapsamına uygun bulunması, ipotek edilip satılan taşınmazların davalı-birleşen dosya davacısına ait olduğunun belirlenmesi karşısında davacı-birleşen dosya davalısının taşınmazların kendisine ait olduğu ve vekalet ilişkisinden kaynaklanan zarar iddiasının yerinde olmadığının anlaşılması, her iki dosya yönünden yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin isabetli şekilde belirlendiği, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacı birleşen davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı-birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı-birleşen davada davalı vekili; taraflar arasında düzenlenen 05.10.2013 tarihli bir inanç sözleşmesinin başlangıçta 4 taşınmaz yönünden yapıldığını, müvekkilinin rızasına aykırı elle eklemeler yapıldığını, belgenin inançlı işlem sözleşmesi olarak kabul edilebilmesi için, anılan taşınmazların, ne zaman ve ne şekilde, yahut hangi şart gerçekleştiğinde ...'a devredileceğine dair ifadelerin yer alması gerektiğini, bunca yıl müvekkilin mülkiyetinde kalmasına neden davalının itiraz etmediğini, "Tutanak" isimli belgede yer alan ve sonradan eklenen son üç taşınmazın belge tarihinden sonra satın alındığını, inançlı işlemin geçersiz olduğunu, kendisine taşınmazlar için ödeme yapılmadığını, müvekkilinin isticvabının dikkate alınmadığını, Adli Tıp raporuna itibar edilemeyeceğini, birleşen davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkil tanık beyanlarıyla olayın açıklandığını, taraflar arasında imzalanan 05.10.2013 tarihli sözleşmeye göre %20 karın belirlenerek bu miktarın müvekkile ödenmesi ya da bu miktara nazaran birleşen davada davacının alacağının kalmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, birleşen davada iadesi istenen miktarın içinde takip masrafları, harçları vb. giderlerin de yer aldığını, vekalet ücreti ve yargılama giderinin yanlış hesap edildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada vekilin hesap verme yükümlülüğü kapsamında vekalet sözleşmesinden kaynaklanan zararın tazmini, birleşen davada ise inançlı işlemden doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Dava dosyanın incelenmesinde; davacının .... Noterliğinin 31.03.2014 tarihli ve ... yevmiye sayılı vekaletnamesi ile davalılardan ...'a vekaletname verdiği, davalı vekilin bahsi geçen vekaletnameye dayanarak diğer davalı ...A.Ş.nin borcu nedeniyle bir diğer davalı ...Ş. lehine ipotek tesis ettiği, borcun ödenmemesi üzerine davalı ...Ş. tarafından icra takibi başlatıldığı, İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2016/4352 E. sayılı dosyasında taşınmazların satılarak paraya çevrildiği, icra dosyasından bakiye kalan bedelin davalıya ödendiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında 05.10.2013 tarihli “Tutanak” başlıklı belge imzalanmış olup, bu belgeye göre; "...Mahalle ada pafta noları yazılı olan arsalar ... tarafından kendi adına tüm bedel ve masrafları ... tarafından bedeli ödenerek alınmıştır.Tapular ... adına olup gerçek sahibi ...." şeklinde belirtilmiş, son üç taşınmaz davacının parafıyla sonradan eklenmiş, davacının imza itirazı üzerine Adli Tıp Kurulu'ndan alınan raporda imzanın davacının eli ürünü olduğu şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, taraflar arasında tanzim edilen“Tutanak” başlıklı belgenin inanç sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesine, ... Noterliğinin 31.03.2014 tarihli ve 8258 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile, vekilin ve vekil edenin bilimum resmi ve özel bankalardan veya finans kurumları lehine ipotek vermeye, nam ve hesabına kredi almaya, kredi karşılığında borçlanmaya, kredi ile ilgili sözleşmeleri imzalamaya ve bu kredi ve borçlara ilişkin olarak ipotek tesis ettirmeye davacı ... tarafından davalı ...'ın yetkili kılındığının anlaşılmasına göre, davacı-birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacı ...'ten alınıp davalı ... ve Hazineye verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3211, K. 2026/558, T. 10.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-3211-e-2026-558-k-ac7a9880edeb