Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1692 E. 2026/550 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1692
Karar No
2026/550
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2894 E., 2025/658 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl davada davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı/birleşen davada davalı vekili Avukat ... ile davalı/birleşen davada davacı vekili Avukat ...'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra; işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 05.12.2019 tarihli Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi imzalandığını, ancak sözleşmenin Covid-19 pandemi sürecinde ortaya çıkan mücbir sebepler dikkate alınmadan haksız olarak feshedilerek, sözleşme gereği sunulan hizmetlerin hukuka aykırı ve kötüniyetli olarak sona erdirildiğini, bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığını, ayrıca verilen teminat mektubunun nakde çevirme koşulları oluşmadığı halde haksız olarak nakde çevrilmesinin de hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; oluşan zararların tazmini için şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.

2. Birleşen davada davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında imzalanan sözleşme kapsamında son derece avantajlı fiyatlarla elektrik tedariki sağladıklarını ancak davalının hukuka ve sözleşme hükümlerine aykırı davranışları nedeniyle sözleşmenin feshedilmek zorunda kalındığını, bu nedenle müvekkili şirketin ciddi miktarda zarara uğradığını ve maddi kayıplar yaşadığını, ayrıca başka ticari faaliyetlerinin de bozulduğunu, davalının müvekkili şirkete olan borçlarını ödemediğini, bu nedenle başlatılan icra takibine haksız ve kötü niyetli itiraz edildiğini ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada davalı vekili; davanın kısmi dava olarak ikame edilmesinde hukuki yarar bulunmadığını, imzalanan sözleşmede düzenlenen yükümlülüklerin davacı tarafça yerine getirilmediğini, sözleşmede düzenlenen hakların kötü niyetli ve tek taraflı şekilde hukuka aykırı olarak kullanılmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın kötü niyetli ve haksız taleplerinin sözleşmenin feshine yol açtığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Birleşen davada davalı vekili; sözleşme hükümlerine göre teminat mektubunun nakde çevrilmesi için gerekli koşulların oluşmadığını, mücbir sebep halinin varlığına rağmen davacının sözleşmeyi haksız ve hukuka aykırı bir şekilde feshettiğini, müvekkiline izafe edilecek herhangi bir kusurun bulunmamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; pandeminin, eldeki sözleşmenin tarafları ve icrası yönünden mücbir sebep teşkil ettiği, bu nedenle sözleşmenin askıya alınmasının mümkün olduğu ancak işbu askıya alma halinin sözleşmenin taraflarına eşit şekilde tatbiki gerekeceği, bu durumda davacının elektrik enerjisini tüketmeye devam edip, bedelini ödemeyi askıya almasına imkan bulunmadığı, bu nedenle bu yöndeki talebin davalı tarafından kabul edilmeyip, davacının portföyden çıkarılması nedeniyle uğranılan zararda davalıya atfedilebilir bir kusur bulunmadığı, birleşen davada ise; portföyden çıkarma bildiriminin niteliği itibariyle fesih işlemi olduğu, her ne kadar birleşen davalı tarafından 29.03.2020 tarihinde gönderilen e-postada vadesi gelmiş ve gelecek borçların ödenemeyeceği bildirilmiş ise de, bunun sebebinin pandemi koşulları olduğu, pandemi nedeniyle ödeme yapılamasından ötürü protokoldeki ceza koşulunun uygulanmasının hakkaniyete aykırı olacağı gerekçesiyle; asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf isteminde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, başvuruların reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde asıl davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl davada davacı vekili; verilen kararda yasal gerekçe oluşturulmadığını, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğunu, yapılan portföyden çıkarma işleminin fesih işlemi olduğu açıkça tespit edilmiş olmasına rağmen davalıya kusur izafe edilemeyeceği yönünde karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalının açıkça mevzuata aykırı fesih işlemi yaptığını, haksız fesih nedeniyle kazanılan fiyat avantajının ortadan kalktığını, portföyden çıkarma tarihi itibariyle henüz temerrüdün oluşmadığını, deliller değerlendirilmeden ve hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek karar verildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.

B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık asıl davada; abonelik sözleşmesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. Temyiz olunan kararın dayandığı bilgi ve belgelerle, sözleşme ile davalının son ödeme tarihi geçmiş ve ödenmemiş tüm alacaklar için sözleşmeyi feshedebileceğinin kararlaştırılmış olmasına ve davalı tarafça 17.04.2020 tarihli bildirim ile 01.05.2020 tarihi itibariyle portföyden çıkarma işleminin gerçekleştirileceğinin davacıya bildirildiğinin anlaşılmasına göre, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1692, K. 2026/550, T. 10.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-1692-e-2026-550-k-bffec8cacb59