Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1615 E. 2025/5052 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1615
Karar No
2025/5052
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1352 E., 2025/198 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Afyonkarahisar 4. Asliye (Tüketici) Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/94 E., 2024/156 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin öğretim üyesi olarak görev yapmakta iken hakkında başlatılan .. Terör Örgütü (FETÖ) soruşturması üzerine yapılan yargılama neticesinde 7 yıl 6 ay hapis cezası verildiğini, bu aşamada davacının dosyasını takip etmek üzere davalı avukata vekalet verildiğini, davalı avukat tarafından verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından esastan reddedildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 09.01.2019 tarihinde davalı avukata tebliğ edilmesine rağmen davalı avukatın müvekkili veya yakınlarını bilgilendirmediğini ve süresi içerisinde temyiz başvurusunda bulunmayarak kararın kesinleşmesine sebebiyet verdiğini, davalı avukatın vekil olarak özen yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini belirterek şimdilik 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın 25.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini 659.801,82 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili; davacının vekalet ücreti ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararıyla İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddedildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olsaydı beraat kararı verileceğinin ispatlanması gerektiğini, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarının, avukatın hukuka aykırı eylemi nedeniyle hukuki sorumluluğunun ancak eylem ile zarar arasında illiyet bağı bulunması durumunda söz konusu olabileceği yönünde olduğunu, davacının meydana geldiğini iddia ettiği zararları ile müvekkilinin kusurlu davranışı arasında illiyet bağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kısmen kabulü ile ceza dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık olarak yargılanan davacının mahkumiyetine esas oluşturan ve Ağır Ceza Mahkemesince tartışılan deliller ve ceza dosyasının kapsamı ve istinaf kararı kapsamı itibariyle davacı aleyhine kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesine tabi tutulması halinde davacının hukuki durumunda lehe herhangi bir değişikliğin olmayacağı, bu durumda kesinleşen ceza mahkumiyeti nedeniyle ortaya çıkan maddi zarar ile davalı avukatın, ceza mahkumiyet kararına karşı temyiz yoluna başvurmaması eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddine, bir kişinin yargılandığı ceza davasında hakkında hükmolunan hapis cezasının aralarında güven ilişkisi bulunan, onun adına yapılması gereken her türlü hukuki işlemi yapacağına inanılan ve bu yönde yasal ve sözleşmesel yükümlülükleri bulunan vekilinin ihmalî davranışı ile temyiz edilmeyerek kesinleşmesi ve mahkûmiyet hükmünün üst yargı merciince gözden geçirilmesi imkânından mahrum kalınmasının başlı başına kişilik haklarını zedeleyen, kişinin aleyhine olan hükmün temyiz incelemesinden geçerek onanıp kesinleşmesi hâlinden daha fazla kaygı, üzüntü ve stres yaratan bir durum olduğu gerekçesiyle manevi tazminat talebinin kabulü ile 50.000,00 TL'nin 25.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içerisinde taraf vekilleri istinafa başvurmuşlardı. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; müvekkilinin temyiz hakkını davalının kusuru nedeniyle kaybettiğini, manevi tazminatın kabulü ile maddi tazminat talebinin reddinin çelişki oluşturduğunu, davalının kusuru ile müvekkilinin uğradığı zarar arasında illiyet bağının bulunduğunu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 171. maddesine göre yazılı bir sözleşme olmasa bile avukatın üzerine aldığı işi sonuna kadar takip etmekle yükümlü olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekilin özen yükümlüğüne aykırılık nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Olayın meydana geliş şekline göre davalı vekilin genellikle bilinen ve kabul edilen kural hilafına hükmü zamanında temyiz etmemek suretiyle vekâlet görevini özenle ve sadakatle ifa etmediği ve kusurlu hareket ettiği sabittir. Ancak, vekilin bu durumlarda sorumlu olabilmesi için vekilin tutum ve davranışı sonucu müvekkilin bir zarara da uğramış olduğunun sübutu da şarttır. Diğer bir deyişle vekilin müvekkili aleyhine verilen hükmün temyiz süresini geçirmiş olması tazminatla sorumluluğunu gerektirmeyip süresi içinde temyiz edilmiş olsa idi, müvekkili lehine hukuki bir sonuç doğurup doğurmayacağı değerlendirilmek üzere temyiz süresi geçirilmiş olan hüküm hakkında mahkemece inceleme yapılarak temyiz süresinin geçirilmesinden dolayı zarar görüp görmediğinin araştırılması gereklidir. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle davacının yargılandığı ceza davasında daha lehe bir sonucun temin edilmesinin ihtimal dahilinde olup olmadığının Mahkemece incelenerek değerlendirildiğinin anlaşılmasına ve temyiz edenin sıfatına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1615, K. 2025/5052, T. 22.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-1615-e-2025-5052-k-0e2e777ba9fc