Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1575 E. 2025/6099 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1575
Karar No
2025/6099
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3049 E., 2024/1910 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Soma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/332 E., 2021/238 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar-birleşen davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacılar vekili; müvekkillerinin ... ın mirasçıları olduğunu.... Noterliğinin 05.11.2007 tarihli ve ... yevmiye numaralı sözleşmesi ile ... Mah. .... mevkiinde kain tapunun 28-30 J pafta, 112 ada, 15 parsel numarasında kayıtlı olan ve içinde kerpiç ev olan tarla vasıflı 6140 m² taşınmazın davalıya devredildiğini, sözleşmenin 2 ve 3. maddelerinde belirtilen borçların ödenmesi karşılığında taşınmazın ifraz işlemleri davalı tarafından yapıldıktan sonra sözleşmenin 10. maddesinde belirtilen evden maden yoluna kadar olan kısmın ...'in mirasçılarına davalı tarafından iade edileceğini, iadenin ifraz işlemlerinin kesinleşmesinden sonra en geç 2 ay içerisinde yapılacağının kararlaştırıldığını, davalının müvekkillerinin güvenini suistimal ederek ve sözleşmedeki boşluktan yararlanarak 5-6 yıl sonra ifraz işlemlerine başladığını, sözleşmenin 10. maddesinde belirtilen yükümlülüğünün davalı tarafından yerine getirilemeyeceğinin ortaya çıktığını, sözleşmenin 12. maddesine göre ifrazdan sonra iade edilmesi gereken parsellerin sözleşme harici dava dışı üçüncü kişiler adına tescil edildiğinin anlaşıldığını, sözleşme gereğince alınan ve iade edilmesi gereken teminat senetinin müvekkili ... tarafından ciro edilip kullanıldığından senet bedelinin davalının müvekkillerine ödemesi gereken tutardan mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürerek; davalı adına tescil edilmiş olan dava konusu 2, 3, 4, 5, 14, 15, 16... numaralı parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile müvekkilleri adına tescilini, dava konusu parseller yönünden tapu iptal ve tescilin mümkün olmaması halinde bilirkişi tarafından tespit edilen bedelin davalıdan yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, 03.05.2019 tarihinde 978.748,95 TL üzerinden tamamlama harcı yatırılmış, 12.09.2019 tarihli duruşmada ise; tapu iptal ve tescil taleplerinin olmadığını, davaya alacak davası olarak devam ettiklerini bildirmiştir. 2. Birleşen davada davacı vekili; taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca davalıların taşınmaz üzerindeki hisselerini müvekkiline devrettiğini, karşılığında ise müvekkili tarafından 200.000,00 TL bedelli teminat senedinin davalılara verildiğini ancak bononun üçüncü bir kişiye ciro edildiğini ve söz konusu bono nedeniyle .... İcra Müdürlüğünün 2016/3748 dosyası ile icra takibi yapıldığını, müvekkilinin mağdur olmamak için icra dosyasına 629.300,00 TL ödemede bulunduğunu, haksız yere para tahsil edildiğini 09.01.2024 tarihli ihtarla taşınmazı teslime hazır olduğunu bildirdiğini ileri sürerek; davalılar tarafından açılan dava ile birleştirme yönünden karar verilmesi durumunda kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili aleyhine hüküm tesis edilecek dosyada müvekkili tarafından icra dosyasına ödenen 629.300,00 TL'nin mahsup/takasıyla bakiye alacağın faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, birleştirme taleplerinin aksi yönünde karar verilmesi durumunda müvekkilinden icra dosyasında haksız olarak tahsil edilen 629.300,00 TL'nin 19.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili; müvekkilinin edimini yerine getirmeye hazır olduğunu ihtar ettiğini, ancak davacıların karşı edimini yerine getirmek ve müvekkilinin ifasının kabulüne dair herhangi bir girişimde bulunmadığını, bu nedenle davanın açılmasında hukuki yarar olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, .... Belediye Başkanlığı tarafından ifraz işlemlerinin tamamlanması üzerine kanun gereği denkleştirme yapıldığı için bazı parsellerin üçüncü şahıslar adına tescil edildiğini, yapılan bu işlemlerin müvekkilinin insiyatifinde olmadığını, ifraz işlemleri neticesinde 2, 3, 4 ve 17 nolu parseller müvekkili adına tescil edilmediğinden husumet itirazında bulunduklarını, sözleşmenin karma nitelikte olduğunu, davacının teminat senedini müvekkiline teslim etmeden müvekkilinden edimin ifasını talep edemeyeceğini, müvekkilinin ifraz işlemleri sonucu arsaları davacılara teslimle mükellef olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Birleşen davalılar vekili; sebepsiz zenginleşme gibi bir durumun söz konusu olmadığını, işbu davanın konusuz kaldığını, takibin fer'i niteliğindeki alacak kalemlerinden takibin açılmasına neden olan davacının sorumlu olduğunu, 09.01.2014 tarihinde müvekkillerinden ...'ye çekilen ihtarnamede, hangi parsellerin iade edileceğinin belirtilmediği gibi tescili gereken arsaların sözleşme ve dava dışı üçüncü kişiler adına tescil edildiğini, bu haliyle sözleşmenin gereklerinin yerine getirilmesinin hukuken ve fiilen mümkün olmadığının anlaşıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında düzenlenen ve taraflarca imzası inkâr edilmeyen dava konusu sözleşmenin inançlı işlem niteliğinde olduğu ve sözleşmeye konu taşınmazların davacılara düşen hissesinin devredilmediği gibi bedelinin de ödendiğinin yasal delillerle ispatlanamadığı, davacı maliklerin taşınmazı davalıya devrettiği, davalının ise bu edimlerin karşılığında davacılara 200.000,00 TL bedelli senet verdiği, senedin ana taşınmazın ifrazından ve mirasçılara tapunun devrinden sonra iade edilmesi kararlaştırılmışsa da sözleşmeye aykırı olarak senedin ciro edildiği ve üçüncü kişiler tarafından tahsil edildiği, ana taşınmazın ifrazının davalı tarafından yapıldığı, ifraz kesinleştikten sonra iki ay içerisinde taşınmazın tapusunun mirasçılara devredileceğinin kararlaştırıldığı, ifraz uygulamasının en geç 22.07.2013 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, davalının süresi içerisinde devri gerçekleştirmediği, ifrazdan sonra devredilmesi mümkün olmayan taşınmazların oluştuğu, davalı dava tarihinden sonra davacı ...'ye ihtarname çekmişse de ihtarın sözleşmenin ruhunu gerçekleştiremeyeceği ve davanın sonuçlarından korunmak maksadıyla çekilen bu ihtar ile davacıların kabule zorlanamayacağı, davalının bu nedenle sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmediğinin anlaşıldığı, üçüncü kişilere ait olan taşınmazlarla ilgili davalıdan tescil anlamında sorumluluk beklemenin mümkün olmadığını, davalının şahsında bu taşınmazlar yönünde bir zenginleşme olmadığının anlaşıldığı, .... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/260 E., 2014/71 K. sayılı kesinleşen ilamı gereğince 200.000,00 TL bedelle bononun teminat senedi olduğunun sabit olduğu, davacıların da teminat senedini ciro etmekle sözleşmeye aykırı davrandığı, davacılar vekilinin taşınmazların dava tarihi esas alınarak yapılan kıymet takdirine karşı itirazlarının olmadığını bildirdiği, davacılar senet bedelinin mahsubunu kabul etmişse de davalının bu hususta ayrıca birleşen davayı ikame ettiği, Mahkemece birleşen dava yönünden ayrıca hüküm kurulmakla aynı hususta mükerrer indirimden kaçınıldığı gerekçesiyle; asıl dava dosyasında; davanın kısmen kabulü ile 659.037,96 TL'nin 18.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen dava dosyasında; davanın kısmen kabulü ile 629.300,00 TL'nin 19.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar-birleşen davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ifraz ve imar sonrası 12 60... , 14, 15, 16... numaralı parsellerin davalı adına tam veya hisseli olarak tescil edildiği, bu parsellerin sözleşme uyarınca davacılara devredilmediği, sözleşme uyarınca tapu temliklerinden sonra iade edilmek üzere davalı tarafından davacılara verilen 200.000,00 TL bedelli senedin davacılar tarafından üçüncü kişiye ciro edildiği, dava dışı üçüncü kişinin söz konusu senedi .... İcra Müdürlüğünün 2016/3748 E. sayılı dosyası ile takibe koyduğu, bu senet ve takip nedeniyle davalı ...'nın toplam 629.300,00 TL ödediğinin anlaşıldığı, verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar-birleşen davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar-birleşen davada davalılar vekili; 09.03.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda, müvekkillerinin 1.475.763,00 TL alacaklı olduğunun hesaplandığını, bu tutar yönünden karar verilmemiş olmasının doğru olmadığını, Mahkemece taşınmazların değerinin dava tarihi ve güncel rayiç değer olmak üzere ayrı ayrı tespit edildiğini ancak dava tarihi itibarıyla tespit edilen değere hükmedildiğini, rayiç değerin neden dikkate alınmadığının gerekçelendirilmediğini, sözleşmenin 2007 tarihinde akdedildiğini, ifraz işlemlerinin 2009-2010 yıllarında yapıldığını, davanın ise 2017 yılında açıldığını, tespite yönelik ilk raporun 18.03.2019 tarihinde alındığını, bilirkişi raporuna itiraz etmediklerini ancak aradan geçen zaman nedeniyle yeniden ve güncel bir hesaplama yapılması gerektiğini, Mahkemece dava tarihi itibarıyla tespit edilen değer üzerinden hüküm kurulmuş olmasının müvekkillerinin mağduriyetine sebep olduğunu, birleşen davanın reddinin gerektiğini, asıl alacağın fer'isi niteliğindeki işlemiş faiz, harç, vekalet ücreti ve icra masraflarından davalı borçlunun sorumlu olduğunu ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı alacak istemine, birleşen dava ise teminat senedinin takibe konu edilmesi nedeniyle ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle taraflar arasında imzalanan 05.11.2007 tarihli sözleşmeye göre davalıya devredilen inançlı işleme konu taşınmazların ifraz işleminin kesinleştiği ancak davalı adına tescil edilen taşınmazların davacılara devredilmediği anlaşıldığından, sözleşmeye konu taşınmazların dava tarihindeki değerlerine göre hesaplama yapılarak karar verilmesinin yerinde olduğu, davalı ... tarafından davacılara verilen 200.000,00 TL bedelli senedin .... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.01.2014 tarihli ve 2010/260 E., 2014/71 K. sayılı ilamıyla teminat senedi olduğunun sabit olduğu, davacıların teminat senedini ciro etmekle sözleşmeye aykırı davrandığı, dava dışı üçüncü kişinin ciro edilen senedi .... İcra Müdürlüğünün 2016/3748 E. sayılı dosyası ile takibe koyduğu, bu senet ve takip nedeniyle davalı ...'nın ödediği bedelin tahsiline karar verilmiş olmasının yerinde olduğu anlaşıldığından, davacılar-birleşen davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1575, K. 2025/6099, T. 11.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-1575-e-2025-6099-k-85bcb2bc27f6