Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3619 E. 2025/2037 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3619
- Karar No
- 2025/2037
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/245 E., 2023/459 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin ... Optik Firmasının sahibi olduğunu, davalı tarafından yapılan soruşturma neticesinde düzenlenen 30.07.2012 tarihli rapora göre müvekkilinin sözleşmesinin 2 yıl süreyle feshine ve 60.000,00 TL ceza uygulanmasına ve reçete bedellerinin (139,18 TL, 87,77 TL, 43,88 TL) müvekkilinden tahsil edilmesine karar verildiğini, reçete tutarlarına göre her bir reçeteye 20.000,00 TL ceza uygulanmasının haksız olduğunu, cezai işleme dayanak yapılan 2012 optik sözleşmesinin genel işlem şartı niteliğindeki (6.1.18) ve (7.2.) maddelerinin 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 21. maddesine aykırı olup geçersiz olduğunu, BK’nın 182. maddesi gereği hakimin fahiş gördüğü ceza koşulunu indirmesi gerektiğini, uygulanan cezanın müvekkilinin mevcudiyetini ortadan kaldıracak büyüklükte olduğunu, müvekkilinin alacaklarından mahsup edilen miktarın davalıdan sorulması gerektiğini, hak sahiplerinin Kurumun müvekkilinin savunmasını almasından sonra şikayetlerini geri çekmiş olmasının dikkate alınmadığını ileri sürerek; muarazanın menine, Kurumca haksız olarak uygulanan ve henüz tahsil edilmeyen ceza için fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin şimdilik 10.000,00 TL tutarındaki ceza sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, tahsil edilen ceza için şimdilik 10.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, sözleşmenin feshine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesini talep etmiş, 20.09.2013 tarihli dilekçesiyle; feshe ilişkin işlemin geçersiz olduğunun ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 60.000,00 TL borçlu bulunmadığının tespitine, haksız yere alacağından mahsup edilen miktarın istirdatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; hak sahiplerinin gözlük cam/çerçevesi almadıklarını belirten şikayetleri üzerine inceleme yapıldığını, E.S ile A.S.’nin beyanlarında reçetenin tanzim edildiği hastaneye gitmediklerini, reçete yazdırmadıklarını ve gözlük cam/çerçevesi almadıklarını bildirdiğini, bunun üzerine 2012 Optik Sözleşmesinin (6.14), (6.1.18) ve (7.2) maddeleri uyarınca iki farklı fatura döneminde (2011 Mart ve Kasım) ve 3 farklı reçetede işlenen fiiller nedeniyle 20.000,00 TL x 3 =60.000,00 TL para cezası ve 2 yıl süreyle sözleşmenin feshine karar verildiğini, işlemin hukuka uygun olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 01.03.2016 tarihli kararıyla; davacının davalı Kurum tarafından yapılan cezai işleme konu fiillerin gerçekleşmediğine ilişkin bir talepte bulunmayıp cezanın uygulanışının hukuka aykırı olduğu iddiasında bulunduğu, 20.06.2012 tarihli "Sosyal Güvenlik Kurumu Optik Sözleşmesi" madde (7.2)'nin değil, olay tarihinde yürürlükte bulunan 26.01.2011 tarihli "2011 Sosyal Güvenlik Kurumu Optik Sözleşmesi" madde (6.3.14)'ün uygulanarak aynı fatura dönemindeki birden fazla ihlal için tek bir para cezası (20.000,00 TL) ile aynı fatura dönemindeki birden fazla ihlal bakımından öngörülen "6 ay süreyle fesih" yaptırımının uygulanması gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne davacının cezanın 20.000,00 TL'lik kısmı için davalıya borçlu olduğunun, 40.000,00 TL'lik kısmı için borçlu olmadığının ve fesih yaptırımının 2 yıl değil 6 ay olarak uygulanması gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairenin 17.09.2020 tarihli ilamıyla; davacının tanık deliline dayandığı nazara alındığında, salt davalı Kurumun kendi yaptığı teftişinde aldığı ifadelere itibar ederek hüküm kurmasının doğru olmadığı uyuşmazlığın maddi vakıaya ilişkin olmakla davaya konu işlemin bizatihi konusunu oluşturanların 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 31. maddesi uyarınca hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında tanık dinlenmesinin mümkün olduğu, buna göre Mahkemece, soruşturma sırasında dinlenen tanıklar dinlenildikten sonra yeni bir bilirkişiden rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle, hükmün davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı doğrultusunda hak sahibi A.S.'nin tanık olarak dinlendiği, beyanında SGK'ya verdiği dilekçeyi aynen tekrar ettiğini, muayene olmadığını, gözlük reçetesi almadığını, reçetedeki imzanın kendisine ait olmadığını o tarihte gözlük kullanmadığını, bir şahsın evlerine gelerek şikayeti geri almalarını istediğini söylediği, bozma doğrultusunda alınan bilirkişi raporunda; "...26.01.2011 tarihli 2011 SGK Optik Sözleşmesi madde 6.3.14'de belirtilen birden fazla aykırılık bulunduğu, davalı idarenin uygulamasının uygun olduğu, 20.06.2012 tarihli SGK Optik Sözleşmesi madde 7.2.yönünden olay tarihinde yürürlükte bulunan 26.01.2011 tarihli SGK Optik Sözleşmesi madde 6.3.14 uygulanarak aynı fatura dönemindeki birden fazla ihlal için tek ceza 20.000,00 TL uygulamasının yerinde olduğu, 26.01.2011 tarihli 2011 SGK Optik Sözleşmesinin 6.3.14 maddesi uygulanarak birden fazla ihlal bakımından öngörülen 6 ay süreyle fesih hükmünün uygulanmasının uygun olduğu" yönünde görüş bildirildiği, neticede toplanan deliller ile bilirkişi heyeti raporunun bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucu davalıya izafe edilebilecek bir kusur bulunmadığı, iddianın davacı tarafından usulünce ispatlanamadığı, bozma ilamı sonrası dosya kapsamında alınan bilirkişi heyet raporunun hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; bozma gereği tüm tanıkların dinlenmesi gerektiği halde sadece bir tanığın dinlendiğini, dosya yeterince aydınlatılmadan rapor alındığını, diğer tanıklar da dinlendikten sonra yeniden rapor alınması gerektiğine ilişkin itirazlarının karşılanmadığını, Mahkemenin gerekçesinde bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğunu belirtmiş olmasına rağmen davanın tümden reddine karar verdiğini, Yargıtay bozma ilamının gereklerinin yalnızca şeklen yerine getirildiğinde esasen kapsamlı bir inceleme yapılmadığını, gerekçede davanın hangi gerekçeyle reddedildiğine dair kapsamlı bir açıklama yapılmadığını, hak sahiplerinin şikayetlerinden vazgeçtiklerine ve söz konusu reçetedeki gözlükleri aldıklarına dair beyanlarını içeren belge sunulmuş olmasına rağmen dikkate alınmadığını, gözlük verilmesine ilişkin bir raporun ancak yetkili bir doktor tarafından düzenlenebileceği ve optikçilerin imzalı ve doktor onaylı rapor tanzim edemeyeceğinin açık olduğunu, olayın sorumlusunun Ulucanlar Göz Eğitim ve Araştırma Hastanesinde göz hastalıkları doktorluğu yapan ve gözlük alınmasına dair reçeteyi düzenleyen doktor olduğunu, sahte bir doktor raporunun müvekkili tarafından sahteliğinin anlaşılması mümkün olamayacağından bu rapora dayanarak müvekkilin hak sahiplerine gözlük ve çerçeve vermesinin hayatın olağan akışına uygun olduğunu, ceza tutarının fahiş olduğunu belirterek, kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı Kurum tarafından "2012 Optik Sözleşmesi"ne aykırılık nedeniyle (6.4), (6.1.18), (7.2) numaralı maddeleri uyarınca uygulanan 60.000,00 TL para cezası ile sözleşmenin 2 yıl süreyle feshi yaptırımının hukuka aykırı olduğu iddiasına dayanan menfi tespit ve muarazanın giderilmesi istemlerine ilişkindir. HMK'nın 297/2 maddesi gereği, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Mahkemenin 01.03.2016 tarihli, cezai işleme konu fiillere uygulanması gereken Sözleşmenin 2012 tarihli değil, davacının daha lehine yaptırımlar öngören 2011 tarihli Optik Sözleşmesi olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne dair verdiği karar, Dairece hak sahiplerinin sadece davalı Kurumun teftişi sırasında alınan beyanlarının yeterli olmadığı maddi vakıaya ilişkin olarak duruşmada dinlendikten sonra bilirkişi raporu alınması gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyarak verilen temyize konu kararın gerekçesinde, dinlenen tanığın davacı aleyhine beyanda bulunduğu ve bilirkişinin olay tarihinde yürürlükte olan 2011 tarihli sözleşme hükümlerinin uygulanması (20.000,00 TL para cezası ve 6 ay süreyle fesih) gerektiği yönünde görüş bildirdiği belirtilmiş olmasına rağmen, devamında "davalıya izafe edilecek bir kusur bulunmadığı, iddianın davacı tarafından usulünce ispatlanamadığı, bozma ilamı sonrası dosya kapsamına alınan bilirkişi heyet raporunun hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu " kanaatiyle davanın reddine karar verildiği açıklanmış olmakla, gerekçede çelişki yaratılmıştır. Zira; hükme esas alınan bilirkişi raporu, davanın tümden reddini değil, kısmen reddini öngörmektedir. Şu halde Mahkemece verilen hüküm, açık olmayıp, tereddüt ve şüphe uyandırması nedeniyle HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının HMK'nın Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince usulden BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun’un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.