Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3401 E. 2025/2271 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3401
Karar No
2025/2271
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2367 E., 2024/1482 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 9. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2021/370 E., 2021/291 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında ... 6. Noterliğinin 18.10.2017 tarihli ve ... yevmiye sayılı düzenleme şeklinde ön ödemeli konut sözleşmesi imzalandığını, sözleşme konusu dairenin satış bedeli olarak 722.150,00 TL kararlaştırıldığını, 5.000,00 TL'nin peşinat olarak davalıya ödendiğini, kalan 717.150,00 TL'nin sözleşmenin ekinde yer alan ödeme planında belirtilen miktar ve vadelerle 41 adet senet tanzim edilerek davalıya teslim edildiğini, müvekkilinin sözleşmedeki cayma hakkını kullanarak 30.10.2017 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini, feshinden sonra peşinat olarak verilen 5.000,00 TL'nin müvekkiline ödendiğini, ancak davalıya verilen senetlerin iade edilmediğini ileri sürerek; sözleşmeden cayıldığı halde müvekkiline iade edilmeyen toplam 717.150,00 TL tutarındaki 41 adet senetten dolayı müvekkilin borçlu olmadığının tespitini, senetlerin müvekkilne iadesini, olmadığı takdirde senetlerin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının taşınmazı yatırım amacıyla aldığını ve tüketici olmadığını, müvekkili şirketin aldığı iddia edilen senetlerin kambiyo hukukunun konusu olduğunu ve davanın Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, müvekkilinin sözleşme kapsamında davacıdan herhangi bir senet teslim almadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporunda davalı ...'nin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve delil vasfı taşıdığı, ticari defter kayıtlarının da ödeme ile alakalı 18.10.2017 tarihinde ... yevmiye numarası ile 5.000,00 TL Anadolubank postan çekilen (davacı ödemesi) ve 15.12.2017 tarihinde ... yevmiye numarası ile 5.000,00 TL (davalı iade ödeme) Yapı Kredi hesabından havale yapılmak suretiyle hesap bakiyesinin sıfır olduğu, ticari defter kayıtlarında borç ve alacak kalmadığı, yevmiye defter kayıtlarında davacının iddiasını kanıtlayan senetlerin varlığını gösteren kayda rastlanılmadığının tespit edildiği, ödeme planının incelemesinde senet ibaresinin ödeme planında yazmadığı, davalı ile davacı arasında borç ve alacak bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; Mahkemece gerekçede müvekkilinin borçlu olmadığının tespit edilmesine rağmen davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, taraflar arasında yapılan ön ödemeli konut satış sözleşmesinin genelinden satışın ya banka kredisi ya da taksitle (senet/çek) yapılacağının düzenlendiğini, sözleşmenin yapıldığı tarihlerde basında çıkan haberlerde davalının senetle konut satışına ilişkin beyanatlar verdiğinin görüldüğünü, senet tesliminin fiili bir durum olduğunu, Mahkemece dinlenen tanık ...'ın beyanlarından müvekkili tarafından davalı şirkete senet verildiği ve bu senedin iade edilmediğinin açıkça anlaşıldığını, Mahkemece bu hususta bir değerlendirme yapılmadığını, davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalıya verildiği ileri sürülen senetler nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti, senetlerin iadesi, olmadığı takdirde senetlerin iptali istemine ilişkindir. 1. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu, ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. 2. Somut olayda; davacı, davalı şirket ile imzalanan ön ödemeli konut sözleşmesi nedeniyle davalı şirkete 41 adet senet verdiğini, sözleşmedeki cayma hakkını kullanarak sözleşmeyi feshetmesine rağmen verilen senetlerin iade edilmediğini iddia etmiş, davalı taraf ise, sözleşme kapsamında davacıdan herhangi bir senet teslim almadığını savunmuştur. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davalı ile davacı arasında borç-alacak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacının ödeme planında belirtilen 41 adet taksit ve ara ödemeden borçlu olmadığını ispat ettiği ve talebinin menfi tespit olduğu dikkate alınarak, sözleşme nedeniyle davalıya borçlu olmadığı tespiti yapıldıktan sonra gerekçe ile çelişki oluşturacak şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. 3. Kabule göre de; dava konusu borca esas senetlerin davalıya teslim edildiğine ilişkin ispat yükü kendisinde olan davacının, senetleri davalıya teslim ettiğine dair iddiasını yazılı delillerle ispatlayamadığının anlaşılmasına rağmen, Mahkemece senetlerin iadesi talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, davanın tümden reddedilmesi doğru görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/3401, K. 2025/2271, T. 21.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2024-3401-e-2025-2271-k-a2e7aabd27ac