Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3276 E. 2025/4069 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3276
Karar No
2025/4069
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/935 E., 2024/1041 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2021/76 E., 2022/326 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekilince duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalılar vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; avukat olan müvekkilinin davalılar vekili olarak dava dosyalarında yer aldığını, taraflar arasında düzenlenen iki adet avukatlık ücret sözleşmesi gereğince ödenmesi gereken vekalet ücretinin ödenmediğini ileri sürerek; vekalet ücret sözleşmeleri gereği ödenmesi gereken ıslahen 1.416.000.00 TL vekalet ücretinin, 31.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlı yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; müvekkillerinin, vekillik ilişkisinin temelini oluşturan güvenlerini yitirdiklerinden 20.04.2020 tarihli azilname ile davacı avukatı azlettiklerini, davacının güveni ve vekil olmanın gücünü kötüye kullanarak, taraflar arasındaki iradeye aykırı belge düzenleyerek müvekkillerine imzalattığını, imzalanan metinde de "taşınmazın satılarak vekalet ücretinin ödeneceği" şeklinde de açıkça yazıldığından, alacağın muaccel hale gelmediğini, aşırı yararlanma ve hakkın kötüye kullanılmasının söz konusu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 02.05.2016 tarihli vekalet ücret sözleşmesi ve bu sözleşmeden sonra "İş ve Görüşme Tutanağı" başlığı ile yeniden ücret sözleşmesi düzenlendiği, ikinci sözleşmenin ilk sözleşmenin devamı niteliğinde olduğu, sözleşmeler gereğince avukatın davaları takip edip sonuçlandırdığı, sözleşmeye göre davaların kesinleşmesi beklenmeksizin ücret hakkının doğduğuna yönelik taraflarca mutabakata varıldığı, bu nedenle davacının davalılardan sözleşme ile kararlaştırılan bedelleri alma hakkı bulunduğu, taraflar arasındaki dava konusu sözleşmede ücretin davalılar ... ve ... tarafından müştereken ve müteselsil borçlu olacak şekilde ödeneceğinin belirtildiği, ...'nun yargılama sırasında vefat ettiği, mirasçılarının ise tereke borçlarından müteselsilen sorumlu oldukları, davalıların irade sakatlığı ve gabin savunmasında bulundukları, ancak 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşmenin iptaline yönelik herhangi bir dava açılmamış olduğu ve iradenin sakatlandığına ya da aşırı yararlanma durumuna ilişkin dosya kapsamına yansıyan somut bir delil olmadığı, taraflar arasındaki sözleşme ile akdi vekalet ücretlerinin 31.08.2018 tarihinde ödenmesinin kararlaştırıldığı, tarafların sıfatı itibariyle davacının yasal faiz talep edebileceği ve davanın açılması ile temerrüdün gerçekleştiği gerekçesiyle; 1.200.000,00 TL +216.000,00 TL KDV olmak üzere toplam 1.416.000,00 TL'nin 1.000.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 416.000,00 TL'nin ise ıslah tarihinden olmak üzere işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamı, mevcut delil durumu, davacının haklı nedenlerle azledilmiş olduğunun yasal delillerle ispatlanamaması, taraflar arasında davacının talebine konu hukuki yardımları yönünden yazılı ücret sözleşmeleri bulunarak bu sözleşmelerin geçerli olduğunun tespiti ile sözleşme kapsamları esas alınarak hesaplanması gerekliliğine yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı, Mahkemece, 31.08.2018 tarihi muacceliyet tarihi olarak kabul edildiği halde, davalıların, davadan önce temerrüte düşürülmedikleri gerekçesiyle, dava tarihinden geçerli yasal faize hükmedilmiş olmasının çelişkili olduğu, geçerli kabul edilen sözleşmeler kapsamında, davalıların, ücret alacağından "müştereken ve müteselsilen" sorumlulukları kabul edildiğine göre, hükümde tahsiline karar verilen ücret alacaklarından, davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının da kabulü gerekeceği, Mahkemece, hükmün ferilerinde, davalılar, müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduklarına göre tahsiline karar verilen alacak tutarı yönünden bu hususun eksik bırakılmasının tamamlanması mümkün maddi hata niteliğinde olduğu gerekçesiyle; davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının ise istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, 1.200.000,00 TL ücret alacağı + 216.000,00 TL KDV alacağı olmak üzere toplam 1.416.000,00 TL alacağın, 31.08.2018 tarihinden geçerli olmak üzere işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davalılar vekili temyiz yoluna başvurmuştur. V. TEMYİZ Temyiz Sebepleri Davalılar vekili; davacının müvekkilerinin açıkladıkları iradeye aykırı davrandığını, güven ilişkisinin zedelenmesi nedeniyle müvekkillerinin davacıyı azlettiklerini, tarafların iradelerinin dava konusu sözleşme yönünde olmadığını, müvekkillerinin vekillerine güvenerek ve birlikte anlaştıkları tahsil usulünün, gayrimenkulün devri ya da satışı ile yapılacağı yönünde davacı tarafından verilen beyana güvenerek üstelik süre baskısı altında iken sözleşmeyi imzaladıklarını, tarafların iradelerinin belirlenen bedelin ödenmesi olmadığını, avukata duyulan güven zedelendiğinden haklı nedenle azlettiklerini, haklı azil halinde vaklet ücretine hak kazanılamayacağını, müvekkillerinin ödeme tarihi olarak belirlenen tarihte henüz gayrimenkul mülkiyetini kazanmamış olmaları karşısında sözleşmede belirlenen tarihin muacceliyet tarihi kabul edilmesi ve bu tarihten itibaren faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenmiş olan avukatlık ücret sözleşmeleri gereğince davacının vekil olarak takip ettiği dosyalar nedeni ile vekalet ücretinin davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle taraflar arasında vekalet ücretine ilişkin sözleşmeler bulunduğu ve geçerli sözleşmeler gereğince vekilin yükümlülüklerini yerine getirdiği, sözleşmelerde vekalet ücretinin ne zaman muaccel hale geleceğinin belirlendiği, dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler incelendiğinde azlin haksız olduğunun anlaşılmasına göre de, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, Temyiz eden taraf harçtan muaf olduğundan peşin alınan temyiz harcının iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/3276, K. 2025/4069, T. 16.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2024-3276-e-2025-4069-k-44b999e9ca24