Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3065 E. 2025/1375 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3065
- Karar No
- 2025/1375
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2381 E., 2021/320 K. DAVA TARİHİ : 02.12.2013 İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/695 E., 2020/301 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; taraflar arasında 26.04.2013 tarihli sözleşme imzalandığını, İstanbul ili, Arnavutköy ilçesi, 1283-1302-1044-333-895 parsellerle ilgili taşınmazların Hazine adına kayıtlı olduğu, kurumlar arası bağlantı kurularak bu taşınmazların Milli Emlaktan satın alımı ve kiralanması işini takip adı altında davalının müvekkilinden 100.000,00 TL para aldığını, davalının müvekkiline güven oluşturmak amacıyla iş takibi için Ankara 17. Noterliğini 25.04.2013 tarih ve 07717 nolu vekaletnamesini aldığını, işbu vekaletnamede dava dışı Osman Durmuş ve davalı ...'ın vekil olarak yer aldığını, bilahare müvekkili tarafından sözleşmede belirtilen taşınmazlarla ilgili satış işlemlerinin olmadığının tespit edildiğini ve müvekkilinin davalı tarafından dolandırıldığını anladığını belirterek, ödenen bedelin iadesi için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini ve takibin devamını, icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkilinin davacıdan herhangi bir para almadığını, taraflar bir işin takibi için anlaştıklarından vekaletname verildiğini, ancak tarafların masraf ve ücret konusunda anlaşamadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının ceza dosyasındaki savunmasında; davacı ile iş takibi için anlaştıklarını, davacının vekalet verdiğini, aralarında protokol yaptıklarını, davacının ödeme karşılığında teminat senedi isteğini kabul etmemesi nedeniyle davacının para ödemekten vazgeçtiğini, bunun üzerine kendisinin de protokolü yırttığını beyan ettiği, dilekçeler ve ceza dosyasındaki beyanlardan, tarafların bir kısım taşınmazların tahsisi işlemlerinin takibi ve avans olarak 100.000,00 TL'nin ödenmesi hususunda anlaştıkları, akabinde vekalet verildiği, sonrasında düzenlenen protokolün taraflarca imzalandığı, davalının belge aslını imha ettiği hususunda uyuşmazlığın bulunmadığı, protokolde yazıldığı üzere, 100.000,00 TL'nin davalı tarafından alındığı olgusunun kabul edilmesi gerektiği, Gaziosmanpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.06.2015 tarihli ve 2014/92 E., 2015/454 K. sayılı dosyasında, davalının davacıya yönelik eylemi dolandırıcılık suçu olarak kabul edilerek davalının cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararın temyizi üzerine, Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 2017/37398 E., 2017/29386 K. sayılı ilamı ile; hükümden sonra CMK'da yapılan değişiklik ile dolandırıcılık suçunun uzlaşma kapsamına alınması nedeniyle uzlaşma işlemlerinin yapılarak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulduğu, Mahkemenin 2018/55 E., 2019/1258 K. sayılı dosyası ile, tarafların uzlaşamaması üzerine önceki gibi davalının dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına verilen kararın sanık tarafından temyiz edilmesi nedeniyle kararın henüz kesinleşmediği, ancak dolandırıcılık maddi olgusunun kabul edilerek uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiğinden bahisle bozma kararı verildiği anlaşılmakla, ceza dosyasında dolandırıcılık maddi olgusunun varlığının kesinleştiği, bu halde ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenmesine gerek olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davalının Gaziosmanpaşa 5. İcra Müdürlüğünün 2013/10145 E. sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptaline, takibin 100.000,00 TL asıl alacak, 4.610,96 TL takip öncesi işlemiş faiz üzerinden takip talebindeki şartlar ile devamına, asıl alacağa %20'si üzerinden hesaplanan 20.000,00 TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, Mahkemenin kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı taraf her ne kadar takibe konu belgenin sahte olduğunu, davacının alacak iddiasını ispatlayamadığını ileri sürmüş ise de, davalının beyanları karşısında alınan paranın iade edildiğine dair ispat yükünün davalıda olduğunun anlaşıldığı, davalının alınan parayı iade ettiğine dair herhangi bir delil sunmadığı, icra takibine konu sözleşmenin sahte olduğunun ileri sürülmesine rağmen davalının ceza mahkemesindeki savunmasında iş görüşmesine dair sözleşme düzenlediklerini beyan ettiği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; müvekkilinin sözleşmeyi kabul etmediğini, Yerel Mahkemece alacaklı davacıya kesin süre verilmesine rağmen sözleşmenin aslının ibraz edilemediğini, alacaklı davacı alacağını dayandırdığı belgenin aslını ibraz edemediği için alacağını kanıtlayamadığını, davacının alacağını senetle ispatlamak zorunda olduğunu, alacak ikrarının davayı gören Mahkemede ya da başka bir resmi kurumda yapılmadığını, müvekkili hakkında dolandırıcılıktan ceza mahkemesinde verilen kararın halen temyiz aşamasında olduğunu ifade ederek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sözleşme nedeniyle verilen paranın iadesi için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davalının Milli Emlak Müdürlüğünde tanıdıkları olduğundan bahisle yaka kartı takarak ve kurum müdürünün ismini kullanmak suretiyle davacıyı dolandırdığının anlaşıldığı, davalının ceza dosyasındaki beyanları karşısında sözleşmeyi kabul ettiğinin sabit olduğu, davaya konu sözleşmede davalıya verildiği anlaşılan 100.000,00 TL'nin davalı tarafça davacıya iade edilmediğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.