Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3003 E. 2025/3307 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3003
- Karar No
- 2025/3307
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2977 E., 2024/1382 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/305 E., 2021/600 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; müvekkilinin ilk çocuğuna hamileliğinin takibini davalı şirkete ait hastanede davalı doktor tarafından yapıldığını, doktorun müvekkiline doğumun normal yoldan gerçekleştirileceğini söylediğini ve doğum için gün verdiğini, bu günden 3-4 gün önce kontrol amaçlı hastaneye gittiğini, sancısı olmamasına rağmen davalının doğum zamanının geçtiğini belirterek suni sancı verilerek 6 saat bekletildiğini, kanama başladığını, doktorun kendilerine başka bir hastaneye gitmeleri gerektiğini söylediğini, ısrarları ve şiddetli kanaması sebebiyle müvekkilinin ameliyat odasına alındığını, ancak bu süreçte bebeğin oksijensiz kaldığını doğumdan sonra kalp masajı yapılarak hayata döndürüldüğünü, doğumunun sezaryen yapıldığını, çok zor bir doğum olmasına rağmen müvekkilini taburcu ettiklerini bebeğin ise küveze alındığını, daha sonra bebeğin durumu hakkında bilgi almak için hastaneye gelen müvekkili babaya görevlilerin bebeğin öldüğünü söylediklerini, doktora ulaştığında doktorun kendisini azarlayarak cevap vermediğini, gereken özenin gösterilmemesi nedeniyle bebeğin ölümün sebep olduklarını ve müvekkillerini maddi ve manevi olarak zarara uğrattıklarını ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik mahrum kalınan kazanç, müstakbel zararlar, tedavi ve hastane masrafları için 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı şirket vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, doğumun yapacağı zamanın gün olarak değiş hafta olarak belirlendiğini, davacının geldiği gün doğumunun başlamış olduğunu, 2 cm açıklık ve %30 silinme tespit edilence doğumhaneye alındığını, suni sancı verilmediğini, 2 saatte bir NST yapıldığını, bir kere ultrason ile muayene edildiğini, 6 saat takipten sonra kanama görüldüğünde başka bir yere gidin denilmediğini, acil olarak ameliyathaneye alındığını ve doğumun sezaryen ile gerçekleştirildiğini, zira plesantanın erken ayrılması halinde çok kısa süre içinde müdahale edilmezse anne ve bebeğin ölebileceğini, bebeğin doğunca (26.10.2010) çocuk hekimi ve anestezi uzmanı ile beraber bebeği ilk müdahalede bulunulduğunu, bebeğin entübe edilerek yenidoğan yoğun bakım ünitesine alındığını, annenin taburcu olduğu (28.10.2010) günün akşamında vefat ettiğini, bebeğin annenin plesantasının erken ayrılıp kanama olması ve bebeğin oksijensiz kalması nedeniyle vefat ettiğini, doktor tarafından yapılan işlemlerde hata olmadığını, hasta onamının alındığını, plesanta dekolmanının kimde ne zaman ne şekilde ortaya çıkacağının önceden bilinemediğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ...; süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Adli Tıp Kurumundan alınan raporda, bebeğin ölümünün plasenta dekolmanına bağlı asfiktik doğum ve sonrasında gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu, anne ...'nin miadında sancılı gebe olarak müracaat ettiği, takibinde saat 1.30 daki NST’de geç deserelayon ve muayenede sızıntı şeklinde kanama olması nedeniyle plasenta dekolmanı düşünülerek acil sezaryana alındığı, plasenta dekolmanının ani gelişen önlenemez ve öngörülemez bir durum olduğu, kişiye acil sezeryan kararının uygun olduğu, doktorun uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğu yönünde görüş bildirildiği, yine talimatla aldırılan bilirkişi raporunda da bebeğin ölümünün plasenta dekolmanına bağlı asfiktik doğum ve sonrasında gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği ile plasenta dekolmanı düşünülerek acil sezeryana alınması kararının tıbba uygun olduğunun bildirildiği, bilirkişi raporlarının birbirini destekler ve hükme esas alınabilir nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 13.01.2021 tarihli ve 18.11.2021 tarihli raporların birbirini teyit ettiği, davalılara atfı kabil bir kusur bulunmadığı, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemece kurulan hükümde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddie karar verilmiş; karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; müvekkilinin sancıyla değil kontrol amaçlı hastaneye gittiğini, davalı tarafın kendini kurtarmak amacıya sancı ile geldiğini söylediğini, özel hastanelerin devlet hastanelerinden daha özenli davranması gerektiğini, müvekkilinin ilk doğumu olmasına rağmen NST'nin iki saatte bir yapıldığını ve hemşireler tarafından yeterli düzeyde ilgi ve kontrolün sağlanmadığını, hastanenin organizasyon kusurunun bulunduğunu, tanık beyanları göz önüne alındığında doktorun her fırsatta müvekkili başından savmaya çalıştığı, gerekli ilgi ve özeni göstermediğinin ortada olduğunu, davalının yapması gereken elzem müdahaleleri zamanında yerine getirmediğini, müvekkilinin çok uzun süre doğum için hastanede bekletildiğini, psikolojik ve fiziksel olarak çok sıkıntı yaşadığını, sezaryen yapılmasına geç karar verildiğini, kontroller daha sık yapılsa ve daha çok özen gösterilseydi bebegin sağlıklı olarak dünyaya gelebilme ihtimalinin olduğunu, bu ihtimal üzerinde değerlendirme yapılması gerektiğini, onam belgesinin matbu olarak hazırlanmış ve hastayı bilgilendirme amacı gütmeyen sadece formalite gereği imzalatılan bir belge olup hukuken hiçbir geçerliliği bulunmadığını, davalının sezaryenin riskleri konusunda müvekkilini aydınlatmadığını, hastanın takibi yeterli seviyede yapılmadığından müdahalede gecikildiğini, adli tıp kurumunun hiçbir inceleme yapmadan komplikasyon demekle yetindiğini, diğer bilir kişi heyetinin ise hasta evrakına göre olayı hukuka uygun hale getirmeye çalıştığını, olayın meydana geliş şekline göre; müdahalenin zamanında yapılıp yapılmadığını, aydınlatılmış onamın geçerli olup olmadığını, organizasyon kusurunun bulunup bulunmadığı, yeterli düzeyde takibin yapılıp yapılmadığını, özel hastane olmanın gereği olarak yüksek özen sorumluluğunu yerine getirip getirmediğini incelemediğini, iki raporun da hüküm kurmaya elverişli olmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tıbbi uygulama hatasından kaynaklanan maddi ve manevi zararların tazmini istemine ilişkindir. Temyiz olunan karardaki gerekçeye ve özellikle hem Adli Tıp Kurumundan hem de diğer bilirkişi heyetinden alınan raporlarda bebeğin ölümünün ani gelişen ve önlenmez olan plasenta dekolmanının komplikasyonlarından birisi olduğu ve doktorun acil sezaryen kararı almasının yerinde olduğu belirtilerek davalılara kusur verilmemiş olmasına göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.