Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/19003 E. 2025/4646 K. – Silahlı Terör

Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2021/19003
Karar No
2025/4646
Karar Tarihi
Konu
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/185 E., 2019/370 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 6. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/33 E., 2017/119 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜLMER : 1- Sanık ... hakkında; 3713 sayılı Kanun’un 7/1 delaletiyle TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 221/4, 62, 53/1-2-3, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi kararı 2- Sanık ... hakkında; 3713 sayılı Kanun’un 7/1 delaletiyle TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53/1-2-3, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması-bozulması Bölge Adliye Mahkemesince sanık ... hakkında kesin olarak verilen hüküm, 24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 286. maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine anılan Kanuna eklenen geçici 5. maddesinin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz edilmekle, sanık ... yönünden ise Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm süresinde temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süreleri, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme talaplerinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi gereğince REDDİNE, Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; I. Her iki sanık bakımından, Sanık ...'ınn aşamalardaki savunmalarında kendisinin ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmemesi, sanık ...'ın resmi nikahlı eşi olan diğer sanık ...'ın ise savunmasında, sanık ...'ın haberi olmadan cep telefonuna ByLock yükleyip sildiğini beyan etmesi karşısında, aynı müdafi tarafından temsil edilen sanıklar arasında savunmalarına zafiyet yaratacak düzeyde zarar verebilecek menfaat çatışması oluştuğundan ayrı müdafilerce temsil edilmelerine imkan sağlanması gerekirken, 5271 sayılı CMK'nın 152/1 inci maddesine aykırı şekilde yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmak suretiyle sanıkların savunma hakkının kısıtlanması, II. 1. Sanık ... bakımından, Maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tayini bakımından, hükümden sonra dosyaya UYAP sistemi üzerinden yahut fiziki olarak gelen deliller kapsamında, -08.06.2023 tarihinde gelen- ... .'nin beyanının ve teşhisinin, -25.05.2018 tarihinde gelen-.... isimli şahsın imzalı dilekçesinim, -02.06.2022 tarihinde gelen- kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın ve ekindeki operasyonel hat irtibat kayıtlarına dair bilirkişi raporlarının, -11.10.2018 tarihinde gelen- kovuşturmaya yer olmadığı kararının ve ekindeki ihbar tutanaklarının, -05.06.2020 tarihinde gelen- ankesörlü/sabit hattan ardışık şekilde aranma kayıtlarına dair evrakların ve -25.05.2018 tarihinde gelen- kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, 5271 sayılı CMK'nın 217 nci maddesi uyarınca sanık ve müdafii okunmasından sonra bir karar verilmesi lüzumunun bulunması, 2. Sanık ... bakımından, Sanığın ByLock iletişim sistemi kullanıcısı olduğunun belirtilmesi karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağının kabul edildiği gözetilmekle, ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporunun getirtilmesi, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında roster kayıtlarında ismi geçen şahısların kimlik bilgilerinin tespitine çalışılarak, bu suçtan sanık olup olmadıklarının, dosya sanığı ile ilgili beyanlarda bulunup bulunmadıklarının araştırılması ve var ise dosyalarının celp edilip incelenmesi, UYAP sisteminde oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında başkaca bir beyan yahut delilin bulunup bulunmadığının araştırılması, elde edilecek tüm delillerin 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca sanık ve müdafiine diyeceklerinin sorulması, var ise beyanda bulunan şahıslar tanık olarak duruşmaya çağrılıp dinlendikten sonra bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, III. Kabule ve uygulamaya göre de; 1. Her iki sanık bakımından, Silahlı terör örgütüne üye oldukları kabul edilen sanıklar hakkında ceza hükmü tesis edilirken atıf maddesi olarak 3713 sayılı Kanunun 7/1. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi, 2. Sanık ... bakımından ayrıca, a) Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu kanun dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır. 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır. (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 Esas 2015/1292 Karar 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.).5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi ve faydalılığı gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir. Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde; Silahlı terör örgütüne üye olduğu ve 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde öngörülen etkin pişmanlık şartlarını taşıdığı kabul edilen sanığın incelenen dosya kapsamı ve delillere göre, kovuşturma aşamalarında örgütte kaldığı süre ve konum itibarıyla, örgütün yapısı, örgütsel faaliyetleri ve örgüt mensupları ile ilgili verdikleri bilgilerin faydalılık derecesi gözetilerek, 5237 sayılı Kanun'un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca verilen cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim öngören 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi gereğince adalet ve hakkaniyete uygun, makul oranda indirim yapılması gerekirken fazla cezaya hükmedilmesi, b) Sanığın hakkında soruşturma başlatılıp yakalandıktan sonra etkin pişmanlık beyanlarını sunduğu göz önüne alınarak, etkin pişmanlık hükümleri gereği ceza indirilirken uygulama maddesinin 5237 sayılı TCK'nın 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi yerine "TCK 221/4 bendi" olarak gösterilmesi, c) Etkin pişmanlıktan yararlanan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, d) Karar başlıklarında suç tarihinin, sanığın ilk kez yakalanması suretiyle temadinin kesildiği "28.08.2016" şeklinde gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, ayrıca İlk Derece Mahkemesi karar başlığında sanığın işbu tarihte yakalanıp gözaltına alındığı sürelere ilişkin bilgiye yer verilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafilerinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerle hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca sanık ... yönünden Tebliğname'ye aykırı, sanık ... yönünden Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Konya 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/19003, K. 2025/4646, T. 17.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2021-19003-e-2025-4646-k-cfb00e9cdaf6