Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/15295 E. 2025/6679 K. – Cumhurbaşkanına
Konu: Cumhurbaşkanına Hakaret
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/15295
- Karar No
- 2025/6679
- Karar Tarihi
- Konu
- Cumhurbaşkanına Hakaret
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/116 E., 2019/450 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 13. Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/961 E., 2018/889 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM : 5237 sayılı TCK’nın 299/1-2, 43/1, 62, 53. maddeleri uyarınca mahkûmiyetine ilişkin karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm, 24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 286. maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine, anılan Kanun'a eklenen geçici 5. maddesinin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz edilmekle, temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü: Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede: Ayrıntıları Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 12.07.2017 tarih 2017/1766-4809 sayılı kararında açıklandığı üzere; T.C. Anayasasının 104/1 maddesine göre, Cumhurbaşkanı devletin başıdır ve bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder. Bu nedenledir ki Cumhurbaşkanına hakaret suçu, kişilere ve şerefe karşı suçlar içerisinde değil Millete ve Devlete karşı işlenmiş suçlar bölümünde düzenlenerek Devleti temsil eden Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığının korunması amaçlanmıştır. Suçun gerçek mağdurunun makamı temsil eden Cumhurbaşkanı olduğunda kuşku bulunmamakla birlikte düzenleniş şekli ve yeri itibariyle, devlete ilişkin hukuki yararın korunmasının, kişisel yarara nazaran daha üstün tutulduğu açıktır. Suçun manevi unsuru genel kasttır. Mağdurun sıfatı bilinerek hareket edilmelidir. Hakaretin Cumhurbaşkanlığı sıfat veya vazifesiyle alakalı olmasına ya da siyasi saikle gerçekleştirilmesine lüzum yoktur. Ancak kastın, doğrudan Cumhurbaşkanına yönelik olması aranmalıdır. Bu hususta duraksama varsa Cumhurbaşkanının ve Cumhurbaşkanlığı makamının tartışmalı, kuşkulu her türlü sıradan olayın muhatabı kılınmasının suçla korunan hukuki değerin önemine, yasanın amaç ve kapsamına uygun düşmeyeceği gibi, meydana getirdiği hukuki, toplumsal ve kişisel sonuçları itibariyle de fail açısından "şüpheden sanık yararlanır" ilkesine aykırılık oluşturacağı değerlendirilmelidir. Somut olayda; yerel mahkemenin sanık tarafından yapılan paylaşımlarında, muhataplarının şeref ve saygınlığını rencide edecek, aşağılayacak mahiyette sövme olduğu ve bu haliyle hakaret suçunu oluşturacağı kabulünde isabetsizlik bulunmadığı ancak yaptığı paylaşım içerikleri de dikkate alındığında savunmanın aksine hakaretin yorum yapanlara yönelen sözlerin doğrudan Cumhurbaşkanına yapıldığını ortaya koyan kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın beraati yerine yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/2. maddesi (a) bendi uyarınca İzmir 13. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.