Yargıtay · 23. Hukuk Dairesi
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/8510 E. 2015/7637 K. – Sıra Cetveline
Konu: Sıra Cetveline İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 23. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2015/8510
- Karar No
- 2015/7637
- Karar Tarihi
- Konu
- Sıra Cetveline İtiraz
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı her iki davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Asıl davada davacı vekili, borçluya ait aracın satışı üzerine düzenlenen sıra cetvelinde, satış bedelinin davalının alacaklı olduğu ............ İcra Müdürlüğü'nün 2009/1127 E. sayılı dosyasına ödendiğini, yine davalının alacaklı olduğu ............ İcra Müdürlüğü'nün 2009/3600 E. sayılı dosyanın 2. sıraya, 2009/5079 E. sayılı dosyanın da 3. sıraya kaydedildiğini, müvekkilinin alacaklı olduğu ............... İcra Müdürlüğü'nün 2009/2071 E. sayılı dosyanın ise 5. sıraya kaydedildiğini, oysaki davalının takip borçlusundan gerçek bir alacağı bulunmadığını, aralarındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu, davalının borçlu firmanın eski ortağı olduğunu ve diğer alacaklıların alacaklarını tahsil etmelerini engellemek amacıyla bahsi geçen icra takiplerini başlattığını ileri sürerek, davalının 1, 2 ve 3. sıradaki muvazaalı alacaklarının ve sıralarının iptali ile müvekkilinin alacağının davalıya ayrılan paydan ödenmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen 2010/245 E. sayılı davada davacı vekili, borçlu ile aralarındaki ilişki muvazaalı olduğu halde, düzenlenen sıra cetvelinde, satış bedelinin davalının alacaklı olduğu ................. İcra Müdürlüğü'nün 2009/1127 E. sayılı dosyasına ödendiğini, müvekkilinin alacaklı olduğu ............. İcra Müdürlüğü'nün 2009/2004 E. sayılı icra dosyasının ise 4. sıraya kaydedildiğini ileri sürerek, davalının 1. sıradaki muvazaalı alacağının ve sırasının iptali ile müvekkilinin alacağının davalıya ayrılan paydan ödenmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen 2010/258 E. sayılı davada davacı vekili, borçlu ile aralarındaki ilişki muvazaalı olduğu halde, düzenlenen sıra cetvelinde satış bedelinin davalının alacaklı olduğu ............ İcra Müdürlüğü'nün 2009/1127 E. sayılı dosyasına ödendiğini, davalının alacaklı olduğu ............. İcra Müdürlüğü'nün 2009/5079 E. sayılı dosyanın da 3. sıraya kaydedildiğini, müvekkilinin alacaklı olduğu ............... İcra Müdürlüğü'nün 2009/2004 E. sayılı icra dosyasının ise 4. sıraya kaydedildiğini ileri sürerek, davalının 3. sıradaki muvazaalı alacağının ve sırasının iptali ile müvekkilinin alacağının davalıya ayrılan paydan ödenmesini talep ve dava etmiştir. Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili, icra takibinin borçlusu ve bedeli paylaşıma konu aracın sahibi ............... Şti.'nin, dava dışı ............. A.Ş.'den aldığı uzun vadeli çeklerin bir kısmını faktoring şirketlerine kırdırdığını, bu işlem yapılırken faktoring şirketinin isteği üzerine borçlu şirket ortağı olan müvekkilinin de çekleri ciro ettiğini, bu şekilde çeklerin borçlu şirketin ihtiyaçlarını karşılamak üzere nakde dönüştürüldüğünü, ancak, faktoring şirketi tarafından vadesinde bankaya ibraz edilen çeklerin karşılığının bulunmadığının ortaya çıkması üzerine, icra tehdidi altında kalan müvekkilinin çek bedellerini faktoring şirketine ödeyerek çek asıllarını aldığını, şahsen ödediği çek bedellerinin, borçlu şirket tarafından kendisine ödenmemesi üzerine şirket ile sorunlar yaşadığını ve diğer ortaklar tarafından anılan çek bedelleri ile hisse bedellerinin kendisine ödeneceğinin taahhüt edilmesi üzerine, hissesini üçüncü bir kişiye devrederek, borçlu şirket ortaklığından ayrıldığını, fakat bu alacaklarının kendisine ödenmediğini, bu itibarla icra takiplerine konu alacaklarının gerçek bir borç ilişkisine dayalı bulunduğunu savunarak, asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, ispat yükü üzerine düşen davalının, asıl ve birleşen davalarda dava konusu icra dosyalarında, icra takiplerinin gerçek bir alacak ilişkisine dayalı bulunduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacı alacağının (dava giderleri de dahil olmak üzere) sıra cetvelinde davalıya ayrılan paydan ödenmesine karar verilmiştir. Kararı, asıl ve birleşen davalarda davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Asıl ve birleşen davalar muvazaa nedenine dayalı sıra cetvelinin iptali istemine ilişkindir. İİK'nın 142/1. maddesi hükmüne göre, "Cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel münderecatına itiraz edebilir." Dava, anılan hükümde yer alan "alakadarlar" ifadesi kapsamında, davacıya göre sıra cetvelinde öncelikli olup, pay ayrılan ya da aynı derecede hacze iştirak eden alacaklılara yöneltilmelidir. Dosya kapsamından, bedeli paylaşıma konu aracın satışı üzerine düzenlenen dava konusu 24.05.2010 tarihli sıra cetvelinde, satış bedelinden öncelikle rehin alacaklısına ödeme yapıldıktan sonra kalan 58.863,32 TL'nin vergi dairesi ile davalı M.. K..'nın 1. sırada yer alan .......... İcra Müdürlüğü'nün 2009/1127 E. sayılı dosyasına garameten paylaştırıldığı, bu kapsamda vergi dairesine 17.990,37 TL, davalı M.. K..'nın alacaklı olduğu 1. sırada yer alan ................. İcra Müdürlüğü'nün 2009/1127 E. sayılı dosyasına 40.872,95 TL ödeme yapılmasına karar verildiği, davalı M.. K..'nın 2. sırada yer alan ..........4. İcra Müdürlüğü'nün 2009/3600 E. ve 3. sırada yer alan aynı icra müdürlüğünün 2009/5079 E. sayılı dosyalarına ve davacının alacaklı bulunduğu 4. sırada yer alan .............. İcra Müdürlüğü'nün 2009/2004 E. dosyası ile 5. sırada yer alan aynı icra müdürlüğü'nün 2009/2071 E. sayılı dosyalarına pay ayrılmadığı anlaşılmıştır. Muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraz davalarında iddia, kural olarak, borçlu ile davalı alacaklının anlaşmalı (muvazaalı) biçimde borç ilişkisi oluşturarak, diğer alacaklılardan mal kaçırma amacı güttükleri noktasındadır. Bunun için muvazaalı muamelenin borçlandırıcı işleme göre yapıldığı tarih önem taşır. Muvazaadan söz edilebilmesi için, kural olarak, muvazaalı olduğu ileri sürülen alacağın, kendisinden mal kaçırıldığı iddia edilen alacaktan daha sonra veya yakın tarihlerde doğmuş olması, diğer anlatımla kural olarak muvazaalı tasarrufun, diğer alacaklı lehine yapılan borçlandırıcı işlemden sonraki tarihi taşıması gerekir. Daha önce doğan alacak, daha sonra doğan alacak için muvazaa oluşturamaz. Takip işlemlerinin hızlandırılması, İİK’nın 20. maddesi uyarınca sürelerden feragat ve haczin borçlunun beyanı üzerine konulması, tek başına muvazaayı gösteren vakıalar değildir. Muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükü, davalı alacaklıdadır. Davalı alacaklı alacağının varlığını ve miktarını, takipten önce düzenlenmiş ve üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilecek nitelikte olan usulüne uygun, birbirini doğrulayan yazılı delillerle kanıtlamalıdır. Her zaman düzenlenmesi mümkün olan çek ve bono, alacağın varlığını ispatlamaya tek başına yeterli değildir. Senetler ve çekler ancak tarafları ve onların cüz'i ve külli halefleri yönünden delil niteliğinde olup, temel ilişkinin ve kambiyo ilişkisinin dışında kalan davacı üçüncü kişi bakımından bu nitelikte bir ispat vasıtası olarak kabul edilemez. Öte yandan, alacağın miktarına göre diğer tarafın açık muvafakati bulunmadığı sürece tanık dinlenemez ve tanık beyanına dayalı olarak hüküm kurulamaz. Davalı alacaklının savunma ve delilleri çerçevesinde alacağın gerçek olup olmadığının tartışılması, davalı ile borçlu arasındaki hukuki ilişkinin ve davalının alacağının doğum tarihinin değerlendirilmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Somut olayda, asıl davada ve birleşen ................ Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/245 E. sayılı davada, davalının alacaklı olduğu sıra cetvelinin 1. sırada yer alan ............... İcra Müdürlüğü'nün 2009/1127 E. dosyasında, 21.07.2008 tarihinde bankaya ibraz edilen 19.07.2008 keşide tarihli çeke dayalı olarak 15.01.2009 tarihinde icra takibine başlandığı, bedeli paylaşıma konu araca 14.02.2009 tarihinde haciz konulduğu; davacının alacaklı olduğu sıra cetvelinin 4. sırada yer alan ............. İcra Müdürlüğü'nün 2009/2004 E. sayılı dosyasında, 25.03.2009 tarihinde keşide edilen ve aynı tarihte bankaya ibraz edilen çeke dayalı olarak borçlu hakkında 27.03.2009 tarihinde ihtiyati haciz kararı alındığı ve 30.03.2009 tarihinde icra takibine başlandığı ve yine davacının alacaklı olduğu sıra cetvelinin 5. sırada yer alan ............... İcra Müdürlüğü'nün 2009/2071 E. sayılı dosyasında ise, 20.03.2009 tarihinde keşide edilen ve 30.03.2009 tarihinde bankaya ibraz edilen çeke dayalı olarak borçlu hakkında 01.04.2009 tarihinde ihtiyati haciz kararı alındığı ve aynı tarihte icra takibine başlandığı anlaşılmıştır. Bu durumda, mahkemece, davalının sıra cetvelinin 1. sırasında yer alan ............. İcra Müdürlüğü'nün 2009/1127 E. dosyasındaki alacağının dayanağı olan çekin en geç düzenlenebileceğinin kabulü gereken tarih olan bankaya ibraz tarihi, takip tarih ve haciz tarihinin, davacının alacaklı bulunduğu sıra cetvelinin 4. sırasında yer alan ................. İcra Müdürlüğü'nün 2009/2004 E. sayılı dosyası ile 5. sırasında yer alan .......... İcra Müdürlüğü'nün 2009/2071 E. sayılı dosyasındaki alacağının dayanağı olan çeklerin her birinin en geç düzenlenebileceğinin kabulü gereken tarih olan bankaya ibraz tarihleri, ihtiyati haciz ve takip tarihlerinden önce olduğu, bu durumda davalı alacağının daha önce doğduğunun kabulü gerektiği, buna göre de, sonraki tarihte doğan davacı alacakları bakımından muvazaa yaratılamayacağı gerekçesiyle, asıl davanın davalının alacaklı bulunduğu 1. sırada yer alan icra dosyasına yönelik istem yönünden reddine, birleşen ............. Hukuk Mahkemesi'nin 2010/245 E. sayılı davasının reddine; az yukarıda açıklandığı üzere, davacının, sıra cetvelinde pay ayrılmayan davalının alacaklı bulunduğu 2. ve 3. sırada yer alan icra dosyalarına yönelik itirazında hukuki yarar bulunmadığından, asıl davada, davalının alacaklı bulunduğu 2. ve 3. sıralarda yer alan icra dosyalarına ilişkin davanın ve birleşen .......... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/258 E. sayılı davasının HMK'nın 114/1-h ve 115/2. maddeleri uyarınca hukuki yarara ilişkin dava şartı noksanlığından reddine karar verilmesi gerekirken, harcı yatırılarak açılmış olan davaların daha sonra birleştirilseler de esas itibariyle bağımsızlıklarını korudukları bu itibarla asıl ve birleşen davalardaki talepler hakkında ayrı ayrı hüküm tesis gerektiği hususu da gözardı edilerek, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. 2)Bozma nedenine göre, asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. 3)Kabule göre; davanın kabulü halinde bu tür davalarda kıyasen uygulanan İİK'nın 235/3. maddesi uyarınca sıra cetvelinde davalıya ayrılan payın yargılama giderleri ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere öncelikle davacıya tahsisine, artan kısım bulunması halinde davalıya verilmesine karar verilmesi, sıranın değiştirilmesine ya da iptaline ya da sıra cetvelinin iptaline karar verilmemesi gerekir. Sıra cetveline itiraz davaları sonunda verilen hüküm, sadece davanın tarafları bakımından sonuç doğurur ve verilen kabul kararı ile durumun tespiti ile yetinilmeyip, eda hükmü kurulmalıdır. Mahkemece, eda hükmü kurulmuş ise de, hüküm fıkrasının 1. bendinde geçen "Davacı alacağının (dava giderleri de dahil olmak üzere) davalı alacaklıya ayrılan paydan ödenmesine" ibareleri anılan madde hükmünü tam olarak karşılamadığı gibi, infazda tereddüt doğuracak nitelikte olup, bunun yerine, "Sıra cetvelinde davalıya ayrılan payın, hüküm fıkrasının 3. bendinde yer alan yargılama giderleri ile 4. bendinde yer alan vekalet ücreti de dahil olmak üzere öncelikle davacının alacaklı olduğu icra dosyalarından 4. sırada alacaklı olduğu .................. İcra Müdürlüğü'nün 2009/2004 E. sayılı dosyasına, artan kısım bulunması halinde 5. sırada alacaklı olduğu .............. İcra Müdürlüğü'nün 2009/2071 E. sayılı dosyasına tahsisine, artan kısım bulunması halinde davalıya verilmesine" ibarelerinin yazılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması da hatalı olmuştur. Öte yandan, sıra cetveline itiraz, alacağın sadece esas ve miktarına ya da hem esas ve miktarına, hem de sıraya yönelik ise dava yoluyla genel mahkemede ( İİK’nın mad.142/1), itiraz sadece sıraya yönelikse şikayet yoluyla icra mahkemesinde (İİK’nın mad. 142/son) ileri sürülmelidir. Hem sıraya ve hem de alacağın esas ve miktarına yönelik itirazların birlikte ileri sürülmesi halinde kural olarak, önce sıraya yönelik uyuşmazlığın çözülmesi, bu itirazın yerinde olmadığının anlaşılması halinde ise davalı alacağının varlığının ve miktarının incelenmesi gerekir. Somut olayda, itirazın sadece alacağın esasına yönelik olduğu, hem esasa, hem sıraya ilişkin olmadığı, şayet böyle olsaydı önce sıraya itirazın incelenmesi, bu itirazın yerinde görülmemesi halinde esasa ilişkin itirazın incelenmesi gerekeceği gözden kaçırılarak, gerekçede ve hüküm fıkrasında davanın sıraya da ilişkin olduğunun belirtilmesi, sonucu etkilememekle birlikte doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, asıl ve birleşen davalarda davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harçların istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.11.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.