Yargıtay · 23. Hukuk Dairesi

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/6811 E. 2016/546 K. – Asıl Ve Birleşen

Konu: Asıl Ve Birleşen İflas Sıra Cetveline İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
23. Hukuk Dairesi
Esas No
2015/6811
Karar No
2016/546
Karar Tarihi
Konu
Asıl Ve Birleşen İflas Sıra Cetveline İtiraz

MAHKEMESİ : Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki asıl ve birleşen iflas sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Asıl davada davacı vekili, davalı müflisin iflas öncesi avukatı olarak takip ettiği davalar nedeniyle vekalet ücreti alacağı bulunduğunu, bu hususta iflas masasına müracaat ederek alacaklılar listesine kayıt için talepte bulunduğunu, iflas idaresi tarafından 25.02.2011 tarihinde ilan edilen sıra cetvelinde yer verilmemekle alacak kayıt talebinin de reddedildiğini, alacağının güncel olmayan haliyle ... TL olduğunu ileri sürerek, iflas idaresi tarafından reddedilen alacağının güncellenmiş tutarının sıra cetveline kabulünü talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili, sıra cetvelinde diğer davalı alacaklıların müflis kayıtlarında yer alan alacak tutarlarının kanuna aykırı suretle güncellenerek fahiş suretle fazla tutarla kayıt edildiğini, sıra cetvelinde yer verilmeyen alacakların kabul edilenlerle aynı şekilde müflis kayıtlarına dayandığı halde bazı alacak kayıtlarının kabul edilmemesi ve müflisi bağlamaması gereken bazı üçüncü şahıs makbuzlarının alacak tahkikine esas alınarak kabul edilmesi suretiyle sıra cetvelinin çelişkili ve hatalı düzenlendiğini ileri sürerek, fazladan kayıt edilen alacakların fazlalık nispetinde ve haksız kayıt edilenlerin ise tümüyle sıra cetvelinden terkinini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı müflis kooperatif iflas idaresi vekili ile birleşen davada davalılar vekilleri davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; birleşen davada davalının hukuka aykırılıkları ve hangi alacak veya alacaklıların fazla veya olmaması gerektiği halde kaydedildiğine ilişkin iddiasını kanıtlayamadığı, asıl davada ise, davacının vekil sıfatıyla 28 adet dava ve takip dosyasında avukatlık hizmeti vermekteyken kooperatifin iflası ile görevinin sona erdiği, hak kazandığı vekalet ücret alacağının ... TL olması gerektiği, buna rağmen sehven asıl dava hakkında kısa karar yazımı sırasında hüküm kurulmadığı belirtilerek, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, asıl ve birleşen davada davacı temyiz etmiştir. Asıl dava kayıt kabul, birleşen dava kayıt terkini istemine ilişkindir. İİK'nın 234/1. maddesi, "İflas idaresi sıra cetvelini iflas dairesine verir ve alacaklıları 166. maddenin 2. fıkrasındaki usule göre ilan yoluyla haberdar eder." hükmünü içermektedir. İflas idaresinin, sıra cetveli ile birlikte, sıra cetveli ile ilgili olan bütün bilgileri (deliller, diğer belgeler) de iflas dairesine vermesi gerekir. Bundan sonra, iflas idaresi, sıra cetvelinin iflas dairesine verildiğini ve orada alacaklıların ve (mülkiyet dışındaki) istihkak iddiası sahiplerinin incelemesine hazır olduğunu ilan ederı, 2013, İkinci Baskı, Ankara, sh. 1327.) Bu itibarla, yapılacak ilanda iflas sıra cetveline de yer verilmesine gerek..... bulunmayıp, iflas işlemlerinin yürütüldüğü iflas dairesi ve dosya numarası belirtilerek, sıra cetvelinin alacaklıların incelemesine hazır bulunduğunun belirtilmesi yeterlidir. İİK'nın 235/1. maddesinin ilk iki cümlesi, "Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur." hükmünü içermektedir. İİK'nın 234/2. madde hükmü uyarınca yapılan tebligat bilgi verme mahiyetinde olup, dava açma süresi bu tebligat ile başlamaz. Bu madde hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, iflas sıra cetveline itiraz davaları süreye tabi olup, bu süre kural olarak sıra cetvelinin İİK'nın 166. maddesinde gösterilen usulde ilanından itibaren işlemeye başlar. Eğer davacı aynı Kanun'un 223. maddesine göre tebliğe elverişli adres gösterir ve gerekli masrafı avans olarak yatırırsa, süre kendisine yapılan tebliğden itibaren hesaplanır. Bu itibarla sıra cetvelinin hangi tarihte hangi gazetede yayınlandığının tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıklıkla belirlenmesi ve davacının tebliğe elverişli adres bildirip, gerekli avansı yatırıp yatırmadığının net olarak bilinmesi şarttır. Dosya kapsamından; iflas müdürlüğünün 24.10.2011 tarihli cevabi yazısında, davacının sıra cetvelinin kendisine tebliği için masraf yatırmamış olduğu, sıra cetvelinin Zaman Gazetesinde 25.02.2011 tarihinde ilan edildiği bildirilmiş ise de...2011/297 Esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda, davacının alınacak kararların kendisine tebliği için 26.05.2009 tarihinde 300,00 TL masraf yatırdığı tespit edilmiştir. İflas müdürlüğünün yazısı ve bilirkişi tespiti çelişkili olmakla birlikte, sıra cetvelinin İİK'nın 166. maddesinde sayılan gazetelerin tümünde ilan edilmemiş olduğu anlaşıldığından, kayıt kabule ilişkin asıl, kayıt terkinine ilişkin birleşen davanın İİK'nın 235/1. maddesindeki 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açıldığı kabul edilmiştir. 1-Birleşen davada davacının temyiz itirazları yönünden; a)Alacağı tamamen reddedilmiş olan alacaklı, ancak kendi (reddedilen) alacağı hakkında, masaya karşı, sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davası açabilir (m.235,II c.1); alacağı sıra cetveline kabul edilmiş olan başka bir alacaklıya karşı sıra cetveline itiraz (kayıt terkini) davası (m.235,II c.2) açamaz. Fakat, alacağı tamamen reddedilmiş olan alacaklı, kendi (reddedilmiş olan) alacağı için iflas masasına karşı sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davası (m.235,II c.1) açmış ise, alacağı sıra cetveline kabul edilmiş olan alacaklıya karşı da sıra cetveline itiraz (kayıt terkini) davası (m.235,II c.2) açabilir; her iki sıra cetveline itiraz davasını da, m.235,I'deki 15 gün içinde açmalıdır. Bu halde, ikinci davanın (kayıt terkini davasının), birinci davanın (kayıt kabul davasının) sonuçlanmasına kadar bekletilmesi (bekletici sorun yapılması) gerekir. Davacı, birinci davayı kaybederse, ikinci davada hukuki yararı bulunmadığı anlaşılmış olacağından, ikinci dava (kayıt terkini davası) usulden reddedilecektir. Buna karşılık, .../... davacı, birinci davayı kısmen dahi olsa kazanırsa o zaman, ikinci davada hukuki yararı bulunacağından ikinci davaya devam edilir. (Kuru: B. İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2013, 2. Baskı, Ankara, sf.1335) Bu durumda mahkemece, birleşen 2011/179 Esas sayılı kayıt terkini davasının asıl davadan tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilmesi, kayıt kabul davasının sonuçlanarak kesinleşmesinin beklenmesi, asıl davada kısmen de olsa sıra cetveline kayıt ve kabulüne karar verilmesi halinde kayıt terkini davasında hukuki yararı bulunduğunun kabulü ile, kayıt terkini davasında uyuşmazlığın esasının incelenmesi, kayıt kabul davasının reddi halinde kayıt terkini davasının HMK 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca hukuki yarara ilişkin dava şartı noksanlığından reddine karar verilmesi gerekirken, kayıt terkini davasında uyuşmazlığın esasının incelenerek hüküm kurulması doğru olmamıştır. b)Bozma nedenine göre, birleşen davada davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. 2-Asıl davada davacının temyiz itirazlarına gelince; a)6100 sayılı HMK'nın 297/1-c maddesinde hükmün gerekçe bölümünün, 2. fıkrada ise hükmün sonuç bölümünün kapsayacağı hususlar düzenlenmiştir. Anılan 297/1-c maddesinde, hükmün, iki tarafın iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri de kapsaması gerektiği öngörülmüştür. HMK'nın 297/2. maddesinde, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir. Mahkeme kararının gerekçe bölümü ile hüküm sonucunun çelişkili olması, mahkeme kararlarının tereddüt doğurmayacak şekilde açık olması kuralına aykırılık oluşturur. Bu durumda mahkemece, bağımsız nitelikteki asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, asıl dava yönünden bilirkişi raporunda hesaplanan... TL'nin kayıt ve kabulü gerektiği yönünde gerekçe oluşturulmasına rağmen, kayıt kabule ilişkin asıl dava yönünden hüküm kurulmamış olması doğru olmamıştır. b)Bozma nedenine göre, asıl davada davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1-a) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, birleşen davada hükmün re'sen,(2-a) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (1-b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, birleşen davada davacının tüm, (2-b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2015/6811, K. 2016/546, T. 08.02.2016, www.arakarar.com/karar/yargitay-23-hukuk-dairesi-2015-6811-e-2016-546-k-25278ee31f26