Yargıtay · 23. Hukuk Dairesi

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/3725 E. 2016/321 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
23. Hukuk Dairesi
Esas No
2015/3725
Karar No
2016/321
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ticaret Mahkemesi Davalı kooperatif temsilcilerinin önceki tasfiye memurlarının görevlerine son verilmesi talebi üzerine yapılan yargılama sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı talebin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde talepte bulunanlar tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Talep eden davalı kooperatif temsilcileri, 30.11.2014 tarihinde kooperatifin olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığını, bu genel kurulda yönetim ve denetim kurulu asil ve yedek üyelerinin seçildiğini, ayrıca yönetim kuruluna tasfiye yetkisi verildiğini, mahkeme kararı ile atanmış olan önceki tasfiye memurlarından ikisinin de aynı genel kurulda yönetim kuruluna seçildiklerini, mahkemece tayin olunan önceki tasfiye memurlarının 10 yıldır tasfiye sürecini tamamlayamadıklarını ve genel kurulca bu yetkinin yeni seçilen kişilere verilmesi ile iki başlı yönetim oluştuğunu ileri sürerek, önceki tasfiye memurlarının görevlerinin sonlandırılmasını talep etmişlerdir. Mahkemece atanan tasfiye memurlarından .... ve .... talebin reddini istemişlerdir. Mahkemece, 16.01.2015 tarihli ek kararla, talep ve tüm dosya kapsamına göre, tasfiye memurunun azline ilişkin davanın azli istenen tasfiye memuruna karşı açılacağı, açılacak böyle bir davada azil ve yeni atama talebinde bulunan pay sahibinin haklı sebebini ortaya koyması ve ispatlaması gerektiği, azli istenen tasfiye memurları hasım gösterilmek suretiyle usulüne göre açılmış bir dava bulunmadığı ve tasfiye memurlarının görevlerinin sonlandırılması isteğinin yerinde görülmediği gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiştir. Ek kararı, talep eden kooperatif yetkilileri temyiz etmişlerdir. Talep, önceki tasfiye memurlarının görevlerinin sonlandırılması istemine ilişkindir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 81/3. maddesi, “Mahkemece veya genel kurulca tasfiye memurları seçilmediği takdirde tasfiye işlerini yönetim kurulu yapar.” hükmünü, anasözleşmenin 86/1-2. maddesi de, “Tasfiye kurulu genel kurul tarafından seçilecek en az 2 kişiden oluşur. Genel kurul bu hususta yönetim kurulunu da görevlendirebilir. Genel kurulca tasfiye kurulu için bir seçim veya görevlendirme yapılmadığı takdirde, tasfiye işlerini yönetim kurulu yürütür. Bunlar genel kurulca her zaman azil ve yerlerine yenileri tayin olunabilir. Tasfiye kurulunun yukarıdaki fıkraya göre oluşturulmasına imkân bulunmaması halinde ortaklardan birinin başvurusu üzerine mahkemece tasfiye memurları atanabileceği gibi, ortağın talebine istinaden, tasfiyeye memur kimselerin haklı sebepler dolayısıyla azli ile yerlerine yenilerinin atanmasına da 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi, “Bu kanunda aksine açıklama olmıyan hususlarda Türk Ticaret Kanunundaki Anonim şirketlere ait hükümler uygulanır.” hükmünü içermekte olup, Kooperatifler Kanunu'nda ve anasözleşmede bu hususta açık bir düzenleme bulunduğundan, hükmün gerekçesinde TTK'nın 442 ve 6102 sayılı TTK'nın 537. maddelerine dayanılması doğru olmamıştır. Öte yandan, yukarıda özetlenen hükümlerde, genel kurulun tasfiye memurlarını seçmesinin ve yine genel kurulca bunların her zaman azli ile yerine yenilerinin tayininin mümkün olduğu düzenlenmiş olup, somut olayda da genel kurulca yeni tasfiye memurlarının seçildiği anlaşılmıştır. Buna göre pay sahiplerinden biri tarafından azil davası açılmasına gerek bulunmamakta olup, mahkemenin, pay sahiplerinden biri tarafından husumetin tasfiye memurlarına yöneltilerek dava açılması gerektiği yolundaki gerekçesi somut olaya uygun düşmemektedir. Bu durumda mahkemece, yeni tasfiye memurlarının önceki tasfiye memurlarının görevinin sonlandırılması yönünde dava açmalarına gerek bulunmadığı, genel kurulca zaten önceki tasfiye memurlarının görevlerine son verildiği, önceki tasfiye memurlarının defterleri ve kasayı teslim etmemeleri halinde Kooperatifler Kanunu'nun 62/2. ve anasözleşmenin 73. maddelerine dayalı dava açılabileceği gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ise de, karar sonucu itibariyle doğru olduğundan, HUMK'nın 438/son maddesi uyarınca hükmün, gerekçesi değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, talep edenin tüm temyiz itirazlarının reddiyle, sonucu itibariyle doğru olan hükmün, gerekçesi değiştirilerek ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2015/3725, K. 2016/321, T. 25.01.2016, www.arakarar.com/karar/yargitay-23-hukuk-dairesi-2015-3725-e-2016-321-k-c611e5c7aabe