Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2013/35878 E. 2013/30296 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
22. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/35878
Karar No
2013/30296
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin haklı neden olmadan feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini beyanla, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı bakanlık vekili, davacının ihale yüklenicisi firma işçisi olduğunu, müvekkilinin ihale makamı konumunda olup işçilik alacaklarından sorumluluğu bulunmadığını, kaldı ki dava konusu alacaklara hak kazanılmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. Davalı şirket vekili, dava konusu alacaklara hak kazanılmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu, davalılar arasında geçerli asıl-alt işveren ilişkisi bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalılar vekillerince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı ve tazminat alacaklarında uygulanan faiz noktalarında toplanmaktadır. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. Somut olayda mahkemece, davalıların ispat yükünü yerine getirmediği gerekçesiyle, davacı işçinin tüm çalışma süresi boyunca yıllık izin hakkını kullanmadığı kabul edilmiştir. Ne var ki, davalı şirket vekili, " tüm yasal deliller" ifadesiyle yemin deliline de dayanmış olup, mahkemece davalı şirket vekiline, yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılmamıştır. Anılan nedenle, yemin deliline dayanan davalı şirket vekiline, yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak, sonuca göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 225. ve devamı maddeleri uyarınca işlem yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. Kabule göre de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hesaplanan brüt yıllık izin ücreti alacağından, damga ve gelir vergisi kesintilerinin yapılmasıyla yetinilerek, alacağın net miktarı tespit edilmiştir. Gerek 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun mülga 77. maddesi, gerekse 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 80. maddesi uygulaması açısından, yıllık izin ücreti prime esas kazançlar içerisinde olup, işçi payına düşen prim kesintilerinin nazara alınmaksızın alacağın net tutarının belirlenmesi hatalıdır. Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176/2. maddesi uyarınca davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurulabilinir. Eldeki davada ise, davacı tarafça sunulan ikinci ıslah dilekçesiyle yıllık izin ücreti talebi artırılmış, Mahkemece de ikinci ıslah dilekçesiyle arttırılan miktar üzerinden yıllık izin alacağı hükme bağlanmıştır. Kabule göre, ikinci ıslah dilekçesi nazara alınmaksızın dava dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması da hatalı olmuştur. 3-Kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarında, ıslah dilekçesinde faiz talebinin bulunmadığı gözetilmeksizin, ıslah ile artırılan miktarlara taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde faiz yürütülmesi hatalıdır. Anılan alacaklar bakımından, sadece dava dilekçesinde talep edilen miktarlar yönünden faiz uygulanmasına karar verilmelidir. Yukarıda yazılı sebeplerden, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.12.2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... Bakanlığının alt işvereni olan diğer davalının işçisi olarak çalışmakta iken, iş sözleşmesi haklı neden olmadan feshedildiğini belirterek ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin, fazla mesai ve hafta tatili alacaklarının hüküm altına alınması isteğinde bulunmuştur. Davalı Bakanlık vekili, davacının alt işveren işçisi olduğunu, davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalı şirket vekili, davacının ihaleyi alan ... alt işveren tarafından işe alınmamak suretiyle iş sözleşmesinin feshedildiğini, bu nedenle sorumluluklarının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık izin ücretinin kabulüne diğer taleplerin reddine karar verilmiştir. Karar davalılarca temyiz edilmiştir. Dosya içeriğine göre davacı işçinin Sağlık Bakanlığına ait yardımcı işleri üstlenen diğer davalı şirketin işçisi olarak 01.08.2004-31.12.2008 tarihleri arasında çalıştığı, iş sözleşmesinin haklı neden olmadan feshedildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davacının yıllık ücretli izinlerinin bir kısmının kullandırıldığına dair davacının imzasını taşıyan yazılı bir belge davalı işverence dosyaya sunulmamıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 129/1-e. hükmüne göre davalı, cevap dilekçesinde savunma dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğini açıkça belirtmelidir. Aynı Kanunu'nun 121. ve 129/2. hükümleri gereği davalı yazılı delillerini dilekçesine ekleyerek mahkemeye sunmalı ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamalarda bulunmalıdır. Somut olayda, davalı işveren davacının yıllık izinlerini kullandığı ya da iş sözleşmesi sona erdikten sonra ücretinin ödendiği yönünde açıkça yemin deliline dayanmamıştır. Cevap dilekçesinde veya delil listesinde "yasal deliller" ibaresi yemin deliline dayandığını göstermez. Aksine yorum dava veya cevap dilekçesinde yahut delil listesinde delillerin açıkça belirtme yükümlülüğünü anlamsız kılar. Bu noktada Sayın Çoğunluk ile aramızda görüş ayrılığı bulunmaktadır. Öte yandan, davacının ıslah dilekçesi ile dava konusu tazminat ve alacak miktarını artırmak suretiyle dava dilekçesini kısmen ıslah ettiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kısmi ıslahta dava dilekçesinin sadece miktar yönü düzeltilmiş olup, dava dilekçesinin diğer kısımlarının geçerli olduğunun kabulü gerekir. Başka bir anlatımla, dava dilekçesinin faiz ile ilgili kısmı ıslahla artırılan miktar için de geçerlidir. Davacının faiz talebini ıslah dilekçesinde tekrar etmesinin anlamı yoktur. Aksi halde dava dilekçesinin miktar dışındaki tüm unsurlarına ıslah dilekçesinde de yer verilmesi gerekir ki, kısmi ıslahta bunun gereksizliği ortadadır. Somut olayda ıslaha konu usul işlemi dava dilekçesi olup, davacının dava dilekçesindeki diğer unsurların aynen devam ettiği yönünde iradesinin mevcut olduğu, bunun ayrıca ve özel olarak belirtilmesinin gerekmediği kabul edilmelidir. Dava konusu miktarın artırılması suretiyle davanın kısmen ıslahı ile ek dava bazı yönlerden benzerlik gösterse de, esas itibariyle farklı müesseseler olduklarından ıslahla ilgili sorunların yine ıslah müessesi çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. Başka bir anlatımla kısmi ıslahla ortaya çıkan hukuki sorunların ek dava müessesi ile çözümlenmesi her zaman doğru olmaz. Bu bağlamda temerrüt dolayısıyla faizin başlangıcı ve zamanaşımına ilişkin sorunların çözümü yönünden kısmi ıslah ile ek dava paralellik göstermekte ise de, ek davada faize karar vermek için talep şartı kısmi ıslahta aranmamalıdır. Başka bir anlatımla, dava dilekçesinde faiz istenmiş olması kaydıyla, miktar artırmak suretiyle yapılan kısmi ıslahta ayrıca faiz istenmesi gerekmez. Somut olayda davacı dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmuş olup, ıslah dilekçesinde ayrıca istemesine gerek olmadığından, mahkemece ıslahla artırılan miktara da faiz yürütülmesinin isabetli olduğu düşüncesi ile Sayın Çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılamıyorum. 24.12.2013

Atıf: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/35878, K. 2013/30296, T. 24.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-22-hukuk-dairesi-2013-35878-e-2013-30296-k-96fecc1b483a