Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2013/30820 E. 2013/25171 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
22. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/30820
Karar No
2013/25171
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :... Mahkemesi DAVA : Davacı, yıllık izin ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı, davalı Kuruma bağlı olarak 1980 yılından 11.05.2007 tarihine kadar ... Liman İşletmesinde, o tarihten Ağustos 2007 ayına kadar da ... Liman İşletmesinde işçi olarak çalıştığını, Ağustos 2007 ayında emekli olmak için işten ayrıldığını, 1980 yılından beri hakettiği yıllık izinlerini kullanmadığını, ücretinin de kendisine verilmediğini iddia etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı işveren, davacının 20.08.1980 tarihinde ... Liman İşletmesi Müdürlüğünde belirli süreli ... sözleşmesiyle göreve başladığını, 25.10.1983 tarihine kadar fasılalı olarak çalıştığını, 26.10.1983 tarihinden itibaren kadrolu işçi olarak 26.10.1983-15.03.1989 tarihleri arasında gemici ünvanı ile 15.03.1989-24.09.2002 tarihleri arasında usta gemici ünvanı ile bu tarihten itibaren de güverte lostromosu ünvanı ile devam ettiğini, emeklilik sebebiyle 13.07.2007 tarihinde işten ayrıldığını, davacıya ait izin ve gaybubet fişlerinden davacının Deniz ... Kanunu hükümlerine göre yıllık izinlerinin tamamını kullandığından bahisle davanın reddini savunmuştur. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece bozma ilamına uyularak "..davalı taraf 8/4/2010 tarihli dilekçesinde davacının Deniz ... Kanunu kapsamında 24 yıl x 30 gün = 720 gün izin hakkı bulunduğunu ve 679 gün izin hakkının kullandırıldığını ve davacının 41 günlük iznini kullanmama sebebine ilişkin belge ve kayıtların olmadığını belirtmiştir. Davalı taraf bu beyanı ile davacının 41 günlük iznini kullanmadığını dilekçesinde açık şekilde belirtmiş olması karşısında gerçekte gaybubet fişlerine bakıldığında davacının 2003 yılında 10 gün 2005 yılında 16 gün 2006 yılında 15 gün olmak üzere toplam 41 gün izin kullanmadığı sabittir. Davacının 41 gün izin kullanmadığı gerek davalı Kurumun beyanlarından gerekse gaybubet fişlerinden anlaşılmakla davacının kullanmadığı 41 gün izin karşılığı 41x65,36=2860 TL yıllık izin ücreti alacağının bulunduğu anlaşılmış olmakla fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak davanın kısmen kabulü ile; 1503,28 TL bürüt izin ücret alacağının 100 TL sinin dava tarihi itibari ile geri kalan miktarın ise ıslah tarihi olan 05/04/2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Gerekçe: 5521 sayılı ... Mahkemeleri Kanunu'nun 8. maddesine göre, ... mahkemelerince verilen nihaî kararlara karşı kanun yoluna başvurma süresi, karar yüze karşı verilmişse nihaî kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş ise tebliği tarihinden itibaren sekiz gündür. Taraflar hükmün tefhiminin 6100 sayılı Kanun'un 297/2. maddesinde sayılan unsurları taşımaması halinde hak ve borçlarını bilemeyeceklerinden temyiz süresini kaçırmamak, hak kaybına uğramamak için kararı gereksiz yere temyiz etmek zorunda kaldıkları bir gerçektir. Bu sebeplerle hükmün tefhimi sırasında 6100 sayılı Kanun'un 297/2. maddesinde belirtildiği üzere “taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli ve zorunludur. 6100 sayılı Kanun'un 298/2. maddesi gereğince sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması, tefhim edilen kısa karara aykırı olmaması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti ilkesi zedelenmiş ve mahkeme kararına güven sarsılmış olacaktır. Asıl olan tefhim edilen kısa karardır. Gerekçeli kararın kısa karara uygun olmaması, çelişki yaratır ve gerekçeli kararın yok hükmünde olduğu anlamına gelir. Belirtmek gerekir ki, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisi, Yargıtay İçtihatları Birleştirilmesi Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 esas, 1992/4 kararı gereğince bozma sebebidir. Somut uyuşmazlıkta davacı vekilince dosyaya sunulan 05.04.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile alacak 6.013,12 TL ıslah edilmiştir. Mahkemece dosyaya sunulan 05.06.2013 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği gibi 23 gün ücretli izin hakkı olan 1.503,28 TL alacak üzerinden hüküm kurulmuşken gerekçeli kararda, gaybubet fişlerinden davacının kullanmadığı 41 gün izin karşılığı 41x65,36 = 2.860,00 TL yıllık izin ücreti alacağının bulunduğu kabul edilmesi hükümde tereddüde ... açılmış ve kısa karar gerekçeli karar çelişkisi yaratılmıştır. Böylece belirtilen 6100 sayılı Kanun'un 297. 298. ve 321. maddelerine aykırı davranılmıştır. Ayrıca kamu tarafının avukatı olan davalı vekilinin 24.02.2010 tarihli vekaletnamesinde davayı kabul yetkisinin olmadığıda kararda gözetilmelidir. Kararın bu sebeple sair yönleri incelenmeksizin bozulması gerekmiştir. Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/30820, K. 2013/25171, T. 18.11.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-22-hukuk-dairesi-2013-30820-e-2013-25171-k-a2341bd4840b