Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/30487 E. 2013/28455 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
22. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/30487
Karar No
2013/28455
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı, iş sözleşmesinin haksız şekilde işverence feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile izin, fazla çalışma, hafta ve genel tatil alacaklarını istemiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı, davacının 17-18-19 Eylül 2007 tarihlerinde işe devamsızlık yaptığını, mazeret de bildirmediğini, işi kendisinin terk ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davacı ve davalı temyiz etmiştir. Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davacı temyizi yönünden, davacı işçinin fazla çalışma ve genel tatil çalışması yapıp yapmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille sözkonusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Fazla çalışmanın yazılı delil ya da şahitle ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan şahitlerin anlatımlarına değer verilemez. Fazla çalışmanın belirlenmesinde 4857 sayılı İş Kanunu'nun 68. maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin dikkate alınması gerekir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 47. maddesinde, kanunun kapsamındaki işyerleri bakımından, ulusal ... ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışma karşılığı olmaksızın o günün ücretinin ödeneceği, tatil yapılmayarak çalışıldığında ise ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödeneceği hükme bağlanmıştır. Mahkemece, davalı işveren işyerinde üç vardiya halinde çalışıldığının kabulü ile davacının fazla çalışma ve genel tatil alacakları reddedilmişse de, davalı tanıklarından ...'in haftada en az 1-2 defa dört saat fazla çalışma yapıldığını, resmi tatillerde de aynı şekilde çalışıldığını, ... ...'ın ise ayda en az 1-2 defa iki saat fazla çalışma yapıldığını, resmi tatillerde ihtiyaç olursa çalışıldığını beyan etmeleri karşısında, gerektiği takdirde şahitler tekrar dinlenerek çelişki giderildikten sonra davacının fazla çalışma ve genel tatil alacaklarının bulunup bulunmadığı yeniden değerlendirilmelidir. Eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3-Davalı temyizine gelince, davacının iş sözleşmesinin kim tarafından feshedildiği ve feshin haklı olup olmadığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlı bulunmaktadır. Somut olayda, davalı işveren işyerinde tekstil işçisi olarak çalışmakta olan davacının 17-18-19 Eylül 2007 tarihlerinde işe devamsızlık yaptığı, buna ilişkin işverence devamsızlık tutanağı tutulduğu, işverence fesih işlemi yapılmadığı ve iş sözleşmesinin işçi tarafından işi terk etmek sureti ile feshedildiğinin savunulduğu anlaşılmaktadır. Davacı tanığı ... Mert dahi davacının işten kendisinin ayrıldığını beyan ettiğine göre, iş sözleşmesinin işçi tarafından feshedildiğinin kabulü dosya içeriğine daha uygun düşecektir. Ancak 2 nolu bozma gereği yerine getirildikten sonra davacı işçinin feshinin haklı mı haksız mı olduğu yeniden bir değerlendirmeye tabi tutularak, oluşacak sonuca göre davacının kıdem ve ihbar tazminatı istekleri hakkında bir karar verilmelidir. İş sözleşmesinin işverence feshedildiğinin kabulü ile sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 09.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/30487, K. 2013/28455, T. 09.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-22-hukuk-dairesi-2012-30487-e-2013-28455-k-c6064d84d29b