Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/26627 E. 2013/21451 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
22. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/26627
Karar No
2013/21451
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, ücret ve ikramiye alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, davacının davalı işverene ait işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca davalı işverenlikçe feshedildiğini, davacıya hak etmiş olduğu kıdem ve ihbar tazminatları ile iki aylık ücret ve üç adet ikramiyesinin ödenmediğini, davacının en son 595,00 TL net aylık ücret aldığını, işyerinde yılda dört maaş tutarında ikramiye uygulaması olduğunu, yemek ve servis uygulaması ile yılda üç kez erzak yardımı olduğunu belirterek müvekkilinin ihbar ve kıdem tazminatı, ücret ve ikramiye alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca feshedildiğini, davacının ücretinin bordrolarda yer alan miktarda olduğunu, işyerinde ikramiye uygulaması bulunmadığını, aylık 19,5 TL yemek, 39,00 TL servis ve 10,00 TL erzak yardımı yapıldığını, davacıya ihbar süresi tanındığını, bu sürede üretim olmamasına rağmen davacının hak ettiği tüm ücretlerin çalışmış gibi ödendiğini, kıdem tazminatının da taksitler halinde ödendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin işverence 4857 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca feshedildiği konusunda ihtilaf bulunmadığı, işyerinde ikramiye uygulaması bulunmadığı gerekçesiyle ikramiye alacağı reddedilmiş, diğer talepler hüküm altına alınmıştır. Karar, her iki taraf vekilince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacının temyizine gelince; taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı Kanun'un 32/1. maddesinin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 401. maddesine göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücret göz önünde tutularak belirlenir. 4857 sayılı Kanun’un 8. maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma şartlarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı Kanun’un 37. maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece re'sen araştırılmalıdır. Çalışma hayatında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Somut olayda, davacı taraf son ücretinin net 595,00 TL olduğunu belirtmiştir. Davalı taraf ise davacının ücretinin ücret bordrosunda belirtilen tutar olduğunu beyan etmiştir. Davacı tanığı davacının net 620-640 TL aldığını beyan etmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının ücreti brüt 695,00 TL olarak kabul edilerek alacaklar hesaplanmıştır. Davacının ücretinin tespiti bakımından emsal ücret araştırması yapılmamıştır. Hal böyle olunca mahkemece davacının kıdemi ve yaptığı işe göre ilgili meslek kuruluşlarından ve yukarıda belirtilen mercilerden uyuşmazlık konusu dönemde alabileceği emsal ücret seviyesi belirlenmeli ve dava konusu alacaklar buna göre hesaplatılmalıdır. Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.10.2013 günü oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/26627, K. 2013/21451, T. 11.10.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-22-hukuk-dairesi-2012-26627-e-2013-21451-k-33baec86f2b0