Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/26618 E. 2013/21541 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/26618
- Karar No
- 2013/21541
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, ücret alacağı, yıllık izin ile fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı, iş sözleşmesinin haksız şekilde işverence feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret, izin, fazla çalışma alacaklarını istemiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı, davacının kendi isteği ile işten ayrıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davalı ve davacı temyiz etmiştir. Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesinin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 401. maddesine göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücret göz önünde tutularak belirlenir. 4857 sayılı Kanun’un 8. maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma şartlarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı Kanun’un 37. maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. Çalışma hayatında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Dosya içeriğine göre davacı 1.650,00 TL net ücret ile çalıştığını iddia etmiş davalı imzalı bordrolar uyarınca 1.100,00 TL brüt ücret ile çalıştığını savunmuştur. Davacı tanıkları 1500-1600 TL arası ücret aldığını davalı tanığı ise 1.000,00 TL civarı ücret alabileceğini beyan etmiştir. Çorlu Ticaret ve Sanayi odası tarafından emsal işçi ücretinin brüt 1.570,50 TL olabileceği belirtilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda imzalı son bordro uyarınca davacının brüt 1.100,00 TL, net 788,15 TL ücret ile çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Somut olayda, taraflar arasında aylık ücret miktarı konusunda uyuşmazlık bulunduğu dikkate alınarak gerçek ücretin tespitine gidilmelidir. Mahkemece; 1995 yılından beri şantiye şefi kantar görevlisi olarak çalışan işçinin kıdemi yaptığı iş dikkate alınarak ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından yeniden emsal ücret araştırması yapılarak gerçek ücret tespit edildikten sonra bilirkişi hesaplaması yaptırılarak oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekir. 3-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Somut olayda davacı 08-19.30 saatleri arasında çalıştığını fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek fazla çalışma alacağını talep etmiştir. Davalı fazla çalışmaların yılın belli dönemlerinde yapıldığını ve yapılan fazla çalışma ücretlerinin ödendiğini savunmuştur. 2010 yılı Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarında imzalı bordrolarda fazla çalışma tahukkuku bulunmaktadır ancak dosyaya sunulan 2009 yılı ve öncesi imzalı bordrolarda fazla çalışma tahakkuku bulunmamaktadır. Tahakkuk bulunmayan dönemlere ilişkin tanıklara fazla çalışma yapılıp yapılmadığı, fazla çalışma ücretlerinin ödenip ödenmediği sorulmak sureti ile gerekirse bilirkişi tarafından yeniden hesaplama yapılarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 4-Taraflar arasında ücret alacağının ödenip ödenmediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Somut olayda; davacı iş sözleşmesinin feshedildiği Haziran ayında çalıştığı onbir gün ücretinin ödenmediği iddiası ile ücret alacağını talep etmiştir. Davalı ise 12.07.2011 tarihinde davacının 708,29 TL ücret alacağının banka aracılığı ile ödendiğini savunarak dosyaya banka dekontu ibraz etmiştir. Garanti banka dekontunda elyazısı ile davacının maaş ödemesinin yapıldığı yazılı olup ibraz edilen dekont dikkate alınarak davacıya 12.07.2011 tarihinde maaş ödemesi yapılıp yapılmadığı araştırılmak sureti ile oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken belirtilen yön gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 11.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.