Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/26526 E. 2013/18825 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
22. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/26526
Karar No
2013/18825
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan davalı işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir. Davalı vekili, davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışması sebebiyle iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağını, işini yapmaması, mutfakta çalışan diğer çalışanları da etkileyerek iş bıraktırması ve ısrara rağmen işbaşı yapmaması üzerine iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece iş sözleşmesinin belirli süreli olmasını gerektiren objektif koşulların bulunmadığı, davacı ve arkadaşlarının bir kısım hak ve alacaklarının ödenmemesi sebebiyle işi birkaç saat bırakmalarının 4857 sayılı İş Kanunu'nun madde 24/II-c hükmü nazara alındığında, işveren açısından 4857 sayılı Kanun'un madde 18'de belirtilen geçerli sebebin varlığı düşünülebilir ise de, 4857 sayılı Kanun'un madde 25/II-h maddesi anlamında haklı sebebin varlığından söz edilemeyeceği, fesihten önce davacıdan savunmasının istenmediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin haklı veya geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18. ve devamı maddeleridir. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorunadır. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanunun 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Somut olayda davacı ve bir kısım arkadaşının fazla mesai, genel tatil ve asgari geçim indirimi alacaklarının ödenmediği, sigorta kayıtlarında ücretlerinin eksik gösterildiği iddiasıyla işi dört-beş saat süreyle yavaşlattıkları, iş sözleşmelerinin bu sebeple davalı işverence bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, 4857 sayılı Kanun'un 19/son ve 25/son hükümlerine göre işverenin haklı sebebe dayanarak iş sözleşmesini feshettiği durumda fesihten önce işçiden savunmasını alma zorunluluğu bulunmamaktadır. Öte yandan, ücretin yirmi gün veya daha fazla bir süreyle ödenmemesi üzerine 4857 sayılı Kanun’un 34. maddesi uyarınca işçinin iş görmekten kaçınma hakkı bulunmakta ise de, bu hakkını kullandığını işverene bildirmesi ve işi tam olarak bırakması gerekir. Dosya içeriğine göre davacı ve arkadaşları anılan haklarını kullandıklarını işverene bildirmedikleri gibi, tepkilerini iş görmeyi tamamen bırakma şeklinde değil de işi yavaşlatma şeklinde ortaya koymuşlardır. İşi yavaşlatma, 4857 sayılı Kanun'un madde 34'de öngörülen kaçınma hakkı kapsamında düşünülemez. Kaldı ki, davacı işi yavaşlatma sebebi olarak ileri sürdüğü hususları da kanıtlamış değildir. Mevcut maddi ve hukuki olgulara göre ısrarlara rağmen verilen görevi yerine getirmediği anlaşılan davacının eylemi İş K.m.25/II-h kapsamında fesih için haklı sebep teşkil ettiğinden, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle; 1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 280,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 13.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/26526, K. 2013/18825, T. 13.09.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-22-hukuk-dairesi-2012-26526-e-2013-18825-k-1ef2e8d87a2b