Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2011/16391 E. 2012/10467 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
22. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/16391
Karar No
2012/10467
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin işverence haklı ve geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine ve yasal sonuçlarına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, tıbbi satış temsilcisi olarak çalışan davacı hakkında bir hekim tarafından yapılan şikayet üzerine konunun incelendiğini ve davacının şirket prensiplerine ve kurallarına aykırı davranışlarda bulunduğunun tespit edildiğini, şirket yetkililerinin şikayet sahibi ile davacının birlikte olduğu bir ortamda yaptıkları görüşme esnasında davacının oluşu kabul ettiğini ancak yazılı savunmasında iddiaları reddettiğini, davacının savunması yeterli görülmediğinden iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece mevcut delillerin sözleşmenin feshindeki haklı veya geçerli nedenleri kanıtlar güçte olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Somut olayda; davacının ziyaret ettiği bir doktordan bir kez borç alıp ödediği, sonra tekrar borç alıp ödemediği, telefonlarına da cevap vermediği, yine aynı doktora yetkisi olmadığı halde aile hekimliğine geçişte kendisine aile hekimliği bazında LCD TV hediye edebileceklerini, kendisinin istediği sağlık çalışanını tıp kongresine götürme yetkisinin bulunduğunu söylediği, usulsüz vaatlerde bulunduğu ilgili doktorun beyanlarıyla sabittir. Bu kişinin davacıya gerçek olmayan fiilleri isnat etmesine neden olacak bir husumetinin bulunduğu iddia edilmemiştir. Bu nedenle dosya içeriğine göre geçerli nedenin varlığı sabit olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü doğru görülmemiştir. Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle; 1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 70,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 21.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2011/16391, K. 2012/10467, T. 21.05.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-22-hukuk-dairesi-2011-16391-e-2012-10467-k-68f573b605a5