Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2011/13234 E. 2012/5912 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/13234
- Karar No
- 2012/5912
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, iş sözleşmesinin haklı ve geçerli sebep bulunmaksızın feshedildiğini, davacının görevi gereği tüm ülkede avukatlık bürolarında denetim gerçekleştirdiğini, işini en iyi şekilde yerine getirdiğini belirterek müvekkilinin işe iadesine ve kanuni haklarına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davacının asli sorumluluklarını hatırlatılmasına rağmen yerine getirmekten kaçındığını, defalarca uyarıldığını, iki kez savunma istenmesine rağmen tebellüğden imtina ettiğini, iş ilişkisinin çekilmez hale geldiğini, taraflar arasındaki güven ilişkisinin de zedelendiğini, sözleşmenin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II. maddesi gereği haklı feshedilmesi mümkün iken davacıyı mağdur etmemek adına haklarının ödendiğini, sözleşmenin geçerli sebeple feshedildiğini, savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, feshin geçerli sebebe dayandığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle işe iadeye karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. İşçinin geçerli bir feshe sebep olabilecek davranışları 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinde öngörülen ve işverene derhal fesih yetkisi tanıyan haklı sebeplerden farklıdır. Yargılama sırasında bu sebeplerin ağırlıkları her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. İşçinin iyiniyet ve ahlak kurallarına uymayan davranışı sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hale gelmişse, diğer bir anlatımla güven temeli çökmüşse işverenin haklı sebeple derhal fesih hakkı doğar. Buna karşılık işçinin davranışı taraflar arasında bulunması gereken güven temelini çökertecek ağırlıkta bulunmamakla, iş ilişkisine devamı tam anlamıyla çekilmez hale getirmemekle birlikte, işin normal işleyişini bozuyorsa, işyerindeki uyumu olumsuz yönde etkiliyor ve işverenden bu sebeple iş ilişkisini yürütmesi normal olarak beklenemiyorsa 4857 sayılı Kanun'un 18/1. maddesi gereği geçerli sebeple fesih hakkı doğar. Somut olayda, işverenin kanuni takip denetim bölümünde çalışan davacının iş sözleşmesi, iş tanımında yer alan asli sorumlulukları yerine getirmemesi nedeniyle iki kez uyarılması, performansını sözlü ve yazılı uyarılara rağmen düzeltmemiş olması, yapmakla ödevli olduğu görevleri hatırlatılmasına rağmen yapmamakta ısrar etmesi, çalışma ortamında sergilediği tutum ve davranışların, yöneticisine karşı hakaret boyutuna ulaşan suçlamaların ve davranışlarının kurum kültürü ve etik kuralları ile uyumlu olmaması, görevini yerine getirmekte isteksizlik ve düzensizlik göstermesi nedeniyle hakları ödenerek feshedilmiştir. Dosya içeriğinden, davacının performansının son iki yılda beklenenin altındaki seviyede belirlendiği, 24.03.2010 ve 30.03.2010 tarihlerinde, son performans notunun düşük olduğu, aktif çalışma şekli sergileyemediği, yapmakla yükümlü olduğu görevleri hatırlatılmasına rağmen yerine getirmemekte ısrar ettiği, Gaziantep hukuk bürolarına gerçekleştirdiği denetimlerden birinde denetim raporunu 02.03.2010’da tamamlaması gerektiği halde 23.03.2010 tarihinde teslim ettiği, verilen sürenin posta ile bildirildiği, tutumu nedeniyle iş süreçlerinin aksamasına sebep olduğu hususları vurgulanarak iki kez savunma talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Savunma talebini tebellüğden imtina ettiğine ilişkin tutanaklar da sunulmuştur. İşçiye 24.03.2010 tarihinde asli sorumluluklarını yerine getirmemesi nedeniyle ve 30.03.2010 tarihinde benzer sebeple iki kez uyarı verilmiştir. Emsal işçilerin çalışma listelerine göre, davacının rapor sayısının daha az kaldığı görülmektedir. Davacının amiri ile yaptığı e-posta yazışmalarında, çalıştığı işverenin kurumsal niteliği ile bağdaşmayan ifadeler kullandığı, görevi gereği yaptığı denetimlere ilişkin raporları, işyerindeki iş akışını bozacak şekilde geciktirdiği, işyerindeki olumsuzluklara yol açtığı sabittir. İşçinin hizmet süresine ve yaptığı işin niteliklerine göre, belirtilen bu eylemleri gerçekleştirmesi iş akışını bozucu niteliktedir. Artık işverenden iş ilişkisini devam ettirmesi normal ölçülerde beklenemez. Fesih geçerli sebebe dayanmaktadır ve davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 29.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.