Yargıtay · 21. Hukuk Dairesi

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2011/3329 E. 2012/22146 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
21. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/3329
Karar No
2012/22146
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :... Mahkemesi DAHİLİ DAVALI : EMC Rar ... Davacı murisinin, davalılardan ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine, ölüm aylığı almaya hak kazandığına karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. K A R A R 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine, 2-Dava, davacının 14.6.1968 tarihinde ölen eşi ... ... 1.12.1957-16.6.1958 tarihleri arasında ... ... ( ... ve ... Barajları İnşaatı Müteahhitliği) işyerinde "şenör" olarak (topografik çalışmalarda arazide iki nokta arasını çelik metreyle ölçen kişi) geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık, davacının hizmet tespitine yönelik talebinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır. Öncelikle, 506 sayılı Yasa'nın Geçici 9 ve 12.maddelerine göre mülga 5417 sayılı İhtiyarlık Sigortası Kanunu'nun yürürlükte olduğu dönemde geçen sigortalı çalışmaların 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/8. maddelerine göre dava yoluyla tespiti mümkün olup hizmet tespiti yoluyla ulaşılmak istenen ölüm aylığı koşullarının bulunup bulunmaması hizmet tespiti davasının ön koşulu değildir. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/8. maddelerine göre Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır. Yasa'da yer alan 5 yıllık süre hak düşürücü olup mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınması gerektiği gibi davacının aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesinin veya 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının, hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı ve hak düşürücü sürenin, kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır. Maddede belirtildiği üzere yönetmelikle tespit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi çalışmaların sigorta müfettiş raporu ile saptanması durumunda da hak düşürücü sürenin geçtiğinden sözedilemeyeceği açıktır. Bir sigortalının askere gitmeden önce çalıştığı işyerini askerliğe müteakip girmesi durumunda hizmet akdi mecburi hizmet nedeniyle kesilmiş olduğundan artık hak düşürücü sürenin oluştuğundan bahsedilemez. Davacıya ödenen ücretten sigorta primi kesilen hallerde, davacının ... ve sosyal sigorta mevzuatının öngördüğü sigorta hak ve yükümlülüklerini yerine getirmesi nedeniyle Kurumun Yasa'dan kaynaklanan denetim ve inceleme görevini yapmaması karşısında hak düşürücü sürenin işlemeyeceği kabul edilmelidir. Davacının sigortalı çalışmalarının Kuruma kısmen bildirildiği hallerde, eksik bildirimlere yönelik olarak açılan davada hak düşürücü süre işlemeyecektir. (Hukuk Genel Kurulunun 23.06.2004 gün ve 2004/21-369 E, 2004/371 K. sayılı kararı ) Halen yürürlükte olduğu şekliyle dava açma süresi beş yıl olup, hak düşürücü süredir. 506 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihte beş yıl olan hak düşürücü süre 20.06.1987 tarih ve 3395 sayılı Kanunun beşinci maddesiyle on yıla çıkarılmışken, 01.06.1994 tarih ve 3995 sayılı Kanunun 3. maddesiyle tekrar beş yıla indirilmiştir. Somut olayda, davacının 14.6.1968 tarihinde ölen eşi ... ... 1.12.1957 tarihinde davalı ... ... işyerinde çalışmaya başladığına dair sigortalı işe giriş bildirgesinin Kuruma verildiği anlaşılmakla davaya konu hizmetin hak düşürücü süreye uğramasının mümkün bulunmadığı gözetilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra taraflarca sunulacak deliller ve davanın kamu düzenine ilişkin olduğu gözetilerek re'sen toplanacak deliller çerçevesinde davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 05.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2011/3329, K. 2012/22146, T. 05.12.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-21-hukuk-dairesi-2011-3329-e-2012-22146-k-a32c1017ce08