Yargıtay · 21. Hukuk Dairesi
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2010/6455 E. 2011/12033 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 21. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/6455
- Karar No
- 2011/12033
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, 01.05.2001 tarihinden itibaren tarım ... sigortalısı olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Dava, davacının 1.5.2001 tarihinden itibaren 2926 sayılı Yasa kapsamında Tarım ... sigortalı olmadığının tesbiti istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kabulü ile davacının 1.5.2001 tarihinden itibaren 2926 sayılı Yasaya tabi Tarım ... sigortalısı olmadığının tespitine karar verilmiştir. Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının Ziraat Odasına üyeliğinin ve adına kayıtlı zirai taşınmazının bulunmadığı, 25.7.1990 tarihinden itibaren ... Fındık Tarım Satış Kooperatifine üyeliğinin bulunduğu, muhtarlık yazısına göre davacının tarımsal faaliyetinin bulunmadığı, 01.10.1998 tarihinde 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalı olarak tescil edilip 26.01.2006 tarihinde terkin edildiği, 27.1.2006-3.2.2006 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı olarak çalışması bulunduğu anlaşılmaktadır. Sözü edilen sosyal sigortalılık, kişinin Anayasa’da ifadesini bulan temel sosyal haklardan olan sosyal güvenlik hakkına ilişkindir. Nitekim, Anayasa’nın 12. maddesine göre, herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Anayasa’nın 60. maddesinde ise, “herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı dokunulmaz ve feragat edilemez bir hak olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. 5510 sayılı Yasanın 4/b-4 maddesinde bu ilke aynen benimsenerek tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları 92. maddesinde ise kısa ve uzun vadeli sigorta kapsamındaki kişilerin sigortalı ve genel sağlık sigortalısı olması, genel sağlık sigortası kapsamındaki kişilerin ise genel sağlık sigortalısı olmasının zorunlu olduğu, bu Kanunda yer alan sigorta hak ve yükümlülüklerini ortadan kaldırmak, azaltmak, vazgeçmek veya başkasına devretmek için sözleşmelere konulan hükümlerin geçersiz olduğu bildirilmiştir. Bu haliyle sigortalı olmak, kişi bakımından sadece bir hak olmayıp, aynı zamanda bir yükümlülüktür. Bu nedenle, sigortalılık hakkından feragat edilemez. Somut olayda ihtilaf 2926 sayılı Yasanın 4/son maddesi uyarınca yıllık tarımsal faaliyete ilişkin masraflar düştükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının 16 yaşında büyükler için tespit edilen asgari ücret tutarından az olduğunu beyan eden ve belgeleyenlerin sigortalı sayılmayacağı yönündeki hükmün davacı yönünden gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır. Yapılacak iş, 1.5.2001 tarihinden itibaren 2926 sayılı Yasanın 4/son maddesi uyarınca yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olup olmadığını Vergi Dairesi, Veteriner Müdürlüğünden,Tapu Dairesi, Ziraat Odasından sorularak ziraat arazi miktarı ile küçükbaş ve büyükbaş hayvan sayısı belirlenerek davacının 30.4.2005 tarihinden itibaren elde edeceği yıllık, aylık zirai net gelirini uzman bir bilirkişiden rapor alınarak tespit ettirip sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hatalı değerlendirme ve eksik araştırma sonucu hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.