Yargıtay · 21. Hukuk Dairesi
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2010/10308 E. 2011/14328 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 21. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/10308
- Karar No
- 2011/14328
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, ölüm aylığı almaya hak kazandığının tespitiyle,aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı anne 17.07.2000 tarihinde ölen oğlundan ölüm geliri bağlanması gerektiğini bildirerek davalı Kurumun 5.1.2010 tarihli 112321 sayılı aksi yöndeki işleminin iptalini istemiştir. Mahkemece, davacıya gelir bağlanması için ölen oğlu tarafından geçiminin sağlanması şartı bulunmadığı gerekçesi ile istemin kabulü ile aksi yöndeki davalı Kurum işleminin iptaline karar vermiştir. Dosyadaki kayıt ve belgelerden,davacının oğlu ... ...'ın 17.07.2000 tarihinde öldüğü, davacının 13.11.2009 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, ölen tarafından geçiminin sağlanmadığı gerekçesiyle Kurumca davacıya ölüm geliri bağlanmadığı anlaşılmaktadır. Sigortalının ölüm tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa'nın 66. maddesinde sigortalının ölümü halinde hak sahiplerine gelir bağlanacağı, bildirilmiş 506 sayılı Yasa'nın 68. maddesinde " geçimi sigortalı tarafından sağlandığı belgelenen ana ve babasına" ibareleri 29.7.2003 tarihli 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Yasa ile değiştirilerek " sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmayan veya 2022 sayılı Yasa'ya göre bağlanan aylık hariç olmak üzere bunlardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan ana ve babasına" ibareleri getirilmiştir. Bu tür yasaların yürürlüğe girmeleri ile birlikte derhal tesirini husule getireceği tartışmasızdır. Öte yandan, 506 sayılı Yasa'nın 99.maddesine göre,Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, iş kazalarıyla meslek hastalıkları ve ölüm sigortalarından hak kazanılan gelir ve aylıklar, hakkı doğuran olay tarihinden itibaren beş yıl içinde istenmezse zamanaşımına uğrar. Bu durumda olanların gelir ve aylıkları, yazılı istek tarihini takibeden aybaşından itibaren başlar.1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın 97.maddesinde ise bu kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde,iş kazası,meslek hastalığı,vazife malullüğü ve ölüm hallerinde bağlanması gereken gelir ve aylıkların,hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen kısmının zamanaşımına uğrayacağı bildirilmiştir. 506 sayılı Yasanın 66.maddesindeki koşulların oluşup oluşmadığı kararda irdelenmemiştir.Davacı ve sigortalının nüfus kayıtları getirtilmemiştir. HUMK.'nun 389 maddesi uyarınca verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddüde mucip olmayacak surette gayet sarih ve açık yazılmalıdır. Bunun yanında hakim somut olayın özelliğine göre infazda duraksamaya yer bırakmayacak biçimde karar yazma durumundadır. Kabul şekli bakımından da davacıya hangi tarihten itibaren aylık bağlanması gerektiğinin hüküm yerinde yazılmayarak hükmün infazında tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmiş olması da hatalı olmuştur. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22/12/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.