Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2006/13149 E. 2006/16593 K. – Tescil

Konu: Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
20. Hukuk Dairesi
Esas No
2006/13149
Karar No
2006/16593
Karar Tarihi
Konu
Tescil

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar ... ve arkadaşları 23.06.2000 tarihli dilekçeleriyle sınırlarını bildirdikleri, ... Köyü Demircilik Mevkiindeki 40-50 dönüm yüzölçümündeki taşınmazın 1940 yılında murisleri tarafından imar ihya edilip zilyet edilirken kendilerine devredildiği, yararlarına imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu iddiasıyla, adlarına tapuya kayıt ve tescilini istemişlerdir. Mahkemece davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, arazi kadastrosunda tapulama harici bırakılmış taşınmazın, imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, Medeni Yasanın 713 maddesi gereğince tapuya tesciline ilişkindir. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu ... Köyünde 1941 yılında askı ilanı yapılarak 1942 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 18.07.1977 tarihinde yapılarak 16.11.1977 tarihinde askıya çıkartılan ve dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması, 1988 ve 1989 yıllarında yapılıp, 15.06.1989 tarihinde ilan edilen, aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır. Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1956 yılında yapılmış ve sonuçları 03.05.1956-04.06.1956 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir.Bu çalışmada çekişmeli yer orman olduğu paftasına yazılarak tupulama dışı bırakılmıştır. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir. Taşınmazın şehir ... imar planı dışında kaldığı belirlenmiştir. Mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ve haritaları, arazi kadastro paftası ile makiye ayırma tutanaklarının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporunda, çekişmeli parselin 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken, 1956 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda orman olarak tapulama dışı bırakıldığı, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 04.09.1986 tarihinde 1605 parsel sayısı ile 39 hektar 6150 m2 yüzölçümüyle Hazine adına tescil edildiği, aynı taşınmaz için ..., ... ve ... ile ... ... ve ... ... tarafından taşınmazın Mülga medeni yasanın 639. maddesi gereğince tapuya tescili iddiasıyla açılan davanın Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 30.12.1999 ... ve 1997/4-1449 sayılı kararı ile açılmamış sayılmasına hükmedildiği belirlenmiştir. Orman kadastrosunun yapılıp kesinleştiği 1941 yılında yürürlükte bulunan 3116 Sayılı Yasanın 13. maddesi hükmüne göre “tahdidi yapılmış ve kesinleşmiş ormanlar Hazine adına tescil olunur.” Bu yasayı yürürlükten kaldıran ve 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe konulan 6831 Sayılı Orman Yasasının 11. maddesinin 4. fıkrası da “kadastrosu yapılıp kesinleşen devlete ait ormanlar tapu dairelerince hiçbir harç, vergi ve resim alınmaksızın Hazine adına tapuya tescil olunur” hükmünü taşımaktadır. Bu yerde orman kadastrosu 1942 yılında kesinleşmiş olduğuna göre, yasanın emredici hükmü gereğince, Dava konusu taşınmazın Hazine adına tapuya tescil edilmiş olması gerekir. Tapulu devlet ormanının bir bölümünün, 6831 Sayılı Yasanın 2. ya da 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılması halinde, yer yine Hazinenin tapulu taşınmazı olmaya devam eder. Bu konu 22.03.1996 ... ve 1993/5-1 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı gerekçesinin 19. paragrafında aynen şu cümlelerle ifade edilmiştir. (... komisyonlarının görevi orman sayılmayan makilik alanları belirlemekten ibarettir. Orman sayılmayan makiliklerin tesbiti ... orman tanımına göre tapu sicilinde düzeltme yapılması niteliğindedir. Bu düzeltme sonucu “orman niteliği ile Hazine adına tescil” edilen taşınmaz orman sayılmayan makilik alan olarak tesbit edilmekle, “özel mülk olarak Hazine adına tapuya tescil” edilecek, taşınmazın sadece tapudaki niteliği değişecektir. Böylece tesbit işlemi ile Hazine adına tapulu olan TAŞINMAZ TAPUSUZ HALE DÖNÜŞMEYECEKTİR.) Görüldüğü gibi, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeki taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerler de yine orman niteliği değişmiş olarak Hazine adına tapulu olmaya devam edeceğinden, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine konu olamayacaktır. Kesinleşen orman kadastrosu, Yasanın emredici hükmüne rağmen, görevli memurların ihmali ya da başka herhangi bir nedenle tapuya tescil edilmemiş olsa bile; orman kadastrosunun kesinleşmesi ile taşınmazın orman niteliğiyle mülkiyet ... Hazineye geçer. Kesinleşen orman kadastrosunun sonradan tapuya tescil edilmesi mülkiyet hakkının doğumu için gerekli değildir. Tescil işlemi, kurucu değil açıklayıcı nitelikte olduğundan durum yine değişmez. Hukukumuzda ilk kez orman dışına çıkarmaya ilişkin yasal düzenleme 1961 Anayasasının ormanla ilgili 131. maddesindeki değişikliğe paralel olarak 04.07.1973 tarihinde yürürlüğe giren 1744 Sayılı Yasayla yapılmış, 2896, 3302 ve 3373 Sayılı Yasalar ile değişiklikler gerçekleşmekle birlikte, Anayasadan kaynaklanan bu düzenleme varlığını sürdürmektedir. 6831 Sayılı Yasanın değişik 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2 ve 2896, 3302 ve 3373 Sayılı Yasalar ile değişik 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, devletin hüküm ve tasarrufu altında olan ve imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilebilecek hali yerlerden farklıdır. Nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan bu yerler, Anayasanın 170. maddesi ve 2924 Sayılı Yasa ile belirlenen amaçların gerçekleştirilmesi için Orman Bakanlığının emrine geçer. Hazine dahi diğer özel taşınmazlarında olduğu gibi bu yerlere serbestçe tasarruf edemez. Şöyle ki; 2924 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Yasının 1. maddesinde yasanın amacı “...nakline karar verilen orman içi köyler halkının yerleştirilmesi ve orman sınırları dışına çıkartılmış ve çıkartılacak yerlerin değerlendirilmesi suretiyle, orman köylülerinin kalkınmalarının desteklenmesi” olarak açıklanmıştır. Kapsam başlıklı 2. madde “Bu Yasanın, 6831 sayılı Orman Yasasının 2 nci maddesi uyarınca orman kadastro komisyonları tarafından orman sınırları dışına çıkarılan; a) Orman olarak muhafazasında bilim ve ... bakımından hiçbir yarar görülmeyip, aksine ... alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar görülen yerleri, b) Otlak, kışlak, yaylak gibi yerleri, c) Tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (Antep fıstığı) gibi çeşitli ... alanlarını, d) Şehir, kasaba, köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim sahalarını, kapsar.” Tesbit tefrik ve tescil işlemleri başlıklı 3. madde hükmüne göre de, “Orman kadastro komisyonlarınca, orman sınırı dışına çıkarılan yerler, Orman Bakanlığının talebi üzerine Hazine adına tescil edilir. Bu yerler, bu Yasanın hükümleri uygulanmak kaydıyla Orman Bakanlığı emrine geçer...” Değerlendirme işlemleri başlıklı üçüncü bölümün 11. maddesi,” Bu Yasanın 2 nci madde (c) bendi kapsamına giren tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (Antep fıstığı) gibi ... alanları ve buralardaki yapı ve tesislerin yerleri; orman sınırları dışına çıkarıldıkları tarihteki fiili durumlarına göre ifraz edilerek, bu yerleri kullanan kişilere, rayiç bedelleri peşin veya on yıllık süre içinde ve eşit taksitle alınmak üzere, ... ve Orman Bakanlığınca satılır... 3402 Sayılı Kadastro Yasasına göre bu yerlerin kadastrosu öncelikle yapılır. (30/10/1995 ... ve 4127 Sayılı Yasanın 1 maddesi ile değişik.) Kadastro çalışmaları sırasında, fiili kullanım durumuna göre sınırlandırması ve Hazine adına tespit yapılacak bu yerler üzerindeki muhdesat ile tasarruf edenlerin isimleri, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilir. 3402 Sayılı Yasasının 11 inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç, diğer ilanlar yapılmaz. Kadastro çalışmaları sonucunda belirlenen kişilerin, bu maddenin dördüncü fıkrasına göre gerçek hak sahibi olup olmadıkları hususu, ayrıca Orman Bakanlığınca tespit edilir...” Bakanlar Kurulunun 15.07.1997 ... ve 97/9637 sayılı kararı ile kabul edilen ve 31.07.1997 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan, Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik de yukarda anlatılan yasal düzenlemeye paralel hükümler içerdiği gibi, Anayasa Mahkemesinin 30.03.1993 ... ve 1992/48-14 sayılı kararıyla,17.10.1983 günlü, 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Yasanın: 11. maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci tümcesinin sonundaki “...kullanan kişilerin adları kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilir.” Üçüncü fıkrasının “3402 Sayılı Kadastro Yasasına göre bu yerlerin kadastrosu öncelikle yapılır” diyen ilk tümcesinden sonra gelen ve iptal edilen kuralı dışında kalan diğer kuralları, dördüncü ve beşinci fıkraları; Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Yasa ile getirilecek düzenlemelerin, Anayasa’nın 170. maddesinde öngörülen amaca uygun olması, orman niteliğini yitirdiği için orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, orman köylüsünün yararlanmasına tahsis edilmesi gerektiği, 2924 Sayılı Yasa’nın 3763 Sayılı Yasa ile değişik 11. maddesinin birinci fıkrasında yer alan iptali istenen düzenleme ile, orman niteliğini yitiren yerleri kullanan kimselere orman köylüsü olup olmadıkları gözetilmeden arazi verilmesi ve bu yerlerin takdir edilecek rayiç bedel üzerinden kullanan kişilere satışının öngörüldüğü, orman köylüsü olup olmadığına bakılmaksızın bu yerlerin kullanan kişilere satışının yapılmasını sağlayan bu düzenlemenin Anayasa’nın 170. maddesine aykırı olduğu” gerekçede açıklanarak İPTALİNE karar verilmiştir. Yine Anayasa Mahkemesinin, 28.11.2002 günlü Resmi Gazetede Yayınlanan, 27.09.1995 ... ve 1995/13-51 sayılı kararı ile, 24.02.1984 günlü, 2981 sayılı “İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Yasanın Geçici 2. maddesinin 22.05.1986 günlü, 3290 Sayılı Yasa’nın 14. maddesiyle değiştirilen (e) bendi, özcümle “2981 Sayılı Yasa’nın 1. maddesinde, imar ve gecekondu mevzuatına aykırı olarak inşaa edilmiş ya da inşa halindeki bütün yapılar hakkında uygulanacak işlemler ve buna ilişkin tesbit, değerlendirme ve uygulamanın bu yasaya göre yapılacağının, 10. maddesinde de hazine, belediye, il özel idarelerine ait veya ... Genel Müdürlüğü’nün idare ettiği arsa veya araziler üzerinde gecekondu sahiplerince yapılmış yapıların kayıt sahibi kamu kuruluşunca hak sahiplerine tahsis edilerek tapu sicilinin beyanlar hanesinde gösterilip “Tapu Tahsis Belgesi” verileceğinin, bu belgenin ıslah imar planı veya kadastro planları yapıldıktan sonra hak sahiplerine verilecek tapuya esas teşkil edeceğinin belirtildiği, İtiraz konusu kuralı da içeren geçici 2. maddede ise, imar mevzuatına uygun inşa edilerek kullanma izni alınmış yapı olarak kabul edilen durumların sayıldığı, (e) bendinde de 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve ... bakımından orman niteliğini kaybetmiş yerlerin, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanları orman sınırları dışına çıkarılarak bu Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağının öngörüldüğü, buna göre, (e) bendinde belirtilen yerler hakkında 2981 Sayılı Yasa hükümleri uygulanacağı, bunların ilgililer adına tapuya tescil edilip satışa konu olacağı, İtiraz yoluna başvuran Mahkemenin, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 45. maddesinin 20 yıllık zaman aşımı süresi geçmesi nedeniyle ormanların özel mülkiyete konu olabileceğine ilişkin birinci fıkrasının Anayasa Mahkemesi'nin 1987/31 E., 1988/13 K. sayılı kararıyla iptal edildiği, buna karşın, geçici 2. maddenin itiraz konusu (e) bendiyle orman alanlarının özel mülkiyete geçmesine olanak tanındığını belirterek, kuralın Anayasanın 169. ve 170. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürdüğünü, Anayasanın 169. maddesinde,devlet ormanlarının mülkiyetinin devir olunamayacağı, ormanların korunması ve alanlarının genişletilmesi için devletçe gerekli yasal düzenlemelerin yapılacağı ve önlemlerin alınacağı, ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme izin verilemeyeceği, orman olarak muhafazasında bilim ve ... bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine ... alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve ... bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli ... alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen arazilerin, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında orman sınırlarında daraltma yapılamayacağının öngörüldüğü, 170. maddesinde de, ormanlar içinde veya bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması, ormanların ve orman bütünlüğünün korunması bakımından, ormanın gözetilmesi ve işletilmesinde devletle bu halkın işbirliğini sağlayıcı tedbirlerin alınacağı, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve ... bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi, bilim ve ... bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tesbiti ve orman sınırları dışına çıkartılması, orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için Devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek ancak bu halkın yararlanmasına tahsis edileceğinin hükme bağlandığı, Buna göre, ormanların tahribinin önlenerek ulusal ekonomiye katkısının sağlanması ve orman köylüsünün üretici haline getirilip kalkındırılması için orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin yalnızca orman köyleri halkının nakli ve yerleştirilmesi amacıyla değerlendirilmesinin öngörüldüğü, Anayasanın 169. maddesindeki orman sınırlarının daraltılmasına olanak tanınan iki halde de, orman sınırları dışına çıkarma sonucu elde edilen alanların değerlendirilmesi açısından herhangi bir ayrım yapılamayacağı, bu yerlerden yararlanmaya ilişkin düzenlemelerin Anayasanın 170. maddesinde öngörülen amaca uygun yapılması gerekeceğinin kuşkusuz olduğu, bu durumda yasa koyucunun belirtilen alanların kullanıcılarına veya başkalarına, hatta orman içi köyler halkına satılmasını veya bu amaçla devredilmesini sağlayacak bir düzenleme yapmasının mümkün olmadığı, açıklanan nedenlerle, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve ... bakımından orman niteliğini kaybetmiş yerlerin, orman sınırları dışına çıkarılarak 2981 Sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması suretiyle satışı ve devri olanağını getiren itiraz konusu kuralın, Anayasanın 169. ve 170. maddelerine aykırı olduğu karar gerekçesinde açıklanarak İPTAL edilmiştir. Şu hale göre; orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazlar, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki diğer hali yerler farklı statüdeki taşınmazlardır. Orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin bedeli karşılığında satılmasını öngören yasalar dahi Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasada gösterilen amaç dışında tasarruf edilemeyeceği gerekçesiyle iptal edilmiştir. Devletin özel mülkiyetinde bulunan tapulu ve tapusuz taşınmazlar Hazine tarafından bedeli karşılığında her zaman, herkese satılabileceği ya da başka bir amaçla tahsis edilebileceği halde, orman rejimi dışına çıkartılan yerler bedeli karşılığında dahi satılamaz. Anayasa Mahkemesi kararlarında açıklandığı gibi, bedeli karşılığında bile Devlete satma yetkisi tanınmayan taşınmazların diğer hali yerler gibi kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinilmesi düşünülemez. Ayrıca; 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 18/2. maddesi hükmüne göre “Yasaları uyarınca devlete kalan taşınmaz mallar tapuda kayıtlı olsun olmasın zilyetlikle kazanılamaz.” Yasanın bu maddesinde “yasaları uyarınca devlete kalan taşınmaz malların” hangi malları kapsadığı sayılmamışsa da, yukarıda anlatıldığı gibi gerek Yasal Düzenlemeler gerekse Yargı Kararları gözetildiğinde, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi ve 2896, 3302 ve 3373 Sayılı Yasalar ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan yerler ile geçerli bir işlemle makiye ayrılan yerlerin de 3402 Sayılı Yasanın 18. maddesi anlamında “yasalar uyarınca devlete kalan taşınmaz mallar” olduğu ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği kabul edilmelidir. Kaldı ki, çekişmeli taşınmazın Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı 1977 yılından, Hazine adına tapuya kayıt edildiği 04.09.1986 tarihine kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresi de dolmamıştır. Bütün bunlardan ayrı; davacı tarafın aynı sav ile 30.12.1996 tarihinde açtığı davada, kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasının 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığının belirlendiği, davacı tarafın davasını takip etmemesi nedeniyle, Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 21.09.1999 ... ve 1997/4-1449 sayılı kararıyla davanın açılmamış sayılmasına hükmedildiği, bu uyuşmazlık nedeniyle taşınmazın nizasız olarak zilyet edildiği söylenemeyeceği gibi, esasen davacı taraftan, ... ve Sam Batu’nun bu yer için 1993 yılında ecri misil ödediklerinden davacı tarafın ... sıfatıyla zilyetliklerinden de söz edilemez. Değinilmesi gereken diğer husus da, taşınmazın bulunduğu yerin taşkın sahası olduğu sedde yapımı ile taşkından korunduğu yönündeki jelog bilirkişi raporu ile aynı mevkideki başka taşımazlarla ilgili dava dosyalarında bulunan Devlet Su İşleri Şube Müdürlüğünün, Milli Emlak Dairesi Başkanlığı, ... Batı ... Emlak Müdürlüğüne yönelik 09.01.1998 tarih B 15 1 DSİ 1 13 03 00/124.1/16/295 sayılı yazısında, “... ... Mahallesi sınırı içerisinde bulunan ... Çayı seddelerinin 1967 ila 1970 yılları arasında inşaa edildiği, aradan geçen zaman içerisinde ihtiyaca göre ... yatağı ıslahı kapsamı içerisinde bakım ve onarım çalışmaları yapıldığını bildirdiği yazısı birlikte değerlendirildiğinde, çekişmeli taşınmazın halen taşkın tehditi altında olan ... yatağı olduğu, taşkından korumak için yapılan seddenin geçici tarzda olduğu ve ... ıslah projesinin henüz bitirilmediği, kalıcı seddelerin henüz yapılmadığı bu haliyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği açıktır. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacı gerçek kişilerin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişilere yükletilmesine 30.11.2006 günü oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/13149, K. 2006/16593, T. 30.11.2006, www.arakarar.com/karar/yargitay-20-hukuk-dairesi-2006-13149-e-2006-16593-k-ab9c500a8425