Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2026/27 E. 2026/6074 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/27
Karar No
2026/6074
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2577 E., 2025/2638 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 4. Aile Mahkemesi SAYISI : 2024/519 E., 2025/431 K.

Taraflar arasındaki karşılıklı olarak açılan boşanma davalarının yargılaması sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen ve yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın vekili tarafından reddedilen boşanma davası ve davalı- karşı davacı erkek vekili tarafından reddedilen boşanma davası ve ortak çocuklar yararına hükmedilen tedbir nafakaları yönlerinden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 40 ıncı ve Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 18 inci maddeleri uyarınca yapılan ön incelemede; Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı-davacı erkek tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edildiği, bu sebeple de temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı belirlenmiştir. Adli yardım, temyiz yoluna başvuru sırasında talep edilmekle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 336 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca adli yardım talebini inceleme görevi Yargıtay'a aittir.

Adli yardım, 6100 sayılı Kanun’un 334 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddelere göre gerçek kişiler ile kamuya yararlı dernek ve vakıfların yararlanabileceği adli yardımın şartları ödeme gücünden yoksun olma ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Adli yardım talebinde bulunan gerçek kişi veya tüzel kişinin yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri de mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Adli yardım talebinde bulunanın ödeme gücünden yoksun olup olmadığı bu belgeler incelenerek belirlenecektir.

Bu açıklamalar ışığında, adli yardım talebinde bulunan davalı-karşı davacı tarafın kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken temyiz yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşıldığından adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

Tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-karşı davacı erkek vekilinin ortak çocuklar yararına hükmedilen tedbir nafakalarına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası uyarınca evlilik birliği eşlerin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa boşanmaya karar verilebilir. Bölge Adliye Mahkemesi, tarafların ve tanıkların beyanı ile sosyal inceleme raporuna göre eşlerin davadan sonra birlikte yaşadıkları, böylelikle birbirlerinin kusurlu davranışlarını affettikleri gerekçesiyle her iki boşanma davasının reddine karar vermiştir.

Somut olayda, dosya kapsamındaki delil ve taraf beyanlarına göre tarafların yargılama sürecinde zaman zaman ortak konutta yaşadıkları ancak bu durumun zorunluluktan kaynaklandığı, kadın eşin dava dilekçesinde "kalacak yeri olmaması sebebiyle aynı evde kaldığını ve işbu davayı açmak için okulların kapanmasını beklediğini" beyan ettiği, Bölge Adliye Mahkemesi kararına gerekçe yapılan sosyal inceleme raporunda kadının "boşanma konusunda kararlı olduğu"nu ifade ettiği, erkeğin tanığı ...'in tarafların 2-3 aydır ayrı yaşadıklarını, onun öncesinde de çocuklarının gelişim geriliği olması sebebiyle birlikte yaşadıklarını beyan ettiği anlaşılmıştır. Tarafların zorunluluklar sebebiyle aynı konutta yaşamaya devam etmeleri sebebiyle birbirlerinin kusurlarını affederek evlilik birliğinin devamı için biraraya geldiklerinden söz edilemez. Bu durumda, dosya kapsamındaki deliller değerlendirilerek tarafların kusur durumu belirlenip her iki dava ve fer'îleri hakkında karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.

KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı- karşı davacı erkek vekilinin ortak çocuklar yararına hükmedilen tedbir nafakalarına yönelik temyiz itirazlarının reddine, 2.Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının her iki dava yönünden BOZULMASINA, bozma sebebine göre her iki dava ve fer'îleri yönünden yeniden hüküm kurulması zorunlu olduğundan tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2026/27, K. 2026/6074, T. 03.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-hukuk-dairesi-2026-27-e-2026-6074-k-a0d82225d7f2