Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/8533 E. 2026/4009 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/8533
- Karar No
- 2026/4009
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/350 E., 2025/440 K. DAVA TÜRÜ : Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 1. Aile Mahkemesi SAYISI : 2019/96 E., 2022/8 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi ve davanın reddi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı erkek tarafından açılan ve 05.03.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile tamamen ıslah edilen 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayalı boşanma davasının yapılan yargılaması sonucunda; İlk Derece Mahkemesince "...davacı erkeğin dava dilekçesinde iddia ettiği ve daha sonra ıslah dilekçesinde tamamını tekrar ettiği olayların ispat edilemediği, gerçekleşmiş olsa bile davacının davalıyı af ettiği ve bu iddiaların artık boşanma davasında ileri sürülemeyeceği, boşanma davası açıldıktan sonra tarafların birlikte tatile gittikleri yönündeki davalı iddiasını tanıkların bir kısmının doğruladığı, davacının da buna ilişkin bir itirazının bulunmadığı, davacının tanıkları ..., ... ve ... davalının sadakatsiz eylemlerine tanık olduklarını beyan etmişlerse de; tanıkların açık tarih bilgisi vermekten kaçındıkları, tanıklık yapmadan önce tehdit edildiklerinden bahisle şikayetçi olduklarını beyan ettikleri, davaya kendi şahsi meseleleri gibi baktıkları, tanık ...’ın ifadesinde bilgisayardaki fotoğraflardan bahsederken adeta hukuka uygun delil elde ettiğini ispatlama çabasında olduğunun görüldüğü, ayrıca davacı ile davalının işyerlerinin yanyana olması, meslektaş olmaları, ... isimli şahsın davalının kardeşinin kocası olması ve sair hususlar birlikte değerlendirildiğinde tanıkların ifadelerinde beyan ettikleri gibi davalı ile ... isimli şahsın bu kadar rahat hareket etmelerinin hayatın olağan akışına aykırı olacağı vicdani kanaatine ulaşılarak bu tanık beyanlarına itibar edilmediği, davalı tanığı ve kardeşi olan ...’nın ... isimli şahsın eşi olması ve tanığın ayrıntılı beyanları da davalının savunmalarını doğruladığı, davalı kadına atfı kabil bir kusurun ispatlanamadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı erkek vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı erkek vekilince yukarıda gösterilen şekilde temyiz edilmiştir.
Dosyanın yapılan incelemesi ve toplanan delillerden davacı erkeğin, 05.03.2020 tarihli ıslah dilekçesinde davalı kadının kız kardeşinin eşi olan ... isimli şahıs ile kendisini aldattığı vakıasına dayandığı, dosyada tanık olarak dinlenen davacı tanığı ...'ın davalı kadın ile ... isimli şahsı elele tutuşup, öpüşürlerken gördüğü ve "fotoğraflar" dosyası açık bırakılan evdeki bilgisayarda davalı kadın ile ...'in yan yana eş gibi çekilmiş fotoğrafını gördüğü şeklindeki beyanı, davacı tanığı ...'in davalı kadının yanında çalışırken depo kısmında ... ile davalı kadını dudak dudağa ve sarmaş dolaş öpüşürken bizzat gördüğü şeklindeki beyanı ile davacı tanığı ...'in davalı kadının yanında çalışırken ... ile davalı kadının iş yerinin mutfak kısmına geçip kapıyı örtükleri ve mutfakta olan kameranın bakış açısını da yukarı kaldırdıklarına şahit olduğu, ...'in elini davalı kadının bacağında gezdirdiğini gördüğü ve ...'in davalı kadına çiçek getirdiği şeklindeki beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; değişik zaman ve yerlerde davalı kadının güven sarsıcı davranışta bulunduğunun sabit olduğu, affa uğramadığı veya en azından hoşgörü ile karşılanmadığı sürece eylemlerin geçmiş tarihli olmasının sonuca etkili olmayacağı, zira davacı erkeğin davalı kadının bu davranışlarını ıslah dilekçesini sunmadan önce öğrendiğini beyan ettiği ve bu beyanının aksinin de ispatlanmadığı hususu da dikkate alındığında kadının bu eyleminin af ve hoşgörü kapsamında kaldığından bahsedilemez. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve evliliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte davalı kadından kaynaklanan bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Davacı erkek boşanma davası açmakta haklıdır. O halde erkeğin davasının kabulü ile boşanmaya karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme, soyut ve yetersiz gerekçeler ile tanıklar ..., ... ve ... beyanlarına itibar edilmeyerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR: Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının davacı erkek yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.