Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/4011 E. 2025/10886 K.

Konu: Karşılıklı Boşanma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4011
Karar No
2025/10886
Karar Tarihi
Konu
Karşılıklı Boşanma

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/842 E., 2025/222 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 3. Aile Mahkemesi SAYISI : 2022/455 E., 2024/447 K.

Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine karar verilmiştir. Kararın davalı-davacı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen esastan reddi ve kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün ilgili bölümlerinin kaldırılarak kaldırılan yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı- davalı kadın tarafından kusur belirlemesi, hükmedilen maddi ve manevi tazminatlar ile nafakalar miktarları yönünden; davalı- davacı erkek vekili tarafından ise kusur belirlemesi, kadının davasının kabulü, hükmedilen tazminatlar ve nafakalar ile velayet düzenlemesi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usuli eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre İlk Derece Mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince verilen karara davacı-davalı kadın vekili istinaf yoluna başvurmamıştır. Hâl böyle iken İlk Derece Mahkemesi kararına karşı "hükmedilen tazminatlar" yönünden istinaf yoluna başvurmayan davacı-davalı kadının bu konuda Bölge Adliye Mahkemesi esastan ret kararına karşı temyiz hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; davacı-davalı kadın vekilinin "hükmedilen tazminatlar" yönünden temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı-davacı erkek vekilinin tüm, davacı-davalı kadın vekilinin sair hususlarda gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.İlk Derece Mahkemesince; ortak çocukların velâyetlerinin anneye verilmesine karar verilmiştir. Davacı-davalı kadın tarafından temyiz incelemesi aşamasında sunulan11.07.2025 havale tarihli dilekçesinde; çocukların velâyeti ile ilgili talebinden feragat ettiğini, ortak çocukların velâyetlerinin babaya verilmesini istediğini, dilekçeyi verdiği gün itibariyle de çocukları babalarına teslime ettiğini belirttiği, iş bu dilekçe göz önüne alınarak gelişen yeni duruma göre yeniden sosyal inceleme raporu alınarak çocukların üstün yararı değerlendirilerek velâyet konusunda sonucu uyarınca bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir. 3.Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre kadın lehine takdir edilen toptan yoksulluk nafakası azdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak 4721 sayılı Kanun'un 175 inci ve 176 ncı maddesi gereğince daha uygun miktarda toptan nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı-davalı kadın vekilinin, hükmedilen tazminatlara yönelik temyiz dilekçesinin istinaf edilmeyen yön temyiz edilemeyeceğinden REDDİNE, 2.Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; a)Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının velâyet düzenlemesi ile toptan yoksulluk nafakası miktarı yönünden BOZULMASINA, bozma sebebine göre iştirak nafakası hususunda temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, b)Taraf vekilllerinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana iadesine, Dosyanın ilgili Bölge Adliye Mahkemesine, 09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/4011, K. 2025/10886, T. 09.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-hukuk-dairesi-2025-4011-e-2025-10886-k-48b6256a9e47